::: Ekonomi Terimleri ::: |
|
A
A TİPİ YATIRIM FONU:
Hisse senedi ağırlıklı yatırım fonlaridir. Portföy değerinin en az yüzde 25'ini
devamli olarak Türk şirketlerinin hisse senedi olarak tutmalari zorunludur.
AÇIK PİYASA İŞLEMİ: Merkez Bankası'nın para değerinde
kararlılık sağlamak amacı ile giriştiği piyasa işlemleridir.
Piyasaya hazine bonosu ya da tahvil satarak para hacmini
daraltabilir veya alım yaparak genişletebilir.
AKTİF KARLILIK ORANI: Aktiflerde yapılan yatırımin net karlılığını
göstermektedir. Bu oranın yüksek olmasi şirketler için iyidir. Fakat şirketlerin
aktif karlılık orani kadar yapılan yatırımlarin finansmanindan öz kaynak ya da
yabanci kaynak kullanıldiği da önemlidir. Bu oran aşağidaki formülle hesaplanir:
Aktif karlılık Orani: Net Dönem Kari / Aktif Toplami
AMORTİSMAN: Bir şirketteki makina, tesis, tesisat gibi taşinir ve tanişmaz mallarin
değerinde bellirli bir zaman sonra meydana gelecek değişime (düşüş) amortisman
denir. şirketler amortismani ürünlerinin maliyetlerinin üzerine ekleyerek ya da ilgili
yılın giderleri arasina koyarak realize eder.
ARBİTRAJ: Kısa dönemli fonların yatırıldığı alandan alınıp
başka bir alana kaydırılmasıdır.
ATIL PARA: Para piyasasının dışına çıkarak kullanılmayan
paradır.
ASİT ORANI: Cari oranın konsantre halidir. Dönen varlıklardan daha
yavaş nakde çevrilebilen kalemler çikartilir ve bu şirketin nakit pozisyonuna
bakılır. Nakte en hızlı dönüşen kalemler ile yapılan bu likidite ölçüsü
aşağidaki formülle heseplanabilir:
Hazir Değerler + Menkul Değerler Cüzdani + Tic. Alacaklar + Diğer Alacaklar / KV
Borçlar.
B
BİLANÇO: Bir şirketin
dönemsel faaliyetleri sonucu, dönem
sonunda hazırladıkları (31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık) ve
yayınladıkları tablolardır. Şirketin portresini çizen bu tablolar muhasebe dilinde
"t tablosu" olarak adlandırılır.
BLOKAJ: Bir varlığın kullanımina yetkililer tarafindan getirilen kisitlamadir.
Böyle bir durumda varlığın gerçek sahibi kendisine ait olan varlığı istediği gibi
kullanamaz.
BONO: Hiçbir kayit veya koşul olmadan bir nakit ödeme vaadini belirten ve nakit gibi
tedavül edilen kıymetli evrak türüdür.
BORÇ/ÖZSERMAYE ORANI: Şirket, işletme sermayesi ve yatırımlarinin finansman
ihtiyacini diş kaynaklardan mi (borç) yoksa iç kaynaklardan mi (özsermaye)
karşiladiğini gösterir. ülkemizde diş kaynak finansmani genelde içsel kaynaklardan
daha yüksek maliyetli olduğu düşünülürse bu oranın düşük olmasi tercih edilir.
BORÇ DEVİR HIZI: borçların satışların maliyetine oranlanmasi; şirketin
borçlarını ne hIzda ödediğini gösterir. Bu oranın düşük olmasi şirket için o
kadar iyidir.
BORÇLANMA ORANI: işletmenin borçlanarak sağladiği yabanci kaynaklar ile,
ortaklarin sağladiği ve faaliyet sonucu yaratilan özsermaye arasindaki ilişkiyi
göstermektedir.
Borçlar Toplami / özsermaye formülü ile hesaplanir.
BRÜT KAR MARJI ORANI: işletmenin satışlarının brüt karlılığını
göstermektedir. Brüt satış Kari / Net satışlar formülü ile hesaplanir.
BÜTÇE: Gelecekteki belirli bir dönemde gerçekleşmesi düşünülen gelir ve
giderlerin karşılıklı listesini içeren cetveldir
BORSA: Sermaye Borsaları, menkul kıymetlerin ticaretinin
yapıldığı kurumsal piyasalardır. Bir piyasadır, çünkü menkul
kıymetlerin ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Kurumsaldır, çünkü
kendine özgü kuralları ve standartları vardır. Borsalar, sadece
hisse senetleri için değil, başka tür emtiaların (ticari malların) ve
enstrümanların da ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Örneğin bono
ve tahviller genellikle menkul kıymetler borsalarının içerisinde
ticareti yapılageldiği halde, döviz ticareti için döviz borsaları veya mal ticareti
için emtia borsaları vardır.
BORSAYA KOTE OLMAK: Borsanın izniyle halka arz edilecek hisse senetlerinin, borsaya
kaydedilmesidir. Kote ettirilmemiş senetlerin ticareti olanaklı değildir. Kote olmuş
senet, ilgili borsada tanındığını ve alım/satımının yapılmasına izin verildiği
anlamına gelir. Hisse senetlerinin ticaretinin yapıldığı bir piyasa olan her
borsanın kendine özgü kuralları vardır.
