Giris Oldugu Gibi Funky Video Karalama Defteri FunkyDiamondZ Linkler
Bölüm 13

Erdinç o gün erken kalktı. Bütün gece gözüne uyku girmemiş, yatağın içinde dönüp durmuştu. Ev ahalisi uyuyordu. Sessizce hazırlanıp çıktı.

Öğleden sonra iki sularında, Yıldız yokuşundan aşağı yürüyordu Erdinç. Gözleri doluyordu arada bir. Elindeki kalemlerden birini yolun yanındaki parka doğru fırlattı. Sonra Beşiktaş'taki insan kalabalığına karışıp düşüncelerinden kurtulmak istedi.

Seçtiği yöntemin işe yaradığı söylenemezdi. Herkes ağız birliği etmiş gibi aynı şeyden bahsediyordu.

"Sınavın nasıl geçti?" diye soruyordu herkes birbirine.

"Zordu" diyordu bir kısmı

"Matematik kolaydı be abi" diyordu çocuğun biri yanındaki kızlara. Muhtemelen O da çakılmıştı matematik bölümünde.

Erdinç en sonunda ara sokaklardan birine saptı. Ana caddenin tam aksine sakindi ara sokaklar. Kepenkleri açılmamış dükkanlar, yeni yeni uyanmakta olan insanlar. Erdinç gün boyunca orada kalmak istedi.

Apartmanlardan birinin bahçe duvarına oturdu, elindeki kimlik kartına bakıp ağlamamak için tuttu kendini.

"Yine olmadı" diye söylendi.

Sonra bir ihtimal kazanabileceğini düşünerek, cüzdanına düzgünce yerleştirdi kimliğini. Evdekilere ne söyleyeceğini düşündü. Bu yaşında hala üniversiteye girebilmek için çabalıyordu. Okumak O'na göre değildi belki , ama gel gelelim bunu evdekilere anlatmak kolay olmayacaktı.

Düşüncelere daldığı sırada beklemediği bir sesle yerinden fırladı. Arkasındaki apartmanın kapısından kısa ama gürültülü bir zırıltı gelmişti.

Sonra kapı açılmıştı.

İnsanlarla göz göze gelmeyi sevmezdi Erdinç. Bir şeyler anlatırken bakamazdı karşısındakinin gözlerine. Hatta eğer O'nu tanımıyorsanız anlattıklarınızla ilgilenmediğini düşünebilirdiniz. Apartmandan çıkanların kendisine bir şey söyleyebileceğini düşünerek tedirgin oldu.

"...kendimi pek iyi hissetmiyorum, evde kalmak istiyorum"

Erdinç sesin geldiği yöne baktığında birinin telefonla konuştuğunu gördü

"ya tamam iyi diyorsun da, az önce bakkala gidiyorum diyip de kaçtım evden"

Bir elini cebine sokmuş diğeriyle telefonunu tutuyordu.

"Gecenin bir vakti geldiler ne yapayım?"

Tam konuşmanın orta yerine apartmanın pencerelerinden biri açıldı.

"Bora, daha gitmedin mi oğlum!"

Telefonda konuşan da pencereye doğru bakarak

"Gidiyorum şimdi!" diye cevap verdi

"Baban gazete de alsın diyor"

"Tamam anne"

Apartmanın bahçesinden çıkıp yola indi Bora, sonra dönüp pencereye baktı. Annesi içeri girmiş, perdeyi örtmüştü. Bunu fırsat bilip bahçe duvarına oturdu.

"Şimdi söyle... annem girdi araya"

Bora'nın gelip de bir kaç adım yanına oturmasından pek memnundu Erdinç. Bora'nın yüzüne bakmak için tarif edilemez bir istek duyuyordu.

"İyiyim iyiyim...Bakma sen, dün birden karşılaşınca delirdim işte"

Erdinç etrafına bakıyor gibi kafasını kaldırdı. Önce diğer tarafa doğru baktı sonra Bora'nın olduğu yöne çavirdi başını. Bir şey çaktırmayacaktı sözde, ama Bora'nın kendisine bakmakta olduğunu farketti. Hemen elini cebine atıp cep telefonunu çıkardı.

