Erdinç ve Firat koridorda bekliyorlardi. Ayla'yi yogun bakima almislardi. Firat yumrugunu sikarak kendi kendine bir seyler mirildaniyordu.
Erdinç arada "Orospu çocuklari" dedigini duydu Firat'in.
Biraz sonra Ayla'yla ilgilenen doktor yanlarina geldi.
"Hastanin yakinlari siz misiniz?"
"Evet arkadaslariyiz"
"Hayati tehlikeyi atlatti"
Erdinç derin bir oh çekti.
"Ancak su anda yanina girmeniz mümkün degil, doldurmaniz gereken bir kaç form var ondan sonra gidebilirsiniz"
Erdinç doldurmasi gereken kagittaki sorulara bakti.
"Hastanin adi, dogum tarihi..."
Ayla ile ilgili hiç bir sey bilmiyordu. Sadece acil durumda aranabilecek bir numara olarak kendininkini yazdi.
Isi bitince disari Firat'in yanina gitti. Firat cebinden bir sigara paketi çikarip Erdinç'e uzatti.
"Biraktim ben" dedi Erdinç sonra Firat pakedi cebine koymak üzereyken
"Siktir et ver bi tane"
Siraselviler'den Taksim'e dogru yürüdüler. Yolda Firat düsüncelere dalmisti. Erdinç olayi merak ediyordu ama soramamisti.
"Ne oldu Ayla'ya?"
Firat ellerini cebine sokmus yere bakarak yürüyordu. Erdinç, kolunu Firat'in omzuna atip az önce sesini duyuramamis gibi yeniden sordu
"Ayla'ya Ne oldu?"
Firat Erdinç'e bakti, sonra anlatmaya basladi. Hirslanmisti, sinirlenmisti.
"Ayla herifin biriyle çikti. Bir sey soracaktim O'na. Sonra o orospu çocuklarinin Ayla'larin pesinden çiktigini gördüm. Seytan dürttü iste. Öyle derler ya!"
Anlattiklari aklina gelince, o anlari tekrar yasiyor gibi öfkeleniyordu.
"Arkalarindan ben de çikacaktim, o arada Gökhan ibnesi yolumu kesti. Ben çikana kadar uzaklasmislar. Ne tarafa gidecegimi bilemedim. On dakika geçti geçmedi buldum onlari. Ayla'nin etrafini sarmislardi. Sonra Ayla'nin kostugunu gördüm. Heriflerden biri yere oturmustu. Ayla biçaklamis herifi. "Yakalayin ibneyi" diye bagiriyordu. Sonra bu baska bir tarafa dogru gitti. Arkalarindan kostum ama üç kisilerdi Erdinç..."
Firat olan biteni uzaktan seyretmek zorunda kalmisti. Ayla'yi kurtaramadigi için sinirleniyordu kendine.
"Hiç bisey yapamadim ya!" Firat isyan ediyordu çaresizligine. Kendini suçluyordu.
"Saçmalama Firat üç kisilermis, bir sey yapamazdin"
Bu defa Firat acizligini hissetti. Gücü yetmemisti Ayla'ya olanlari engellemeye. Yaninda durdugu duvara bir yumruk atti.
"Firat kendine gel!"
Erdinç Firat'in kolunu tuttu.
"Kurtuldu iste, sen olmasaydin kurtulamayacakti?"
"Keske yanina gitseydim keske beraber yürüseydim O'nunla"
"Firat! Yapacak bir sey yok hadi yürü"
Yürümeye devam ettiler. Erdinç kolunu tekrar Firat'in omzuna atti. Gümüssuyu'na dogru ilerlediler. Marmara Oteli'nin önünde rüzgar siddetlendi. Firat'in ürperdigini hissetti Erdinç.
"Önünü kapat!" dedi. Bora'nin hep yaptigi gibi Firat'in da O'na "Peki anne!" diye cevap vermesini bekledi bir an. Ama Bora degildi O. Bir daha Bora'nin "Peki anne" dedigini hiç duyamayacakti.
Firat montunun fermuarini kapatirken iç cebindeki telefonu buldu. Ayla'nin cep telefonunu.
"Sence birilerine haber versek mi?"
Erdinç ne yapilmasi gerektigini düsündü.