BÜYÜME: Ülke ekonomisinde işgücünün çoğalması, üretim araçları ve GSMH'nin
artması vb. genel verilerin yükselmesidir. Büyüme'de ekonominin fiziksel olarak
gövdesel genişliğe uğramasıdır.
C, Ç
CARİ KUR: Gerçek
kur. Döviz piyasasında günlük olarak döviz alım, satım işlemleriyle oluşur.
CARİ VARLIKLAR: Satılabilir pay senedi ve tahviller, alacaklar, stoklar, kasa ve öteki
döner varlıklardın oluşan bütün.
ÇAPRAZ KUR: Bir ulusal paranın dışında iki yabancı paranın
birbiri karşısındaki değiştirilme oranıdır
CİRO: şirketler için kullanılması durumunda o şirketin iş hacmini ifade eder.
D
DEFLASYON: Enflasyonun
tersi. Genel fiyat düzeyleri düşerken ulusal gelir, üretim ve istihdamın da
düşmesidir.
DESTEK SEVİYESİ: Fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha
aşağıya düşmekte zorlandığı seviyedir.
DEZENFLASYON: Sert olmayan deflasyonist önlemlerle enflasyonun sınırlandırılmaya
çalışılmasıdır.
DEVALÜASYON: Sabit kur sestemlerinde ödemeler bilançosu açık veren ülkenin
hükümetçe alınan bir kararla, ulusal paranın dış satın alma gücünün
düşürülmesidir. Bu yolla ithal malları pahalılaşırken yerli malların fiyatı da
aşağı çekilmiş olur. İhracatta artış sağlanmasına karşın aynı yabancı para
karşılığında daha çok ürünün değiştirilmesi ulusal ekonomi için
sömürülmesini anlamındadır.
DIŞ BORÇLANMA: Ülkenin kaynaklarına ek bir kaynak sağlamak, döviz olarak yeni ödeme
gücü elde etmek gibi amaçlarla ülke dışındaki yabancı hükümet ya da finans
kuruluşlarından karşılıklı ya da karşılıksız geri ödemeli kaynak
bulunmasıdır. Türkiye'de dış borç kavramı içinde kamu sektörünün yanısıra,
özel kesimin dış borçları da birlikte anılır.
DIŞ DENGE: Bir ekonominin dışalım ve dışsatım sonucunda
ödemeler bilançosunun açık verip vermemesidir. Dış denge, milli
gelir, döviz kuru ve döviz sınırları değişkenlerine bağlıdır.
DİRENÇ NOKTASI: Borsada, belli bir süreç içinde sürekli bir fiyat artışının
yoğun satışlar sonucu durdurulduğu fiyat seviyesini ifade eder.
DÖVİZ: Ulusal para dışındaki tüm yabancı paralar ve bu para
cinsinden değer taşıyan menkul değerlere verilen isimdir.
DÖVİZ BORSASI: Döviz arz edenlerle döviz talep edenlerin arşılaştıkları, ulusal
paraların birbirlerine çevrildikleri standartlaştırılmış piyasalar.
DÖVİZ KURU: Yabancı paraların ulusal para cinsinden fiyatıdır.
DÖVİZ TEVDİAT HESABI: Yurtiçi ve yurtdışında yerlesik kişilerin, ticari bankalarda
açmış oldukları yabancı para cinsinden
mevduata verilen isimdir.
DÖNEN VARLIKLAR: şirketin en likit aktiflerini gösterir, yani nakit, nakit benzeri
araçlar, alacaklar ve stoklar.
DURAN VARLIKLAR:şirketin likit olmayan aktiflerini gösterir, yani uzun vadeli
alacaklar, iştirakler ve maddi duran varlıklar.
DÜNYA BANKASI: Bretton-Woods Sistemi'nin ortaya çıkardığı Uluslararası İmar ve
Kalkınma Bankası'dır. Azgelişmiş ülkelerin kalkınması amacıyla borç para vermek
ve sermaye yatırımlarını kolaylaştırmak için kurulmuştur.
E
ENFLASYON: Günlük
deyimde "genel fiyat seviyesindeki yükselme eğilimi" olarak bilinmesine
karşın, ekonomide eğilimin nasıl hesaplanacağı tartışılmaktadır. Devlet
İstatistik Enstitüsü'nün her ay açıkladığı Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE)
artış oranı enflasyon rakamı olarak belirleniyor. Enflasyon, talep, maliyet, ılımlı
ve hiper olarak dörde ayrılabilir.
EŞEL MOBİL: Ücretli ve maaşlıları, hayat pahalılığı karşısında korumak
amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak artmasının sağlanmasıdır.
EURO: Maastricht Anlaşmasi uyarinca, gerekli kriterleri yerine getiren Avrupa
Birliği'ne üye ülkelerin 1999 yili itibariyle kaydi olarak kullanmaya başladiği para
birimi. Daha sonraki dönemde dolaşima da sürülmesi planlanan bu para birimi Avrupa
Birliği'ne üye tüm ülkelerin ortak para birimi haline gelecek.
