Bölüm 17
Erdinç uyandiginda, bir süre nerede oldugunu kavramaya çalisti. Sonra basucundaki saatine bakti. Neredeyse öglen olmustu. Dikkatli dinleyince alt kattan gelen hararetli bir konusmanin bölümlerini duydu.
Burda ...geliyor mu? ...Ya sen?
Duydugu ses Metine ait degildi. Kalkip giyindi ve banyoya giderken, merdivenlere dogru yaklasip kulak kabartti. Uzun bir sessizligin ardindan Metinin
ama ben seni seviyorum dedigini duydu. Simdi neler olup bittigini çözmüstü.
Banyoya girdikten sonra kapiyi biraz gürültülü kapatti. Kötü bir anda ortaya çikmak istemiyordu ve bunu önlemenin tek yolu uyandigini duyurmakti. Aynanin yanindaki raflara bakti. Görüsmeyeli Metin parfümünü degistirmisti. Sonra diger tarafa bakti. Firçalikta iki dis firçasi duruyordu. Birlikte olduklari dönemde Metin israr ettikçe Erdinç buraya yerlesme fikrine uzak durmustu ancak anlasilan yeni sevgilisine söz geçirebilmisti. Metinin sahiplenme huyunu iyi biliyordu.Selim aynadaki buguyu silip saçlarina bakti, sonra vücudunu kuruladigi havluyu beline baglayip banyodan çikti. Çaydanliktan gelen sesleri duyunca banyoda düsündügünden fazla kaldigini anladi ve hemen gidip ocagi söndürdü. Ardindan, O giyinirken sogumasi için bir fincan çay hazirlayip setin üzerinde birakti.
Her Pazar evden çikip tüm günü disarida geçirmeye ugrasirdi, ancak bugün evde kalmak istiyordu. Zorunluluklardan hoslanmayan biri için uygunsuz bir meslek seçmisti. Pilav günlerinden pek hoslanmasa da görevli olarak okulda bulunmak zorundaydi. Eski mezunlar okula senede bir de olsa ugradiklarinda Selim Hocalarini da görmek istiyorlardi.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Onur sabah erken kalkmis sahilde yürüyüs yapip eve dönmüstü. Annesi ne kadar hava soguk dediyse de O dinlememisti ama dönerken üsüdügünü hissetmisti. Önceki gece olanlari düsündü. Begenildigini hissetmeyeli uzun zaman olmustu ve simdi aniden karsisina çikan bu adam kendisiyle ilgili düsüncelerinde haksiz oldugunu göstermisti Onura. Acele mi, degil mi bilmiyordu ama iyi hissettirdigi kesindi.
--------------------------------------------------------------------------------------------
O Pazar en erken kalkan Onurdu ama tüm gece neredeyse gözünü kirpmamisti Ayla. Kizkardesinin getirdigi dergilerde okunmadik yer birakmamis bulmacalari bile çözmüstü. Önceki gün odasini degistirmislerdi. Simdi üç kisi ayni odada kaliyorlardi ve Ayla bundan pek hosnut degildi. Kapi tarafinda yattigi için pencereden disari baktiginda sadece gökyüzünü görebiliyordu. Diger iki hastayla da konusmadigindan, bir an önce hastaneden çikmak istiyordu. Doktorun söylediklerine bakilirsa iki üç gün içinde evinde olabilecekti.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Erdinç banyodan çiktiktan sonra salona indi. Metin ve sevgilisi oldugunu tahmin ettigi çocuk, birbirine dönük tekli koltuklarda oturuyorlardi. Erdinç içinden Çok genç diye geçirdi. Metinin kendinden büyük oldugunu biliyordu ve bu çocuk da yirmili yaslarin basinda olmaliydi. Metin, az önce konusulanlari duymadigini ümit ederek Erdinçe gülümsedi ve sonra
Sinancim, bu Erdinç
Sinan Günaydin dedi ancak yüzüne bakmamisti bile. Gözlerini kaçiriyordu. Erdinç de gülümsedi
Memnun oldum Sinan
Sinan Erdinçin bu memnuniyetine herhangi bir karsilik vermeden:
Ben çok açim ne yiyoruz? dedikten sonra mutfaga gitti. Hemen ardindan Metine seslendi. Metin koltuktan kalkarken yüzünü burusturdu. Erdinç de Onu rahatlatmak için fisiltiyla
Önemli degil dedi. Metin Erdinçin yanindan geçerken Sinanin duymayacagindan emin oldugu kadar alçak bi sesle Onun adina özür dilemek için
O daha çok genç
Erdinç kafasini onaylamaz sekilde sallayarak
Çok genç diye tekrarladi.