"Nasil olsa sabaha kadar görüstürmeyecekler. Bir süre beklesek iyi olur"
Firat telefonu kapatip cebine koydu tekrar. Dolmus duragina yürürken, merdivenlerde oturan bir dilenci yerinden kalkip
"Abim... sarap alicam param yok" diyerek yaklasti Firat'a. Sonra durdu. Firat'in deri montunun altindan çikan beyaz gömlegindeki kani görünce sessizce yerine döndü.
Montu, kot pantolonu, gömlegi kan içindeydi.
"Bana gel de sana giyecek bir seyler vereyim, böyle gitme eve"
Dolmus duragini geçip Erdinç'in evine dogru yürümeye devam ettiler.
"Sabah 9 da burada ol. Geç kaliim deme çok ayip olur"
Onur telefonuna gelen mesaji okudu. Sonra telefonunu monitörünün yanina birakip boynunu saga sola hareket ettirdi. Bilgisayar basinda oturmaktan sirti agriyordu.
Saate bakti. Sonra uyuyup geç kalmak yerine, uyanik kalmaya karar verdi. Mutfaga gidip koyu bir kahve hazirladi. Geri döndügünde monitöründe bir sürü yanip sönen pencere vardi.
Bir tanesine tikladi
"Yer var mi diyorum...konusmayacak misin?"
Onur karsisindakinin profiline bir defa daha bakti. Sonra bulusmamak için bir bahane aradi.
"Kusura bakma sabah aile ziyareti filan var..Belki sonra..."
ve pencereyi kapatti. Bir digerini açti
"bacim naber?"
Onur'un yüzünü hiç görmedigi arkadaslarindan biri daha. Ne is yaptigini, nerede yasadigini hatta ismini bile bilmedigi sanal arkadaslarindan biri.
"iilik senden"
"nooolsun isten döndüm...canim çikti"
"tavladin mi o çocugu?"
"yok sekerim, nerde... ama yakindir"
"gözü baskasinda demistin, ondan olmuyodur"
"ay gözü çiksin, kovdum orospuyu ahahah"
"aferin... kiz bana bak! sana kaldi desene adam"
"bilmiyorum ama ben bi yolunu bulurum"
"yakisikli mi bari?"
"görsen dibin düser sekerim, sonra bir de arkadas katili edersin beni"
"aman aman istemem"
Erdinç apartmana girerken, Firat'i:
"Aman çok sessiz ol" diye uyardi "kil bir yöneticimiz var da"
Firat kafasini sallayarak onayladi. Merdivenleri parmak ucunda çiktilar. Erdinç kapinin kilidini çevirirken çikan ses apartman boslugunda yankilaniyordu.
"Hasss..."
Içeri girip hemen kapiyi sessizce kapatti Erdinç. Sonra alel acele salona daldi. Yerdeki dergi, bos bardak ve kagitlari toparladi. Firat ayakkabisini çikarirken, Erdinç önünden elinde bardaklarla geçti.
"Kusura bakma benim pek misafirim olmaz"
Mutfagin da elden geçmesi gerekiyordu.
"Sen salona geç, geliyorum" dedi, sonra arkasindan "Dur dur geçme!"
Firatin üstü kan içindeydi. Yatakodasina gidip dolaptan bir tisört bir de esofman alti aldi Erdinç. Firat'a uzatti.
"Bir dakika" dedi Firat sonra montunu ve gömlegini çikardi. Beyaz gömlegin önü neredeyse tamamen kan olmustu. Içinde tüm garsonlarin giydigi atlet vardi.
"Bunda bisey yok herhalde" diyerek üzerindeki atleti inceledi Firat.
Erdinç, Firat'i hayranlikla seyrediyordu.
"Yok ama bunu giyebilirsin temiz temiz"
"Pis miyim yani ben?"
Erdinç kizarmisti.
"Yok canim, onun için demedim de..."
"Saka yaptim ya"
"Bak sekerim bunca yillik gay hayatimda bir sey ögrendiysem o da baskasinin tavuguna kis demiiceksin"
"O ne demek?"
"Bu benim begendigim çocuk iste...Açilamiyor bana, ama biliyorum begeniyor beni...o yelloz da beni kiskisliyor"
"Ya" Onur'un hoslanmadigi bir sey varsa, o da herkesi kendine asik zanneden insanlardi.
"Sekerim izin ver, bir kahve alayim"
Onur bu sirada bir baska pencereye tikladi.
"asl?..."
Yüzünü eksitti ve pencereyi kapatti.