F
FACTORING: Müşteri
(şirket) alacaklarının factor denilen gerçek ya da tüzel bir kişi tarafından bedeli
peşin ödenerek satın alınmasıdır. Mal ve hizmet satışı yapan bir ticari
işletmenin vadeli alacaklarının factor denilen bir mali kuruluş tarafından
alacaklıya rücu hakkı olmaksızın satın alındığı finansal hizmettir.
FAİZ: Ödünç alınan belirli bir fonun kullanma bedelidir.
FAİZ ÖDEMELERİ: Bu veriler Hazine, Kamu İktisadi Teşebbüsleri, döviz pozisyonu
tutan bankalar ve yurtdışından kredi alan diğer kuruluşlara ait borçların faiz
ödemelerini kapsar. Bütçede eksi kalemdir.
FAİZ KARŞILAMA GÜCÜ: işletmenin finansman giderleri öncesi oluşan faaliyet kari
ile finansman giderlerini ne ölçüde karşilayabildiğini gösterir. Dönem
Kari-Finansman Giderleri / Finansman Giderleri formülü ile hesaplanir
FED (Federal Reserve Banks): ABD'de 1913yılında çikarilan Federal Reserve yasasi ile
kurulan sistem içerisinde yer alan bankalardir. Bu sisteme içerisindeki bankalarin
oluşturduğu organizasyon ABD'nin Merkez Bankasi FED'i meydana getirmiştir. FED farkli
bir yapiyla meydana gelmiş olmasina rağmen bir merkez bankasi'nin sahip olduğu tüm
fonksiyonlara sahiptir.
FİNANSMAN GİDERİ KARŞILAMA ORANI: Bir şirketin faaliyet kari arti net faaliyet
kalemleri finansman giderlerini ne oranda karşiladiğini gösterir. Bu oran ne kadar
yüksekse şirketin durum o kadar iyidir.
FİNANSMAN BONOSU:şirketlerin kisa vadeli işletme sermayesi ihtiyaçlarini
karşilamak için çikardiklari teminatsiz senetlere verilen isimdir.
FİNANSAL RASYOLAR: Rasyo iki değerin birbirine orani anlamina gelir. Finansal
rasyolar ise şirketlerin mali tablolarindaki kalemlerin birbirine oranlanmasini ifade
eder. işletme faaliyetlerinin ortaya çikardiği fon ihtiyacinin saptanmasi, işletmenin
finansal yapisinin ne derece sağlam olduğunu ortaya çikarmak amaciyla kullanılan
analiz araçlarindan birisidir.
FORWARD İŞLEMLERİ: Döviz piyasalarinda gerçekleştirilen vadeli işlemlerdir. Para
birimlerini gelecekteki bir tarihte değiştirilmek üzere yapılan kontrata dayanir.
FUTURES İŞLEMLERİ: Döviz, hazine bonosu, tahvil gibi değerlerin belli bir tarihte
ve belli bir fiyattan alma veya satma sözleşmesidir.
FONLAMA: Özkaynaklarını kullanarak kaynak sağlama yöntemidir. Senet ihraç
edilmesidir. Şirketler, borç alarak ya da özkaynaklarını kullanarak kaynak
sağlarlar.
FORFAITING: Latincede alacak hakkının kayıtsız ve şartsız
olarak teslim edilmesi anlamındadır. Vadeli mal ve hizmet
ihracatından doğan ve belirli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil
edilecek olan alacakların daha önce bu hakkı elinde bulunduranlara
rücu edilmeksizin (kayıtsız şartsız ve vazgeçilmez olarak), bir
banka veya bu alanda uzmanlaşmış bir finans kuruluşu (forfaiter)
tarafından satın alınarak iskonto edilmesidir. Uygulamada forfaiting
işlemi yatırım mallarını kapsamaktadır. 1950'li yıllarda ABD ve
Avrupalı ülkelerin SSCB ile dış ticaretlerinde doğdu. Uzak Doğu ve Latin Amerika
ülkelerinde yaygınlaştı.
G
GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILA
(GSMH): Bir ulusal ekonomide belirli bir dönem içinde (genellikle bir takvim yılında),
üretilen mal ve hizmet değerlerinin toplamıdır.
H
HALKA ARZ: Şirketlerin
kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla
özkaynak yoluyla senet ihraç ederek (fonlama) kaynak ağlamasıdır. Şirketler kaynak
ihtiyaçlarlarını faiz karşılığı yabancı kaynaklardan (borç) ya da özkaynaktan
(ortaklardan sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kazanç yoluyla) sağlar. Özkaynak
için ödenmesi gereken ve ortaklar tarafından belli bir taban limitte
beklenen temettü geliridir. Özkaynak yoluyla fonlama yani senet
ihraç ederek toplanacak fonların maliyeti, borçlanmadan daha ucuz
ise, şirketler halka arza başvurma yolunu tercih edecektir.
HAZİNE: Devletin tasarruflarını ve mali işlemlerini idare eden kurumdur.
HAZİNE AÇIĞI: Hazine, devletin harcama ve gelirlerinin gerçekleştiği soyut bir kasa
olan kurumdur. Belli bir dönemde Hazine'nin kamusal giderlerinin finansmanı için
yapılan ödemeler, toplanan kamu gelirlerini aşması durumunda Hazine açığı ortaya
çıkar.