Metin mutfaga giderken Erdinç yargilayan tavri için pismanlik duydu. Metini mutlu edememisti. Ve simdi Ona dogru insan ile ilgili ders vermek haksizlik olurdu. Metin in sözleri geldi yeniden aklina
...ama ben, seni seviyorum
Metinle sevgili olarak geçirdikleri son geceyi hatirladi. Erdinçin, Sinandan az daha büyük oldugu zamandi. Metinin ilgisinden mutlu oluyordu ancak bunun bir iliski olmadigini farketmesi uzun sürmemisti. gibi yapmaktan gibi olmak tan vazgeçip dürüst olmaya karar vermisti.
Metin ben bunu daha fazla devam ettiremem
Metin bir anda ortaya dökülüveren bu sözlere anlam verememisti
Neyi?
Erdinç Metinin yüzüne baktiginda konuyu baska bir yere çekebilecegini düsündü. Içinden bir ses Ona az sonra yapacagi konusmayi hiç yapmamasi için fisildiyordu. Ancak diger taraftan asik olma istegi söyle Ona diye bagiriyordu. Ask sanki karsisina çikmak için, önce ayrilma cesaretini göstermesini bekliyordu.
Uzun bir konusmanin ardindan Metin Erdinçe bir taksi çagirmisti. Disaridaki arabanin sesi duyuldugunda Metin salonda oturmus Erdinçin gidisini sessizce bekliyordu. Erdinç bir sey söyleyemedi; kapiyi açti. Tam çikarken Metin:
Sinavda basarilar, bu sene bi okula girersin artik
Erdinç bir hafta sonra üniversite sinavina girecekti.
Tesekkür ederim dedi sonra kapiyi çekerken Metin in sesini duydu tekrar
ama ben seni seviyorum
Bir hafta sonra sinavdan çiktiginda ne yapacagini bilemez halde dolanirken bir apartmanin bahçe duvarina oturmustu. Ve o gün sözünü tutmustu ask.
Erdinç bunlari düsünürken Metin mutfaktan seslendi.
Hadi gel burda yiyelim bir seyler
Mutfak masasina kurulmus kahvalti sofrasi Erdinçe ailesiyle yaptigi Pazar kahvaltilarini hatirlatmisti. Hafta içi on dakika fazla uyumak için, haftasonlari ise ancak ögle saatlerinde uyandigindan unutmustu kahvaltilari.
Çaylari getirdiginde Erdinç, Sinanin sicak çayi üstüne dökecegini düsündü bir an. Ya da tam ekmegine yag sürerken biçak elinden kayip Erdinçin bir yerine saplanabilirdi. Sonra bu düsündüklerine güldü.
Ne oldu? diye sordu Metin.
Yok bisey sinirim bozuldu
Sinan çay kasigini biraz gürültülü sekilde birakti masaya. Erdinçin kendisine güldügünü düsünmüs olmaliydi. Kahvalti boyunca Metin ortami yumusatmaya çalisti, ancak Erdinç Sinanin bakislarindan rahatsiz olmustu. En iyisinin, kahvaltidan sonra hemen toparlanip gitmek oldugunu düsündü
--------------------------------------------------------------------------------------------
Ayla uyumaya çalisiyordu ancak pencere tarafindaki hastanin yakinlari fazla gürültücüydü. Yaninda yatan yasli adamin da arada bir iç geçirmek disinda sesi çikmiyordu. Adamin ellerini inceledi Ayla. Kahverengi lekeler vardi ellerinde.
