Giris Oldugu Gibi Funky Video Karalama Defteri FunkyDiamondZ Linkler
Bölüm 16

Nesrin Hanım Erdinç'in eve dönmesini bekliyordu. Arada bir elinde tuttuğu fotoğrafa bakıyor ve bir anlam vermeye çalışıyordu. Hırslanıp sinirleniyor sonra içinden çıkamayacağını hissettiği bir sıkıntıyla doluyordu.

Zeynep annesinin son bir kaç saat içindeki garip davranışlarına anlam verememişti ama sessiz kalması gerektiğini biliyordu.
Bu yüzden de hemen yatıp yorganın altında kitap okumaya dalmıştı.

Nesrin Hanım Erdinç'in kaçta döneceği hakkında en ufak bir fikri olmamasına rağmen gözü hep saatindeydi. Fotoğrafa bir kez daha baktıktan sonra hızla Erdinç'in odasına gitti.

Gardrobun içindeki eşyaları boşaltmaya başladı.

Dolapta Erdinç'in kıyafetlerinin yanında bir kaç tane kadın kıyafeti buldu. Üstelik bu kıyafetler gün içinde giyilebilecek türden şeyler değildi.

Kime ait olduklarını merak ediyordu. Merak ettiği bir başka konu da fotoğrafta Erdinç'e sarılmış olan adamın kim olduğuydu.

----------------------------------------------------

Erdinç şovunu bitirdikten sonra bara yaklaştı. Fırat'ı içeri girdiğinden beri görememişti. Barmenlere Fırat'ı sormaya niyetlendiği sırada birinin sırtına dokunduğunu farketti.
Arkasındaki Gökhan'dı.

"Burada çalışıyorsan bundan sonra kurallara uyacaksın. Kimin sevgilisi olduğun beni ilgilendirmiyor. Hadi kapıya yakın dur da, gelenleri karşıla"

Erdinç işini bitirdikten sonra hemen oradan ayrılmayı planlamıştı ancak Fırat'ı ararken Gökhan'ın eline düşmüştü

"Bütün gece kalamam, eve gitmem lazım"

"Olmaz öyle şey kalacaksın"

Gökhan cevap beklemeden uzaklaştı. Bu arada Erdinç kalabalığın arasında Fırat'ı gördü. Yanına gidip konuşmak istedi. Bir kaç adım kala yanındaki müşterinin Fırat'ın kulağına bir şeyler fısıldadığını gördü. Sonra adam cebinden çıkardığı kağıdı Fırat'ın cebine soktu

Erdinç ikisinin de gülümsediğini görünce olduğu yerde durup Fırat'ın kalabalığın arasında kaybolmasını seyretti. Ardindan gece boyunca Fırat'ın yüzündeki ifadeyi unutmaya çalıştı.

-----------------------------------------------------

Selim evde kalmayı tercih etmişti. Bir kaç biradan sonra araba kullanamayacak kadar sarhoş olmuştu. Genelde dışarı çıkmadan önce içerdi; ama bu gece anlayamadığı şekilde hemen sarhoş olmuştu.

Bilgisayarını açtı eski fotoğraflara bakmaya başladı. Bora'nın Selim'le ilgili en iyi saptamalarından biri de sarhoş olduğunda girdiği ruh haliydi. Sarhoş Selim; ya deliler gibi dans ederdi ya da düşüncelere dalar melankolikleşirdi. ikisinin ortası olduğu görülmemişti.

Bora'yla çıktıkları tatilde çektikleri fotoğraflara baktı. Yat gezisi...Açık büfe hatırası...Selim'in uyurken çekilmiş bir kaç pozu, bir tanesinde salyası yastığa akıyordu... O fotoğrafları yırtmıştı ama Bora, O'ndan önce davranıp bilgisayarına aktarmıştı hepsini, ve tanıdıkları bir kaç kişiye yollamıştı.

