kızılca kıyamet içinde
kapanmaz yaramsın
etimden ayrılan tırnağımsın
uğruna serimden geçtiğim
onulmaz derdine düştüğüm
sen
halkımsın
oy
benim yüzü gülmeyenim
oy
benim gözleri görmeyenim
oy
benim deryayı bilmeyenim
yakılmış yıkılmışlığımsın ve hainliğimsin
umutsuzca, çaresizce ölmüşlüğümsün
diyar diyar, katar katar sürülmüşlüğümsün
sen
halkımsın
Sanki dışardaki insanların anlayamayacağınca cümleler kurmak bir sıfat.
Onlar kadar oluşa karşı duruken aynı zamanda bir uzaklaşma/mesafe
tanımlıyor;
kendinden hareketle değil de, sanki o(n/lmuşlar)dan
hareketle kendi pozisyonunu tarif etmek gibi...
Buna
nasıl karşı konulur? Cehalete?
Birileri kendilerini sonunda nokta olan cümlelerle tarif ediyor.
Sonra maddenin karşı konulmaz deviniminde kişiliksiz kalmamak adına o
cümleyi "mecazi anlam ifade etmek üzere kurulmuş" kılıyor. Bu aslında
farkındalığın cehalete kurduğu bir tuzaktır, ama cehalet göbek atıyor....
..... farkındalığın da penisine kan doluyor (akacak kan
zarda durmaz(be(r)del)).
=> (r) kan kardeşliğinden geliyor...
Sonra da direnmeye sen kalk terör de! Olacak şey mi?