DOĞA FELSEFESİ

            Gerçek anlamda felsefe, M.Ö. 6. yüzyılda bugün ki Batı Anadolu kıyılarında, İonia’da başlamıştır. Bu bölgede felsefenin doğabilmesi için her türlü şart  mevcuttu. İonia’da şehir devletleri (polis) vardı ve bunların hepsi yüksek refah düzeyine erişmişlerdi. Bundan sonra geriye kalan şey, bireyin merakı idi. Kişi verilen, öğretilenlerin tümünü yeterli bulmayıp, varolanların nedenini araştırmaya başladığı anda felsefenin de temeli  atılmış oldu.

         Bu temeli atan da Thales olmuştur. Thales evreni, Yunan dini ya da mitolojisinin sunduğunun dışına çıkararak anlamaya ve açıklamaya çalışmıştır. Onu, Anaximandros, Anaximenes  ve diğerleri izlemiştir. Bu filozofların evreni açıklarken kullandıkları ortak şey, doğa idi. Bu sebeple onların yaptığı felsefeye “ doğa felsefesi ya da varlık felsefesi “ denmiştir. Bu ilk doğa filozofları dış dünyayı gözlemlemiş ve bir çokluk olduğunu görmüşler; bu çokluğun ancak ve ancak onun kendisinden çıktığı veya türediği bir birliğe indirgenebildiği zaman anlaşılır hale gelebileceğini ve dolayısıyla açıklanabileceğini düşünmüşlerdir. Bundan dolayı ilk doğa filozofları arkhé problemi ile uğraşmışlar, dış dünyadaki varlıkların kendisinden doğduğu ilk maddeyi belirlemeye çalışmışlarıdır.

            Sokrates öncesi ilk doğa felsefesi kendi içinde dört dönem ya da okula ayrılır. Sırasıyla maddi neden ya da arkhé problemi üzerinde duran Milet (İonia) Okulu, maddeden çok form üzerinde duran ve aynı zamanda dini bir cemaat oluşturan Pythagorasçı Okul, daha çok değişme problemi üzerinde yoğunlaşan Herakleitos ve Elea Okulu ve nihayet birden çok arkhé öne süren Plüralistlerdir.

            a)İyonya OkuluThales, Anaximandros, Anaxsimenes

            b)Pythagorasçılar:

            c)Değişim problemi : Elea Okulu ( Parmenides, Zenon, Xenophanes ), Herakleitos

            d)Plüralistler : Empedokles, Anaxagoras, Atomcular   

Ana Sayfaya Geri Dön

Düşünceleriniz için burayı tıklayın


            Hazırlanış: Aralık 29, 2001.