"Bir agacin, gövdesindeki halkalari gibi insanlarin da lekeleri olur" demisti anneannesi. Ayla çocukken çok mutlu oldugunu düsündü. Onu simartmayi çok seven tonton bir anneannesi vardi. Kutay diye seslenisi gelirdi aklina. Evin içinde saklanbaç oynadiklarinda:
Nereye gitti bu çocuk... vah vah diye yakinirdi anneannesi. Küçük Kutay da bunu duyunca dayanamaz saklandigi yerden çikar Burdayiiim diye bagirirdi.
Birlikte sarkilar söylerlerdi. Gece dedesi evde yoksa anneannesi Kutayi yaninda yatirirdi. Beraber dua ederlerdi ve sonra Kutay uyumak için gözlerini kapattiginda anneannesi basucu lambasini yakar sessizce kitap okurdu. Bir keresinde Kutay merak etmis ve anneannesinden kitabi sesli okumasini istemisti. Bir kaç sayfaya kalmadan uyuya kalmisti. Hatirladigi kadariyla bir yaslilar evinde karsilikli konusan iki kisi vardi kitapta. Anneannesi polisye romanlari çok severdi.
Ayla adamin ellerini incelerken Onun kadar yaslanmamayi diledi. Tonton bir dede olma ihtimali yoktu. Kizkardesinin çocuklarinin hiç evlenmemis Kutay Dayisi olmayi ve ellili yaslarda aci çekmeden ölmeyi planliyordu. Bunlari düsünürken kapida Firati gördü.
Girebilir miyim?
Gel gel
Ayla Gizemin gelisini beklerken Firati görünce sasirmisti. Biraz sohbet ettiler. Yalniz olmadiklari için o korkunç geceden hiç söz açilmadi ancak Ayla arada bir Firata bakip tesekkür ediyordu. Firat gitmek üzereyken Ayla, Erdinçi sordu. Sadece gülümsedi Firat ve bu konuda bir sey söylemedi.
Sen yine de o hayirsizi görürsen benden selam söyle
Firat gitmeden önce, taburcu olacagi gün Aylaya yardim etme sözü verdi. Hastanenin kapisinda aklina o gece geldi. Ayla iyilestikçe Firat da olayin etkisinden çikiyordu. Aylanin selamini bahane ederek Erdinçi aradi. Bir kaç kez çaldirdiktan sonra vazgeçti ve evine dogru yola koyuldu --------------------------------------------------------------------------------------------
Selim okula vardiginda bahçede gruplar halinde sohbet eden ögrencileri gördü. Ögrencilerden birkaçi Selim Hocalarini görür görmez yanina gelip hatrini sordular. Mezunlarla okul anilari konusuldu önce. Ardindan simdilerde neler yaptiklarini dinledi.
Siz neler yapiyorsunuz hocam? diye sordu kizlardan biri.
Hala evlilik yok mu? dedi bir digeri. Selim o an mezunlarla sohbet etmeyi neden sevmedigini hatirladi. Artik daha rahat soru sorabiliyorlardi. Ve sorduklari sorulara genellikle Selimin yalan söyleyerek cevap vermesi gerekiyordu.
Simdilik evliligi düsünmüyoruz diye geçistirdi. Sonra pilav yeme bahanesiyle yanlarindan uzaklasti. Okulda geçirmesi gereken iki saatin bir an önce geçmesini diledi. Tam bir baska ögrenci grubu tarafindan yolu kesilmisti ki telefonu çalmaya basladi. Izin isteyip uzaklasti.
Efendim Onur
Nerdesin?
Okulun pilav günündeyim
Ve?
Selim kisik sesle Imdaaaaat
Anlasildi çok egleniyorsun. Uyduruk kiz arkadas ismi ister misin?
Olabilir aslinda ama az önce bir tane uydurdum ve bütün gün Onu kullanmam gerek
Neymis o isim?
Ümran
Olamaz Onur bir süre güldükten sonra ...annemi kirli emellerine alet ettigine inanamiyorum
Ne yapayim aklima baska isim gelmedi
Onur bu konusmayi yaparken annesi her zamanki gibi odaya daldi ve bir seyler alip çikti
Az önce müstakbel esin odaya girip kirli çamasirlarimi aldi
Sende kirli çamasir çoktur. Baksana dolmusta bile vukuatin var
Ya, degil mi?