Sonra en yakın arkadaşına mesaj çekmeye koyuldu. Aslında yollamak için yazmıyordu mesajı, Bora'yla gözgöze geldiği için tedirgin olmuştu.

"Selim iyiyim ben...Neredeyse iki sene oldu biliyorsun...Yurt dışında olduğunu zannediyordum belki de hiç gitmemiştir"

Erdinç bir sürü kelime yazıp siliyordu.

"öfff...yurt dışı...selim kim?...bora..."

Bora konuşmaktan sıkılmıştı.

"Tamam, hadi kapatıyorum bakkala gitmem lazım...Hayır konuşurken yürüyemiyorum...Sensin salak...Hadi hadi"

Telefonu kapattıktan sonra oturmaya devam etti Bora. Erdinç telefonuyla ilgileniyor gibi durmuş, bir yandan göz ucuyla Bora'ya bakıyordu.. Kafasını kaldırdığında tekrar göz göze gelmekten çekiniyordu. Yeni kelimeler yazıp silerken telefonu çaldı.

"Efendim anne"

...

"Bilmiyorum çok iyi değil"

...

"Çalıştım anne biliyorsun"

...

"Salağımdır belki"

...

"Tamam neyse ya! sinirim bozuk zaten"

...

"Bu konuşmalar "intihar etme sakın" konuşmasıysa merak etme öyle bir niyetim yok"

...

"Tamam tamam biraz daha gezer gelirim"

...

"Tamam anne kapatmam lazım... şimdi Sarayburnu'ndayım, boynuma bağladığım taş çok ağır tek elle tutamıyorum"

...

"Hadi bay bay"

Erdinç telefonu kapattı. Sonra annesiyle konuşurken unuttuğu Bora'nın sesini duydu. Gülüyordu Bora.

"Sınavdan mı çıktın?"

Erdinç Bora'ya bakarak

"Evet" dedi. Bora'nın gözlerine baktı. Çekinmeden. Bir yandan heyecandan kalbi duracak gibi oluyordu, ama zaten Bora'nın kendisiyle konuşmasını istemiyor muydu?

"Kötü müydü?"

"Evet"

Erdinç tekrar kaçırdı gözlerini.

"Boşver seneye girersin tekrar"

Erdinç sanki birinin kendisine bunu söyleyeceğini biliyordu. Hazırlanmış gibi cevap verdi

"Her sene bu stresi çekmekten bıktım, bu sene de olmazsa başka bişeyler yapıcam artık"

"Başka şey yaparken de sınava hazırlanabilirsin"

"O da doğru"

Konuşmaları Bora'nın annesinin sesiyle bölünmüştü.

"Hala gitmedin mi oğlum?"

Bora ayağa kalktı.

"Gittim gittim"

Pencere bu defa sert şekilde kapandı.

Bora, Erdinç'e:

"Ben Bora" dedi ve elini uzattı.

"Biliyorum ben de Erdinç"

Erdinç ilk görüşte aşık olmuştu Bora'ya, daha sonra peşini hiç bırakmayacağına yemin etmişti


Selim sayfayı çevirdi, el yazısı değişmişti.

"Not: Hayır! Bora ilk görüşte beğenmişti Erdinç'i, ve tavlamak için elinden geleni yapmıştı...Avını yakalamaya hazırlanan bir kaplan gibi hazırlanmıştı Bora ve Erdinç'i en savunmasız yerinden vurmuştu

..........Erdinç"

Selim güldü. Erdinç ve Bora'nın atışmaları geldi aklına. İkisi de farklı anlatırdı tanışmalarını. Bora Erdinç'in kendisini seyrettiğini ve bundan cesaret alarak o soruyu sorduğunu söylerdi. Erdinç'e göre de Bora zaten yanına oturarak ilk adımı atmıştı.

Okumaya devam etti Selim...

"...İki sene sonra seni hala çok seviyorum. Bu yazdığım sadece ilk karşılaşmamızdı...İyi ki o günü seninle geçirmişim, iyi ki seni tanımışım, iyi ki koca İstanbul'da oturup dinlenmek için bizim evin bahçesini seçmişsin..."

14 Şubat 2002"

~~ 13. Bölümün Sonu ~~

12. Bölüm için Tiklayin     14. Bölüm için Tiklayin




Your pic here

Elated PageKits