Giris Oldugu Gibi Funky Video Karalama Defteri FunkyDiamondZ Linkler
Bölüm 1

"Sorun sen degilsin."

Nasil olsa, konusmanin nereye varacagini biliyordu. Durup dinlemek yerine kirmizi dügmeye basti. Hiç geçmeyecekmis gibi gelen birkaç dakika boyunca telefonun tekrar çalmasini bekledi. On dakika sonra banyoda soguk suyun altinda, vücudunu sertlestiren suyun, daha içerilere sizip kalbini dondurmasini diliyordu.

Banyodan çikip telefonundaki rehberden son konustugu numarayi sildi. Ardindan hizla bir baska numarayi tusladi.


Besiktas sahilinde ögle yemegi sonrasi çaylarini içen, kalabalik grubun masasindaki cep telefonlarindan bir çalmaya basladi. Telefonun sahibi ekrandaki isme bakti. "Selim" yaziyordu. Masadakilerden özür dileyerek kalkip, biraz uzaklasti.

"Selim bey?"

"Ögle yemegini böldüm galiba"

"Evet evet. Sagolun siz nasilsiniz?"

"Bora! Lütfen rahat konusabilecegin bir yere geç"

Bora neredeyse cafenin disina kadar yürüdü. Ardindan tekrar konustu:

"Seni yine terk etti."

Söyledigi cümlenin "Seni yine terk mi etti?" sorusuyla alakasi yoktu. Bora bunu söylerken kendinden çok emindi. Bu sirada gerçegin yüzüne çarptigini hisseden Selim aglamaya basladi.

"Selim...Saat 13:24. Tam 4 saat 6 dakika sonra senin evin yolunu tutmus olacagim"

Telefonu kapatip cebine koyarken hem Selim'e kiziyordu hem de gitmek zorunda oldugu isine.


Istiklal Caddesi'ndeki ögrencilerin çogaldigini farkettiginizde saatinize bakmadan zamani tahmin edebilirsiniz.Ayni yöntem bankacilar için de geçerlidir.

Onlari ögle saatlerinde görmek ise kötüye isarettir. Çünkü yemek yiyebileceginiz sakin bir yer bulmaniz neredeyse imkansizdir. Klonlarin saldirisi baslamistir ve artik nereye bakarsaniz bakin yemek yiyen takim elbiseli erkekler görürsünüz. Üçerli ya da dörderli gruplar halinde gezerler ve nezih diye nitelendirebileceginiz tüm cafe ve restoranlari bir anda kalabalik yerler haline dönüstürürler.

Istila sona erdiginde en sevdiginiz restorandaki yemeklerden geride kalan tek sey bulasik yiginlaridir.

Atistirmak için kötü bir zaman oldugunu farkeden Onur da, CD lere bakmak, ve bu bir buçuk saati saklanarak geçirmek için Atlas Pasaji'na girdi.

Son gelisinden beri kimse, dinlemedigi müzik CDlerini degerlendirmemisti anlasilan. Buradakiler de hala hatirladigi sirada duruyorlardi. Önde Candan, bir arkasinda Björk ve hemen sonra iki klasik müzik albümü.

"Yeni bir sey var mi?" diye sordugunda, saticinin isaret ettigi yere dogru ilerledi. Birkaç albüme bakti, besinci sirada durani görünce telefonuna sarildi.

"Efend..."

Karsidaki sesi duyar duymaz konusmaya basladi Onur.

"Bil bakalim kimin albümünü buldum?"

Ses kesik kesik geliyordu. Onur tekrarladi.

"Selim beni duyuyor musun?"

Sonra telefon kapandi. Onur CD yi alip pasajdan çikinca Selim'i tekrar aradi. Heyecanla bu haberi vermek istiyordu.

"Efendim Onur?"

Ters giden bir seyler oldugu belliydi. Selim'in telefonunu bir defa "efendim" diye açmasi kabul edilebilirdi; ancak ikinci kez hiç muziplik yapmadan, düz bir "efendim" ile cevap vermesi hayra alamet degildi.

"Neyin var?"

Selim olanlari anlatmaya basladi. Az sonra Onur, Bakirköy dolmuslarindan birine binmis, Selim'e gidiyordu.

~~ 1. Bölümün Sonu ~~

Arşiv     2. Bölüm için Tiklayin




Your pic here

Elated PageKits
1