Onur bunlari söylerken yine siritmaya basladigini hissetti. Sesinden de anlasilmis olacak ki Selim:
Bak yine gevsedi...Hadi peltecigim kapatiyorum...Sen eski haline dönünce yine konusuruz
Selim telefonu kapatmakta acele ettiyse de Onurun son sözü söylemesini engelleyemedi
Kiskanç...kiskaç...kisk
Ögrencilerinin yanina döndügünde yine kiz arkadasi Ümran ile ilgili bir sürü yalan söylemeye devam etti. Onurun annesi Ümran Hanim gözünün önüne geldikçe de gülmemek için kendini zor tuttu. --------------------------------------------------------------------------------------------
Ayla odadaki ziyaretçilerin bir an önce gitmesini diliyordu. Gelenlerden birinin küçük çocugu Aylanin yataginin ayak ucunda durmus gözlerini Aylaya dikmis neredeyse hareketsiz duruyordu. Ayla önce görmezden geldi ama sonra çocugun vazgeçmeyecegini anladiginda bu durumdan kurtulmanin yollarini aradi.
Önce gözlerini kocaman açip çocugu korkutmaya çalisti, ardindan bir süre o da ayni sekilde çocuga dikti gözlerini fakat çocuk vazgeçmiyordu. Hatta arada bir sikilmis gibi iç geçiriyor ancak yerinden kipirdamiyordu. Ayla kasiyla gözüyle gitmesini isaret ediyordu çocuga. Birileri duyar diye bir sey de söyleyemiyordu.
Bir kaç dakika sonra Aylanin yanindaki yatakta yatan yasli adam çocugun ilgisini çekmek için hareket etti. Sonra fisiltiyla çocuga seslendi.
Pist...delikanli
Odadaki insanlar o öyle hararetle konusuyordu ki; kimse çocugun ne yaptigina bakmiyordu. Yasli adam bir kez daha seslenince çocuk adama bakti. Adam çocugu yanina çagirdi eliyle. Ayla da neler olacagini merak etmisti.
Çocuk adamin yanina yaklasinca adam agzini kapatti ve çenesini oynatti. Sonra birden agzini açinca takma disleri yerinden çikti. Neredeyse adamin agzindan düsecekti disleri. Çocugun gözleri bu görüntü karsisinda fal tasi gibi açilmisti. Sonra kosarak digerlerinin yanina gitti. Ayla gülmeye baslamisti ancak güldügünün görülmesini istemiyordu.
Mahallenin çocuklarina da yapiyorum bunu...ödleri patliyor dedi yasli adam
Ayla adama bakip tekrar gülmeye basladi. Adam dislerini yerine taktiktan sonra sordu:
Ben seni önce dilsiz zannettim ama demin arkadasin gelince anladim
Ayla yasli adamla konusmamak için elinden geleni yaptigini düsününce utandi.
Kusura bakmayin
Kusur olur mu estagfurullah. Hasan benim adim. Seninki de Kutaymis doktor söyleyince duydum
Evet
Geçmis olsun neyin var?
Biçaklandim...Gece yolumu kestiler
Çok geçmis olsun...Serefsiz bunlar, it kopuk doldu Istanbul...Çok parani çaldilar mi?
Cüzdanimda çok para yoktu, cep telefonumu bile almamislar
Allah Allah...Neden biçakladilar seni peki?
Bilmem
Polise haber verdiniz mi?
Ayla polise hiç bir sey söylememisti. Olanlari çok farkli anlatmisti. Çantasindaki biçagi adamlardan birinin bacagina sapladigi için suçlu duruma düsebilirdi. Ilk saplayan o olmustu çünkü.
Verdik ama nereden bulucaklar?
O da dogru...Bulduklarini da hemen saliyorlar...Allahtan benim torunlar Ankarada...Orasi daha küçük yer, bu kadar olay olmaz
Hasan Amca senin neyin var?