Selim'in yeni mayosu...Bora'nın üzerinde "Rakı Power" yazan tişörtü...Bir kaç güneş batışı...Bir tavşan...Hafta boyunca mayosuyla dalga geçtikleri Alman turist...

O zamanlar 36 poz filme sığdırılabilecek her tür gereksiz tatil detayı. Dramatik değeri olduğu söylenemezdi fotoğrafların ama Selim o an içkinin de etkisiyle ağlıyordu. Bora'yı özlediği için, O'nunla bir daha tatile çıkamayacağı için.

Telefonu çalmaya başladığında o başka bir klasöre geçmişti. Doğumgünü fotoğrafları...

Salona gidip telefonu açtı

"Alo?"

"Ya... ne olduğuna inanamazsın"

"Ne oldu?"

"Dolmuşa bindim ya..."

Onur başına gelenleri anlatırken heyecan içindeydi. Bir kaç dakika konuştuktan sonra, Selim:

"Bi dakka anlamadım; adamla çıkıyor musun?"

"Ya hayır da...bilmiyorum... istiyorum da aslında"

"Oğlum bu ne acele?"

"Sevinmedin mi?"

"Anlayamadım ki henüz...Sabah idrak edince söylesem"

"Tamam, zaten eğer konsere gidersem bu çıkalım demek olacak...Bir kaç günüm var"

Onur'un arkasından inen adamın adı Sinan'dı. Onur'un Ajda konserine gitmek istediğine kulak misafiri olmuştu. Konsere iki biletinin olduğunu söylemişti. Onur isterse o gece kendisine katılabilirdi. Kibarca Onur'u davet etmişti.

"Telefon numaramı istemedi...O gece gelirsen görüşürüz dedi. Çok düşünceli bir davranış değil mi?"

"Telefon numarası istememek beyefendilik mi oluyor?"

"Selim, Bütün sorularıma soruyla mı karşılık vereceksin?"

"Öyle mi yapıyorum?"

"Kapatıyorum!"

"Hani konsere..." Selim cümlesini tamamlayamadan Onur telefonu kapattı.

"...birlikte gidecektik!"

Selim bilgisayar odasına dönüp fotoğraflara bakmaya devam etti. Sonra internetten, konser için yer ayırttı. Tek kişilik.

----------------------------------------------------------------------------------

"Acele etme bu aşk dediğin biraz zaman alıyor, Bilenin ve bana katlananın yanına kar kalıyor"

Erdinç kapı önü görevinden sıkılınca dans edenlerin arasına karıştı. Şarkının nakaratında dudaklarını oynatıyordu.

Bir kaç kişiyle dans ettikten sonra Fırat'la yanyana geldiler. Fırat'a dönüp şarkıyı söylemeye devam etti. Fırat sadece gülümsedi sonra yanından uzaklaştı.

Neydi bu? Hoşuna mı gitmişti? Yoksa O'nunla dalga mı geçmişti? Az sonra tekrar kapıya döndü. Kapanış saati yaklaşmıştı. Hazır ortalık sakinken giyinip çıkacaktı.

--------------------------------------------------------------------------------------------

Zeynep su içme bahanesiyle odadan çıkınca Nesrin Hanım'ın salonda uyukladığını gördü.

"Annecim hadi yatağına geç" dedi hafifçe

"Ağabeyini bekliyorum"

"Uyuyorsun anne... hadi"

"Yok yok"

Zeynep annesinin inadını kıramayacağını anladığında yatağına dönüp cep telefonunu açtı. Sonra Erdinç'e mesaj attı.

"Annem sebebini anlamadıım bişey yüzünden dönmeni bekliyo. Çok sinirli"

Erdinç'in cevabı yarım saat sonra geldi

"Tamam bir arkadaşımda kalacağım...Sagol"

Bunun üzerine Zeynep salona gidip

"Ağabeyim bir arkadaşında kalacaktı gece... Unuttum söylemeyi...Hadi sen de yat" dedi Nesrin Hanım'a

"Ne zaman aradı seni?"