HAZiNE BONOSU: Hazine tarafindan vadesi 1 yıldan kısa süreli
olarak çıkarılan ve iskontolu olarak işlem gören borçlanma senetleridir.
HEDGING: Döviz ve para piyasalarinda gelecekteki kur riski ve fiyat hareketlerinden
korunmak için yapılan vadeli işlemlerdir.
HOLDING: Bir ya da birden çok şirketin yaridan fazla hissesine sahip ve bunlari tek
merkezden yöneten şirketlerdir.
HİPER ENFLASYON: Dörtnala enflasyon olarak adlandırılır.
Paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimidir. İktisat
tarihinde çoğunlukla savaş ya da sonrasında ortaya çıkmış ve yeni
bir para biriminin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.
HİSSE SENEDi: Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve
anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden kıymetli
evraktır.
HİSSEDAR: Bir anonim şirketin hisse senedine sahip olan şahıstır.
I, İ
IMF (Uluslararası Para
Fonu): Uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının
artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın
sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını
çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür.
İÇ BORÇLAR: Hükümetin ülke sınırları içinde kişi ve kurumlara
ulusal para cinsinden borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın iktisadi
niteliği, satın alma gücünün özel ve kamusal kesimler arasında el
değiştirmesidir. İç borçlanmada ülkenin kullanabileceği kaynaklara
bir ek söz konusu değildir. Devlet, en yaygın yöntemle halka ve
kurumlara sattığı kağıda +bağlı bono, tahvil ve kağıda bağlı olmayan
yöntemlerle borçlanabilir. İç Borçlanma; kısa-uzun vadeli,
teminatlı-teminatsız ve zorunlu-gönüllü olarak üç gruba ayrılabilir.
INSIDER TRADING: Sermaye piyasasi araçlarinin değerini etkileyebilecek, henüz kamuya
açiklanmamiş bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amaciyla
kullanarak sermaye piyasasinda işlem yapanlar arasinda firsat eşitliğini bozacak
şekilde haksiz yarar sağlamak veya bir zarari bertaraf etmektir.
İHRAÇ: Tahvil, hisse senedi gibi sermaye piyasasi araçlarinin satışa
çikarilmasidir.
İŞLEM HACMİ: Her hisse senedi için gerçeklesen işlemlerdeki hisse senedi sayısı
ile işlem fiyatının çarpılmasıyla elde edilen değerlerin toplamıdır. Tüm hisse
senetlerinin işlem hacimleri toplamı, piyasanın toplam hacmini oluşturur.
İŞLEM MİKTARI: Bir seansda ya da belli bir dönemde alınıp satılan menkul kıymet
adedidir.
K
KALDIRAÇ ORANI: Bu oran
aktiflerin ne kadar yabanci kaynaklarla (borçlarla) finanse edildiğini gösterir.
(Borçlar Toplami/Aktif Toplami)
KARMA FON: Hisse senetleri, borçlanma senetleri, altin ve diğer kıymetli madenlerin
en az ikisinden oluşan ve her birinin değeri fon portföy değerinin %20'sinden az
olmayan fonlardir.
KATILMA BELGESİ: yatırım fonlarina katilanlarin sahip olduklari paylari ve haklari
gösteren, paraya çevrilebilen, nama ve hamiline yazili kıymetli evraktir.
KATILMA PAYI: Bir şirkete ortak olan bir kişinin toplam sermaye içinde sahip olduğu
paydir.
KAYITLI SERMAYE: Sermaye Piyasasi Kanununa göre anonim ortakliklarin esas
sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydiyla hisse senedi çikarabilecekleri azami miktari
gösteren, Ticaret Sicilinde tescil edilmiş sermayeleridir.
KISA VADELİ BORÇLARIN TOPLAM BORÇLARA ORANI: Ticari ve emek yoğun
işletmelerdeyüksek sermaye yoğun ve sabit varlıklari yüksek işletmelerdeise düşük
olmasi beklenen bu oran, toplam borç içinde kisa vadeli borcun payini dolayisiyla
borçların risk yapisini göstermektedir. (Kisa Vadeli Borçlar / Borçlar Toplami)
KAMU GELİRLERİ: Devletin kamu harcamalarını karşılamak
amacıyla vergi, harç, resim, para cezaları, mülk-teşebbüs gelirleri,
borçlanmalar, yardım-bağış, devalüasyondan doğan fark gibi gelirlerden oluşur.
KAMU GİDERLERİ: Geniş anlamda, devlet ve diğer kamu kuruluşlarının bütçe
ödemeleri ile Kamu İktisadi Teşebbüsler (KİT), sosyal sigorta ödemeleri, vergi
muaflık ve istisnaları ve özel kişilere yapılan teşvikleri de içerir. Dar anlamda
da kamu hizmetlerinin bedeli olarak, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin (belediye,
il özel idaresi gibi) yaptıkları ödemelerdir.
KAMBİYO: Para ya da para yerine geçen belgelerin değiştirilmelerine özgü olan
işlemlerdir. Para alım ve satımı ile ilgili işlemleri kapsar.