Firat salonda Erdinç'in dvdlerini inceliyordu. Raflar dolusu film vardi. Müzikaller, gay filmleri ama en çok romantik komediler.
"Bridget Jones'un Günlügü çok komikti ya!" diye seslendi
"Çok severim ben O'nu"
"Ben sinemada seyrettim, çok gülmüstüm"
Firat sonra diger raflara göz gezdirdi. Adini bile duymadigi filmler, sikici oldugu resimlerinden belli olan filmler.
Tekrar Bridget'in rafina döndü.
Erdinç salona geldiginde Firat:
"Hani su eczanedeki sahne vardi ya..."
Erdinç güldü. Sonra Firat'in sahneyi anlatmasini bekledi. Arkasindan:
"Bisey sorucam, kahve mi çay mi?"
"Kahve içersem uyuyamam, çay olsun"
"O zaman meyve çayi yapayim"
"Sekerim kahveden vazgeçtim kendime elma çayi yaptim"
Onur dinlemeye deger bir mp3 ariyordu bilgisayarinda. Sakin ama uyku getirmeyecek bir seyler. Sonra tüm müzik dosyasini açti ve "Rastgele çalma" yi ayarladi.
"Üff dinniycek bisey bulamadim"
"?"
"Bi tane dogru düzgün sarki yok"
"Ay bugün radyoda bi sarki vardi çok güzeldi ama adini bilmiyorum"
"Sagol çok yardimci oldun"
"Sekerim hiç Ajda yok mu?...Ay her an dinlesem bikmam"
"Yok valla"
"Ben bu gece sevdigim adam'a SEVDIGIM ADAM sarkisini yolluyorum"
"Nasil ki o?"
"Biraz çapkindir içki içer egoist"
"hahah geyikmis"
"Geyik sana benzer sekerim, Ajda'ya laf yok"
"Aman iyi"
Erdinç çaylari getirdiginde Firat oturmus etrafina bakiniyordu. Erdinç de göz ucuyla daginik bir yer var mi diye inceliyordu salonu.
"Televizyonu açsaydin ya"
"Yok canim"
"Aklima geldi sen Ayla'ya ne soracaktin?"
Firat çayindan ilk yudumu aliyordu. Bu soruya cevap vermemek için duymamis gibi:
"Sicakmis çay"
"Firat sana her soruyu iki defa mi sormam gerekiyor?"
"Seni soracaktim. Merak ettim"
Az önce Firat soruya cevap vermeye utanirken, simdi aldigi cevap yüzünden Erdinç kizarmisti. Aklina Gökhan'in odada söyledikleri geldi.
"Bir de bu sebep var" diyordu Firat'i göstererek.
"Defol dedim kariya, sok oldu"
"Ya ne bileyim yapmasaydin keske"
"hahah sekerim yoksa taniyor musun...sana ne ayol?"
"Yok da ne bileyim biraz bosuna kovulmus gibi geldi...Hem ben daha seni tanimiyorum O'nu nerden taniycam"
"Bulusalim diyorsun yani"
"Yoo"
"Ay soguk nevale...Evde kalirsin sen bu gidisle"
"Kalmam kalmam"
"Gencim güzelim diyorsun yani hahahah"
Onur bilgisayarin basinda uyukladigini hissediyordu.
"Güzelim ve uykum var"
"Tamam sekerim sana tatli rüyalar diliyorum"
"Sagol"
"Ay ben de benimkini görsem bu gece rüyamda...ahhh"
Erdinç de Firat da bir süre konusmadilar. Sonra Erdinç
"Firat bak!"
"Ya! birsey söyleme"
"Neden?"
"Söyleme bosver"
Çaylarini bitirdiklerinde Erdinç'in gözleri kapaniyordu uykusuzluktan. Ayla'yi düsünürken Bora bir süre aklindan çikmisti, ta ki eve dönünceye kadar. Evin her yeri Bora'yi hatirlatiyordu. Uykusuz geceler geçirecegini biliyordu. Simdi uykusu gelmisken yatarsa, uyuyabilirdi belki.
"Iki gündür kötü seyler yasiyorum" dedi Erdinç. "Uykuyu patlatmadan gidip yatayim"
Sonra bardaklari toplarken,
"Sen de gitme burada kal" dedi "Misafir odasinda yatarsin, tamam mi?"
"Gideyim istersen"
"Gitme"
~~ 10. Bölümün Sonu ~~
9. Bölüm için Tiklayin 11. Bölüm için Tiklayin