"Çıkarken söylemişti"

"Kızım madem gelmeyecek neden söylemiyorsun, işiniz gücünüz eziyet, bütün gece burda boynum tutuldu zaten"

Zeynep annesinin inatçı olduğunu bildiği gibi öfkesini de biliyordu.
Eğer Zeynep'e kızarsa bir süreliğine Erdinç'e olan kızgınlığını unutacaktı Öyle de olmuştu.Zeynep O'nu idare etmeyi az çok öğrenmişti bunca yılın sonunda.
Kızının karşısındaki yatağa yattı Nesrin Hanım. O kadar yorulmuştu ki hemen uykuya daldı.

-----------------------------------------------------------------------------------

Erdinç günlük kıyafetlerini giymiş sırt çantasını alıp yola koyulmuştu.

Kulaklarındaki uğultu bu işin en sevmediği yanıydı. Pazar günlerini bu uğultunun kaybolmasını bekleyerek geçiriyordu bazen.

Ancak o an canını sıkan eve gidemeyecek olmasıydı. Selim'e de gidemezdi. Bora'nın günlüğünü izinsiz almıştı. Fırat'ın da buna yanaşacağını sanmıyordu. Derin nefes alıp bir numara tuşladı. Karşı taraf telefonu açar açmaz:

"Saat sabahın 3 ü..."

Erdinç böyle bir cevap beklemiyordu ama cümlenin devamı yüreğine su serpmişti

"...kötü bişey mi oldu?"

"Sayılır"

Sonra cesaretini topladı.

"Bu gece sende kalabilir miyim?"

"Taksiye atla; paran yoksa burda öderim ben"

"Metin param var, kalacak yerim yok"

"Benim de uykum var çabuk gel"

Erdinç caddeye çıkıp bir taksi durdurdu. Bir kaç gün önce Metin'e yardıma ihtiyacı olmadığını söylediği için şimdi utanıyordu. Köprüyü geçerken rüzgar araladığı camdan saçlarına geliyordu.

Kozyatağına yaklaştığında bu yolu ne kadar zamandır kullanmadığını düşündü. Şimdi yine oradaydı. Sitenin girişindeki güvenlik görevlisi değişmişti. Eski görevliyle hep selamlaşırlardı.

Buraya sık geldiği günlerdi. Eski günler...

Taksi iki katlı villalardan birinin önünde durdu. Erdinç parayı uzattı ve tam önüne geldiğinde kapı açıldı.

Metin'in dağılmış saçlarını görünce gülmeye başladı. Üzerinde bir tişört ve altında sevdigi sortlarindan biri vardı. Kapıyı kapatıp kilitledi.

Erdinç'e dönüp:

"Hoş geldin...iyi geceler"

Sonra hızla yatak odasına gitti. Erdinç ayakkabılarını çıkardığında ne yapacağını bilemedi. Holde bir süre durdu. Nerede yatacağını düşünüyordu.

Metin o anda aklını okumuş gibi seslendi yukarıdan.

"Burada yatarsın yatak büyük, uğraştırma beni gece gece"

Erdinç üst kata çıktı.

Merdivenleri çıkarken tuhaf hissetti kendini. Sonra odaya girdi. Yatağın üzerinde bir şort vardı.

Metin yatağın bir ucunda yatmış yüzünü de diğer tarafa dönmüştü.

Erdinç şortu giyip yattı.

"İyi geceler"

Metin bir kaç saniye sonra ona benzer bir şey mırıldandı. Erdinç bardan çıktığından beri annesini kızdıran şeyin ne olduğunu düşünüyordu,
ancak o kadar yorgundu ki uykuya yenik düşmesi uzun sürmedi.

~~ 16. Bölümün Sonu ~~

15. Bölüm için Tiklayin     17. Bölüm için Tiklayin




Your pic here

Elated PageKits