KAPİTALİZASYON: Herhangi bir işletmenin birikmis yedek akçe ve karının sermaye
artırımında kullanılmasına denir.
KAR: Toplam hasılattan toplam maliyetin düsmesi ile elde
edilen değerdir
KAR TRANSFERİ: Türkiye'de yatırım yapmış olan yabancıların
söz konusu yatırımlardan elde ettikleri gelirlerin yurtdışındaki
şirketlerine aktarmasıdır.
KARA PARA: Yasal işlerden elde edilmemiş veya vergisi ödenmemiş paraya denir.
KAYIT DIŞI EKONOMİ: Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple
denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Enformel ekonomi, illegal ekonomi,
gayri resmi ekonomi, gizli ekonomi diye de adlandırılır. Genel olarak kayıt dışı
ekonominin, mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık ekonominin geleneksel
ölçüm yöntemleriyle bütünüyle tespit edilemeyen ve GSMH hesaplamalarına
yansımayan alanları kapsadığı kabul edilmektedir.
KONSOLİDASYON: Uluslararası borç işlemlerinde bankaların ya da direkt olarak borçlu
olan ülkenin, vadesi gelen bir borcun daha uzun süreli bir vadeye uzatılması
işlemidir.
KONVERTİBİLİTE: Ulusal paranın, dış ticaret gereksinimlerinin karşılanmasında,
resmi bir rakamın ya da yasanın iznine gerek
kalmaksızın bir başka bir ulusal paraya dönüştürülmesi ve
uluslararası mübadele aracı olarak kulanılabilmesidir.
KREDİ: Belirli miktardaki satın alma gücünün, belirli bir süre için ve geri
verilmek üzere bir bedel (genellikle faiz) karşılığı gerçek ya da tüzelkişilere
verilmesidir.
KREDİ ÇEŞİTLERİ: güvencesine göre teminatlı ve teminatsız; kullanıcısına
göre; özel ve kamu, süresine göre; kısa ve uzun, veriliş yerine göre üretim ve
tüketim; kullanım alanına göre ticari, tarım, sanayi, yapı ve orman gibi ayrılır.
KURUCU HİSSE SENEDİ: Kurucu hisse senetleri, şirket kurucularına ya da şirket
açısından önem arz eden şahıslara genellikle bedelsiz olarak verilen, oy hakkından
yoksun ve sadece temettü hakkı olan bir "adi senet".
KURUMSAL YATIRIMCI: Bireysel yatırımlardan farklı olarak
yatırım fonları, yatırım ortaklıkları, sigorta şirketleri, sosyal
güvenlik kuruluşları, özel emeklilik fonları, vakıflar, sendikalar
ve benzeri kurumlarca yapılan yatırımlardır.
L
LEASING (Finansal
Kiralama): Firmaların ticari ve sınai faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için
gereksinim duydukları duran
varlıkları satın almak yerine belirli kira ödentisi karşılığında kullanım
olanağı tanıyan ve banka kredilerine alternatif olarak doğan orta dönemli finansman
yöntemidir. Bu yöntem, 1930'lu ıllarda Dünya Ekonomik Krizi'ndeki finansman zorluğu
ve 2. Dünya Savaşı sonrasında teknolojik gelişmelerin yenileşme ve modernleşme
harcamalarına çözüm olarak geliştirildi. Türkiye'de de 1985'ten başlayarak daha
çok KOBİ'ler tarafından kullanılmaktadır.
LIBOR: Londra bankalari arasinda günlük olarak belirlenen faiz oranidir ve
uluslararasi işlemlerde referans alinir.
LOT: Borsada 1.000 adet hisse senedi bir araya gelerek de birer lotu oluşturur. Böylece
1 lot senet miktarı, şirketin 1.000.000 liralık sermayesini temsil etmektedir ve
İMKB'de işlemlere konu birimi teşkil etmektedir. Lotun altındaki küsuratlı
miktardaki senet miktarları normal seans esnasında alım-satıma konu olabilmekle
beraber fiyat kotasyonları verilememektedir.
M
MALİ İSTİKRAR: Geniş
anlamda mali sistemin ya da altyapısının, dar anlamda da mali piyasanın dengede
olmasıdır. Mali sistem, tasarrufların toplanarak yatırımcılara ya da tüketicilere
aktarılmasını sağlayan mekanizmalar (banka, kooperatif ya da para, tahvil gibi...)
bütünüdür.
MALİ POLİTİKA: Kamunun; vergi, masraf ve borç idaresiyle
piyasadaki para miktarını kontrol etmesine yönelik politikaların
bütünüdür. Ekonomistlere göre, para politikasından daha etkilidir.
MALİ TABLOLAR: Türk Vergi Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu'nca
bazı şirketler için zorunlu olarak
tutulan, şirketin dönemsel faaliyetleri sonucu hazırlamak ve
yayınlamak (halka açık şirketler, aracı kurumlar vb.) zorunda
oldukları ve ilgili şirketin performansını gösteren,
standartlaştırılmış muhasebe kayıtlarıdır. Başlıcaları bilanço,
gelir-gider tablosu, satılan malın maliyeti, kâr dağıtım, fon ve
nakit akım tablolarıdır.