Bak simdiden anlasalim. Bana herkes Dede der. Mahallede de böyle, memlekette de böyle. Sen de dede diyebilirsin
Peki
Benim akcigerlerim zayif, farkettiysen kesik kesik nefes alabiliyorum, yoksa yavas konusmam yasliligimdan degil. Gençlere tas çikaririm ama dogru düzgün oksijen alamiyormusum...Ondan zayif düsüyormus vücudum
Size de geçmis olsun
Sagol sagol, ben böyle ayda bir gelirim bir iki gün yatar oksijen alirim sonra eve dönerim
Onun için geleniniz olmadi herhalde
Eh aslinda gerek yok...Zaten kizim Ankarada, oglumla da görüsmüyorum...
Esiniz yok mu?
Yok... Sizlere ömür
Ayla, Dede demeye bir türlü alisamadigi yasli adamla bir süre sohbet etti. Ailelerinden bahsettiler.Dedenin askerlik anilarini dinledi, karisiyla tanismalarini, ogluyla neden görüsmedigini...
Ama sana bisey söyleyeyim mi? Aslinda babalar iyi olsunlar diye küser çocuklarina...Mesela benim oglan...Hiç bir iste dikis tutturamadi...En sonunda yine benden para istedigi bir gün öyle bir payladim ki vurdu kapiyi çikti...Iki aydir görüsmüyoruz ama ben nerede kaldigindan, nerede ise basladigina kadar her seyi biliyorum, haberini aliyorum...Kendine yedirememis söylediklerimi; ama hiç degilse ise yaramis...Yaninda kaldigi arkadasini da taniyorum...Onunla aramizda sir olarak kaldi bu küslük numarasi...
Peki ya gelmezse...
Gelir gelir...Hep söylüyormus arkadasina...Isler iyice yoluna girince gelir mutlaka
Ben de babamla görüsmüyorum ama bizimki gerçek küslük
Bak Dedem demisti dersin, babalar küsmeyi sever ama küs kalmayi sevmezler
Ayla içinden Bu söz benim babamda ise yaramaz diye geçirdi. O an uzun zamandir ilk defa babasini görmeyi çok istedi.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Erdinç kahvaltidan sonra çantasini almak için yukari çiktiginda Firatin aradigini gördü. Sonra balkona çikip Firati aradi. Bu defa da O cevap vermedi. Erdinç tekrar odaya girdiginde Sinan yatakta uzanmisti. Sirtüstü yatmis ellerini de basinin altinda birlestirmisti. Ne yapmak istedigini anliyordu Erdinç. Sinan Burasi bana ait diyordu hareketleriyle.
Metin kahve yapiyor dedi. Sonra Metinin sesi duyuldu alt kattan.
Erdinç kahve ister misin?
Yok sagol çikacagim birazdan
Sonra yataga oturdu Erdinç ve Sinana
Dün aksam burada kaldigim için kusura bakma dedi
Sinanin savas istedigini biliyordu ancak Erdinçin niyeti bu degildi. Üstelik hatali olan hiç bir sey söylemeyen ve ayni yatakta yatmak isteyen Metindi
Dün gece evde kalamayacagim için Metini aradim...Yillardir Ondan birsey istememistim ama sokakta kaldigim için geldim buraya...merak etme aramizda hiç bir sey geçmedi...
Sinan sanki basindan beri hiç sinirlenmemis ya da Erdinçi suçlamamis gibi davranmaya çalisti.
Sinirlenmekte haklisin ama gerçekten bisey olmadi...biriyle birlikte oldugunu bilsem burada kalmazdim zaten...üstelik ben de biriyle beraberim
Erdinç Sinanin bu konusmaya inanip inanmayacagini bilmiyordu ama üzerine düseni yapmisti.
Tanistigima memnun oldum, baska türlü olsaydi daha çok memnun olurdum
Ben de
Bu defa Sinan, en azindan cevap vermisti. Erdinç evden çiktiginda Firati tekrar aradi.
Efendim?
Erdinç Firatin sesini duyunca bir defa daha Onu kaybetmek istemedigini hissetti. Sonra erteledigi cümleyi söyleyiverdi
Sen beni seviyor musun bilmiyorum Firat ama ben seni seviyorum
~~ 17. Bölümün Sonu ~~
16. Bölüm için Tiklayin 18. Bölüm için Tiklayin
|