Kardeşimi isteyen teğmen,
generalliğe doğru yola koyulduğunu, bu konuda mümkün olanı
kovalayacağını dile getiriyordu ben dişlemi sıkarken.
Etiketler, askeri harp okulu hikayeleri, özel okul
saçmalıkları, amerikan bayrağının konsolosluk dışında
sallandığı ikinci yer olan Robert kolejini küçümseme,
Kürtlerden (yine damarıma basılır nitelikte) bahsetme
durumları, onların kayıtsızca çoğalmalarının ırksal
politikaları, cumhuriyetin kuruluşu sırasında devlet
politikası olan hizmet götürmenin onlar tarafından itilmesi
hikayeleri vs... tipik modunda yetiştirilmiş asker..
İğrençççççç................
Harp akademisinin
üniversite ayarında mezun vereceğini, kendisinin
birincilikleri, LES'e giriş hakkı ve gelecek planları....
Bizim evdeyiz, sanki pazaryeri...! Sınavlardan
bahsediliyor, seviyelerden, askeri disiplinden, boğuldum
artık...
Dayanamayıp insan tek
tipmiş gibi eğitim vermenin, herkese aynı formülle bilgi
şırıngalamanın ne kadar yanlış olduğunu açıkladım. Ardından
tek tip olmanın, insanı törpüleyeceğinden,
renksizleştireceğinden, özgürlüğün ancak özgüven ile
birlikte adam ve bilgi üretebileceğinden bahsettim.
Korkularla hareket etmenin insanı doğru yere
götürmeyeceğinden bahsettim. Askeriyenin yükselme
kriterlerini yerdim. "Önemli olan ne bildiğin değil,
bildiğinle ne yapabildiğindir" dedim. Kopmuşum artık, çocuk
bir baktım "evet haklısınız" durumlarında.
Sonra konu değişti,
babası dünyanın kötü bir yere doğru gittiğinden bahsetti.
Teknolojinin, bombaların kızaklarında bir düğmeye basılmaya
hazır bekletildiğini, teknolojinin hata yapma olasılığını
vs..... Ben yine kesip insanın işlenmesi gerektiğini, bütün
var olana insanın değer kattığını, bir aracı doğru amaç
doğrultusunda doğru ahlak ve değerler bütünün
kullanabileceğini, dolayısıyla bunları değil de insanı
konuşmak gerektiğinden bahsettim. Odadan çıktım tuvalete.
Döndüğümde yoktular...
Çok mutluydum ama öyle
sinirlenmişim ki, her yerimden kasılmışım....
Annemlere de kızdım,
bir daha şakasını bile yapmayın dedim. Politik
görüşü(cehaleti) nedeniyle bile gırtlağını sıkabileceğim
birisinin kardeşime bu şekilde, görücü usulü talip olmasını
kaldıramam. Evden tuz mu istiyorsunuz siz? Nedir bu
ahmaklık? Değersizlik? Kültürsüzlük?
Bizde insan, bir
geçmişin devamı oluşunu değil, yarını üretebilişini konuşur,
bununla gurur duyar. Birikime saygı ayrıca duyulur, birikim
onu orada tutacak değil onu yarına taşıyacak içeriğe sahip
olmalı. Çünkü kültürlerin insan üretmesinden çok, insanın
kültür üretmesine odaklanmalısın ki kendini katmış olabil,
koşullarını, gününü, aşkını.... Devinmeyi doğru okumak ve
aydın olmak lazım. Değer diye sarıldığının içinde sen
yoksun, doğrular yok, günün koşulları yok. Bu ne körü
körüne asalaklıktır?
Kürtlere karşı duran
cumhuriyetçi kesiliyor başımıza, milliyetçi kesiliyor...
Bu asker kafalı
uzaylılardan hemen önce de, kuzenim Kürt eşiyle (saygın,
incelikli, içerikli, değerli bir insandır...) ayrıldı
bizden... :)
Beni de var ya, bir
ortam, olabilirim yok gibi neredeyse! Gerçi hep hırsımla
oturup yazıyor olmamdan dolayı böyle görünüyorum (deep not)
...
Aklıma da evin pazar
yeri havasından hatırlatılma 'zeka ürünü' bir şiir geldi (Gülten
AKIN'dan);
Pazar yeri genç
kızların neresi?
Ten kafesi...