MALİ SEKTÖR:Ekonomide iktisadi faaliyetlerin finansmaninda rol oynayan kurumlardan
oluşan sektördür.
MALİ PİYASA: Fon arz ve talebinde fon akimlarini düzenleyen kurumlar ve bunlari
düzenleyen kurallardan oluşan piyasadir.
MORATORYUM: Bir şirketin ya da devletin ödeyemediği borçlarını ertelemesi
işlemidir.
MENKUL KIYMET: Ortaklık veya alacaklılık sağlayan belli bir
meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan dönemsel gelir getiren, misli
nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan
ve şartları kurulca belirlenen kıymetli evraktır.
MENKUL KIYMET İHRACI: Sermaye piyasası araçlarının ihraçcılar tarafından
çıkarılıp halka arz edilerek veya halka arz edilmeksızın satışıdır.
MENKUL KIYMET İRADI: Menkul ve gayri menkullerden elde edilen faiz, kira, rant gibi
hasılatı ifade etmektedir.
MERKEZ BANKASI: Banknot ihraç eden, hükümetin para ve kredi politikasını yürütmede
yardımcı olan, veznedarlık görevini
üstlenmis, devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan bir
kurumdur.
MEVDUAT: Belirli dönem için geri ödemek koşuluyla belirli bir
bedel karşılığında mevduat sahibi kişilerce bankalara tevdi edilen
paradır.
MÜŞTERi BAZINDA SAKLAMA: 1995 yılından itibaren borsa yatırımcılarının borsa
üyeleri nezdindeki saklama hesaplarının Takasbank nezdinde eşlenerek müsterinin kod
ve şifresini kullanarak Takasbank nezdindeki bakiyesini takip edebilmesini sağlayan
hizmettir.
N
NAKİT AKIM TABLOSU:
İşletmenin nakit giriş ve çikişlarini gösteren tablodur. Düzenlendiği dönem
itibariyle nakit açiği veya fazlasini gösterir ve finansal planlamada kullanılir.
NAKİT AKIŞ ORANI: işletmenin nakit rezervlerinin yabanci kaynaklari karşilama
gücünü göstermektedir. Net Dönem Kari+Amortismanlar-Nakit çikişi Gerektirmeyen
Giderler(Toplam) / Kisa Vadeli Borçlar-Uzun Vadeli Borçlar
NET KAR MARJI ORANI: işletmenin satışlarının vergi sonrasi kara göre
karlılığını ölçmektedir. Net Dönem Kari / Net satışlar
NOMİNAL FAİZ ORANI: Piyasada uygulanan cari faiz oranlaridir. Fiyat hareketlerinden
arindirilmadiğindan reel faiz düzeyini göstermez.
NET İÇ VARLIKLAR: Merkez Bankası'nın net iç varlıkları (NİV), para tabanından
ay sonu cari kurlar ile hesaplanan Net Dış Varlıklar kalemi çıkartılarak
hesaplanır. Para tabanı, Merkez Bankası emisyonu artı bankacılık sektörünün
Merkez Bankası nezdindeki TL mevduatları olarak tanımlanır. Merkez Bankası'nın net
dış varlıkları ise, Banka'nın net uluslararası rezervlerinin, orta vadeli döviz
kredilerinin (net) ve diğer net dış varlıkların toplamı olarak tanımlanır.
NOMİNAL DEĞER (Par Value): Menkul değerlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Bir
hisse senedi başına sermayeden düşen payı belirtir. İMKB, borsaya kote olmuş tüm
senetlerin nominal
değerlerini 1.000 lira olarak kabul etmiştir. Fakat, kote olmayan
şirketlerin genelinde de nominal değer 1.000 lira olarak
kullanılmasına karşın 500 lira veya 5.000 lira gibi nominal değerler
de kullanılmaktadır.
O,Ö
ORTODOKS İSTİKRAR
PROGRAMI: Uluslararası Para Fonu IMF'nin 1970'li yıllardan bu yana enflasyonla mücadele
eden ülkelere tavsiye ettiği programlara genel olarak verilen addır. Ortodoks kelimesi
burada klasikleşmiş, klişeleşmiş istikrar programları anlamında kullanılmaktadır.
Bu programda IMF ücretlerin dondurulmasını, program öncesi belirli bir oranda
devalüasyon sonrası yavaşlatılmış kur politikasını tavsiye eder ve tüketimi
kısarak enflasyonun kontrol altında tutulmasını önerir. Bu klasik program bir çok
uygulayıcı ülkede başarıya ulaşamamış, hatta enflasyonun daha da hızlanmasına
neden olmuştur.
OPSİYON: Bir malin belli bir süre içinde belli fiyattan satilmasi için aliciya
taninan süre.Bir saticinin satmak üzere aldiği malin parasini belli bir süre sonra
ödeme hakkidir.
ÖDEMELER DENGESİ: Bir ülkenin yil içinde diş ülkelere yaptiği ödemeler ile diş
ülkelerden sağladiği gelirleri gösteren bilançodur.
ÖZSERMAYE KARLILIĞI ORANI: işletmelerin özsermaye karlılığını göstermektedir.
