dalımda bir kuş
    ya da kuş zannettiğim
                    dalıma konan
seni anlayan ben
bendeki seni
sen ile teyit eden değil midir?
 
kim çıkar ki kendisinden?
kimdir yolunu bulan?
 
cümlemde bir düş
    ya da düş zannettiğim
                    cümle olan
alışkanlıkları kırarken
acır bir yeri günün
acıyan yerinden filizlenir
                                yeni
 
kim okur ki şiiri yazdığımca
ve belki de hangi şairane ile
buluşacak takdirim beni hiç ederek
 
 
kim bunca çağlayarak akan nehri kendinde dindirir;
                hangi beden?
                hangi bend?
 
 
Değişmeyi deneyemeyecek kadar kaskatı kesilmişiz.  Her çaba, ağrı, sızı,.., küçük bir kazı, küçük bir keşif, ardında anlamlı sandığın her bir değerin altında dinamit.  Bu yüzden kendimizde direnmemiz, diretmemiz, yetinmemiz.  Bizi olduğumuzdan başka bir yere götürecek bir adımda ise kendimizden kurtulabilmenin bayramını kutlarız. 
 
Tüm bunların ışığında;
Son günlerde aileme karşı takındığım kaskatı tavır onların narin birikimlerini sarsıyor.  Burada ise gördüğüm, her birimizin sadece bir gömlek deri eskittiğimizdir.  Bu noktada başkasına kendisi olma hakkını verirsin ve vardığın yer ile başkasını yermezsin.  Aileme bu denli karşı çıkarken onlara saygıya kendim olma devinimimden varmam beni sarstı;
sanki bir çemberi dolanıyorum,
onlardan yola çıkıp onlara vardığım;
tanrıdan kaçarken ona varırcasına...
 
 
Sonra dün akşam Erkan'a "mutlu aşk yoktur (Aragon)" bir kıta gönderdim SMS ile.  O şiire de Moviemax'deki bir filmde (8 kadın) rastladım; bestelenmiş, güzel bir şarkı olmuştu.  Kitabı ise ayıraçzede bir halde yatağımın başında....   
 
Bu gün Ezginin Günlüğü'nün "İlk Aşk" albümünü aldım, içindeki şarkılardan biri "mutlu aşk vardır"...
 
.......
 
hayat silahsız askerlere benzer
bir başka kader için giyinip kuşanan
ne yarar var onlara erken kalkmaktan
onlar ki akşamları aylak kararsız insan
ve bunca gözyaşı yeter sevgili,
                            mutlu aşk yoktur
 
                                        (aragon)
 
 
.......
 
hayat bir denizmiş
kirlenir
benim kalbim çok temiz
 
nasıl geçerse geçsin gündüzüm
mutlu bitsin gecemiz
 
benim sevdam dile düşmüş, olsun
ateşimle alem tutuşmuş,olsun
yedi cihan gülsün halime
mutluluk benim olsun
 
                                        (Hüsnü ARKAN)
 
 
 
Ezginin Günlüğü, Sabahat AKKİRAZ ve Sertab'ın son cd'lerini aldım.  Simit sarayından da karışık iki simit, bizim amcadan da Elazığ yöresi üzümleri mahsulü Buzbağ.  Şimdi sazının tellerinde Erol PARLAK'ın ve sesinin ihtişamında Sabahat AKKİRAZ'ın, bir masala tutunup sevdim yaşamayı, karşı koyarcasına başkası edilmeme...