Net Dönem Kari / özsermaye
P
PARA: Mal ve hizmetlerin
değişim aracı. Ekonomide madeni,
banknot para birimlerinin yanı sıra vadesiz mevduatlar ve kredi
kartları da para unsurları içinde sayılır. Değişim aracı, değer
ölçütü ve saklama işlevi vardır. Vadeli mevduat, devlet tahvili gibi
değişim araçları da para benzeri olarak değerlendirilir.
PARA ARZI: Para stoku anlamında da kullanılır. Belirli bir
anda ekonomide dolanımda bulunan ve para olarak kullanılan araçların toplamıdır.
PARA PİYASASI: Kısa vadeli fon (kredi) arz ve talebinin
karşılaştığı, genellikle merkez bankaları tarafından yönlendirilen
piyasalardır.
PARA POLİTİKASI: Bir ülke ekonomisindeki para arz hacmini
değiştirmeye yönelik politikalar bütünüdür. Uygulama yöntemleri
arasında Merkez Bankası'nın senetleri nakite çevirdiği açık piyasa
müdahalesi, banka işlemleri ve kredi tavanının değiştirilmesi
sayılabilir. Para politikaları deprasyonda yetersiz kalır.
PASİFLER: Bilançoda gösterilen borç ve yükümlülükler toplamidir. Aktiflerin
hangi kaynaklarla temin edildiğini gösterir.üç ana kalemden oluşur; Kisa Vadeli
Borçlar, Uzun Vadeli Borçlar ve özsermaye. Borçlar, genelde finansal ve ticari olarak
ikiye ayrilir. özsermaye altinda şirketin sermayesi, yedekler, yeniden değerleme artiş
fonu ve net kar gösterilir.
PORTFÖY: Bir yatırımcının sahip olduğu menkul kıymetlerin
tümüne verilen addır.
PORTFÖY YÖNETİCİLİĞİ: Sermaye piyasasi araçlarindan oluşan
portföylerin ne zaman ne kadar alinip satilacağini belirlemeye yönelik çalişmalar ve
yapılan işlemlerdir.
R
REEL FAİZ: Fiyat
değişimlerinden arindirilmiş faizdir.
REEL SEKTÖR (Reel Kesim): Ulusal ekonomide tarım, sanayi ve hizmetler ana
sektörlerinde üretici ve tüketici konumundaki bireylerin tümünü temsil eden
kesimdir. Bu kesimin gerçekleştirdiği tasarruflar finansal kesim tarafından toplanır
ve tekrar reel kesime kullandırılır.
REPO: Bir menkul kıymetin işlem başlangıç valöründe satılıp
bitiş valöründe geri alınmasını ifade eder. Repo yapan taraf parayı
kullanan taraftır. Açılımı "geri alım vaadiyle satış"tır.
REVELÜASYON: Bir ülke parasının diğer ülkelerinin paraları
karşısında değer kazanması sürecidir.
REZERV PARA: Uluslararası mali kuruluşlar ile hükümetlerin
ellerinde bulundurdukları altın ve dövize verilen addır.
RİSK: İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma olasılığıdır.
S
SABİT DÖVİZ: Belirli bir
ülkenin ulusal parasının, belli bir
parite üzerinden konvertibl (Konvertibilte) bir dövize bağlanarak
değerinin ayarlanmasıdır.
SATIN ALMA GÜCÜ PARİTESİ (SGP) : Ülkeler arasındaki fiyat düzeyi
farklılaşmasını ortadan kaldıran para birimi dönüştürme
oranıdır. Eldeki toplu bir para parite oranı ile farklı bir para
birimine dönüştürüldüğünde, tüm ülkelerde aynı sepetteki mal ve
hizmetler satın alınabilir. SGP ülkeler arasındaki fiyat
farklılıklarını yok ederek, ulusal para birimlerini birbirlerini
dönüştüren orandır.
SERBEST DALGALANMA (Free Float): Serbest dalgalanan kur sisteminde ülke parasının
değeri piyasa tarafından elirlenmektedir. Döviz piyasasına yapılan müdahaleler,
kurların istenilen düzeyde oluşmasını sağlamak yerine, bu piyasadaki gereksiz
dalgalanmaları önlemek ve değişimleri daha ılımlı hale getirmek için
apılmaktadır. Bu sistemde para politikası, daha etkin hale gelmekte ve ülkenin
tutması gereken uluslararası rezerv miktarı azalmaktadır. Serbest dalgalanan döviz
kuru sisteminden kaynaklanan olumsuzluk ise, dış ekonomik ilişkilerde belirsizlikleri
ve riskleri artırması nedeniyle kaynak dağılımını olumsuz etkilemesidir.
SERBEST DÖVİZ: Konvertibl ulusal para. Yurtiçinde başka ulusal paralara tahvili
serbest olup, yurtdışına transferlerine çeşitli sınırlar konmuş olabilir.
SERMAYE PİYASASI: Genellikle uzun vadeli fon ihtiyaçlarının
karşılandığı ve Hazine tarafından kontrol edilen piyasadır.
SERMAYE: üretimde kullanılan ve kendileri de üretilmiş olan mal ve değerlerdir.
STOK DEVİR HIZI: Stoklarin yil içinde kaç kez satışlara dönüştürüldüğünü
göstermektedir. Devir hizinin yüksek olmasi işletmenin daha fazla kar etmesine olanak
sağlamaktadir. satışların Maliyeti / (D.Başi Stok-D.Sonu Stok)/2
SPEKÜLASYON: Bireyin gelecekle ilgili beklentileri doğrultusunda fiyat ya da döviz
kurundaki değişmelerden bir gelir elde etmek amacıyla yapılan işlemdir.
T
TAHVİL: Anonim
şirketlerin kaynak bulmak amacıyla Ticaret ya
da Sermaye Piyasası kanunlarına göre, itibari kıymetleri eşit ve
ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetidir.
TAHVİL VE BONO FONU: Portföyünün en az %51'inin devamli olarak borçlanma
araçlarina yatirilmiş fonlardir.
TAKASBANK: Borsada kote olan senetlerin işlemlerin düzgün
olarak işlenmesi ve düzenli olarak tutulması amacıyla borsada
saklanmasıdır. İMKB'de işlem gören senetlerin muhafazası ile görevli olan İMKB
Takas ve Saklama Bankası A.Ş., kote olan senetlerin büyük bir kısmını muhafaza
ettiği için ayrıca fiziki bir dolaşıma engel olmakta ve şirketleri senet basma
külfetinden kurtarmaktadır.
TASARRUF: Gelirden tüketimin çıkartılması ile elde edilir.
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU: Tasarruf mevduatı sahiplerini belirli bir tutara kadar
ilgili bankanın ödeme yetersizliği riskine karşın sigorta etmektir.
TAVAN FİYAT: Hisse senetlerinin bir seans içerisinde görebileceği en yüksek
fiyattır.
TEFE: Toptan Eşya Fiyat Endeksi. Enflasyon rakamı olarak alınır.
TEKEL: Tek bir satıcı ve karşılığında çok miktarda alıcı olan piyasadır.
TEKNİK ANALİZ: Hisse senedi veya borsa endeksi fiyatının ya
da işlem miktarında meydana gelen değişmelerin genellikle
grafiklerle açıklanması ve geleceğe yönelik trend belirleme
aracıdır.
TEMEL ANALİZ: Hisse senetlerinin gerçeğe en yakğn fiyatlarını
bulmaya yönelik bir yöntemdir.
TEMERRÜT: Taahhütlerinin gerektirdiği ödeme veya menkul
kıymet teslimatlarını belirlenen süreler içinde gerçekleştirmeyen
borsa üyesi, herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş sayılır.
TEMETTÜ: (Kar payı) Ortakların dönem içinde elde ettikleri
kardan mevcut ortakların pay alma hakkıdır.
TEMETTÜ GETİRİSİ: Hisse senedinin yıllık getirisidir.
TEMİNAT MEKTUPLARI: Alıcı ile satıcı arasındaki güvenin
sağlanması için bir banka aracılığına ihtiyaç duyulur. Bankalar
borçluya kefil olarak bu güveni sağlar.
TERS REPO: Bir menkul kıymetin başlangıc tarihinde alınıp
bitiş tarihinde geri satılması işlemidir. Ters repo yapan parayı
kullandıran taraftır.
TEZGAH ÜSTÜ PİYASA (Over The Counter-OTC): Değerli evrakların ticaretinin
yapıldığı standardize edilmemiş piyasalardır.
TÜFE: Tüketici Fiyat Endeksi
V
VADELİ İŞLEM
SÖZLEŞMESİ: Sözleşmenin taraflarını belirlenen ileri bir tarihte üzerinde
anlaşılan fiyattan standartlastırılmış miktardaki bir mali veya kıymeti alma veya
satma yükümlülüğüne sokan sözleşmedir.
VADELİ PİYASALAR: Gelecekte belirlenmiş bir zamanda belirlenen bir fiyat üzerinden
mal ve hizmetlerin satilip alindiği piyasalardir.
VALÖR: Kredi ya da mevduat için bankaca faizin işletilmeye başlandığı tarihe denir.
Y
YATIRIM: Belli bir getiri
sağlamak amacıyla, belirli
vadelerde birikimlerin yatırım araçlarına bağlanmasıdır.Yatırımcı
yaptığı yatırımın maliyetini üstlenir. Bu onun riskidir. Eğer
yatırımcı kendi öz fonlarını kullanarak yatırım yapıyorsa, en
azından bu fonların maliyetini karşılaması gerekir. Yatırımcı,
elindeki bu fonlarla tahvil alış satışı veya vadeli mevduat ile faiz
geliri de sağlayabilir. Faiz hadleri, gelir seviyesi, borçlanabilme
imkanlarI ve risk yatırımı etkileyen unsurlardandır.
YATIRIM DANIŞMANLIĞI: Müşterilere sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç
eden ortaklık ve kuruluşlar, yönlendirici
nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde
bulunulması faaliyetidir.
YATIRIM FONLARI: Halktan katılma belgeleri karşılığı toplanan paralarla belge
sahipleri hesabına, oluşturulan portföyü işletmek amacıyla kurulan
malvarlığıdır.
YATIRIM ORTAKLIKLARI: Sermaye piyasası araçları ile altın ve diğer kıymetli
madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye
esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır. |