|
Dabbet
Saçmallığı
Simdi bir dostun link vermesiyle gordugum bu
yaziyi. Kuran da olmayan Mehdiyi saptiriken Ben Kuranim Diyen
Hans VOn aibergin Ayetleri nasil Iskender gibi yorumladigini
yazar guzel yakalamis kaynak altinda. Dabbet kelimesini her
zamanki Uydurukca Sankiritceye dayandirmis. Ayetin
mealinide Nerdeyse Billy Meirea Gore yapmis
DABBET
MUSTAFA OZ
Doğrusu, Hans'ın Dabbe üzerine getirdiği açıklama, hiç de
alışılmış türden değil. Oldukça da kafa karıştırıcı; çünkü,
biz bu güne kadar yorumların yedi
kat üzerinden yapılabildiğini biliyorduk ama muhterem o yediyi
yedi kere yedi yaptı! Bu yüzden, onun dabbe
hakkında bütün söylediklerini değil, Kıyamet bağlantılı olanını
sizinle paylaşacağım.
Önce Kur'an'daki geçtiği yeri veriyor:
Zilzal Suresi. Bu surenin birinci kat çevirisi onda şöyle: "Yerküre,
o sarsıntıyla sarsıldığı zaman... Ve toprak, ağırlıklarını
çıkardığı zaman... Ve insan: "Ne oluyor buna?" dediği zaman...
İşte o gün yerküre, tüm haberlerini söyler / anlatır. Çünkü
Rabbin ona vahyetmiştir. O gün insanlar, yapıp ettikleri
kendilerine gösterilsin diye kümeler halinde ortaya
fırlayacaklardır... Artık, kim bir zerre miktarı iyilik yapmışsa
onu görür. Ve kim bir zerre miktarı kötülük yapmışsa onu da
görür."
Âyetlerin normal çevirisi böyle
ama Hans bu, nasıl bir cifir uyguluyorsa, ikinci çeviride Zilzal
şu hali alıyor:
"Zaman enerjisi deşarj olduğu zaman (Tersyüz geri
döndüğünde) ve arz içindeki dabbetlerin fazla enerjisini açığa
çıkardığında... İnsanlar "ne oluyor bunlara da âyetleri
inanılmaz derecede çok iyi biliyorlar?" diye birbirlerine
sorduklarında...işte o gün arz derindeki tüm haberlerini
(zamanın sırlarını, dabbetülarzın konuşmasını) dabbetül
arz'larıyla söyler, "Kıyamet'in ilk alameti gelmiştir der. Çünkü
Rabb’in Arz'a vahyetmiştir: Zaman
enerjisini sen sakın! Zamanın üç sanal boyutunu senin somut üç
boyutuna çevir. Boyut enerjisini arz içinde sakladığı Dabbet’e
versin. Rabbi böyle vahyetmiştir, arz ve evlâdı Dabbet’lere... O
gün multikopya (küme, saf, saffat durumundaki) insanlar
(insan dabbetler) gelecek hakkında yaptıkları kendilerine
gösterilsin diye ortaya çıkıp, kendilerini saklamayacaklardır,
"Ben dabbetim diyeceklerdir". Artık kim bir zerre miktarı iyilik
yapmışsa (Hanif grubu adına bir şey yapmışsa) o yaptıklarının
geleceğe hayır olarak yansıyacağını görür. Kim düşman kampustan
(Zion grubundan ise yani kötü bağdan ise) o kötülüğünü kendi
bağının çölleşmesi biçiminde şer olarak görür."
Yeni ve düz bir okuyucu olarak bu çeviriden pek bir şey
anlayacağınızı sanmıyorum.
Burada Hans'ın ne söylediğini anlamanız için, ciddî bir
tiryakilikle Hans'a odaklanmış, onun "Rahle-i Tedrisinden"
geçmiş olmanız gerekiyor. Hans'ın sıkı bir öğrencisi olarak ben
size Hans'ın ne dediğini açıklayayım:
Dabbe, yine Dünya'da olan ama
zaman bakımından geleceğe (âhir zamana) kaydırılmış olan,
dolayısıyla yine Dünya'da ve Dünya’nın içine gizlenmiş olan,
İslâm'ın, Tanrının, Kur'an'ın ve bilginin süper starlarıdır!
Böyle bir "dabbe" anlayışı ve
yorumu, hiç kuşkusuz ilkin Hans'la ortaya çıkıyor ve şu anlama
geliyor: Bu dabbe türü yetkin, gelişmiş, bilgili zaman
gezmenleridir! Kıyamet'in ortanca belirtilerine gelindiğinde,
zamanda daha doğrusu zaman enerjisinde bir oynama, bir
değişiklik olacak ve ilk işaret olarak Dabbe’nin bu süperstar
türü açığa çıkacaktır! Onların Kur'an hakkında
söyledikleri, olağanüstü açıklama getiriyor olacak ve insanlar
buna şaşacaklardır. İnsanlar, tıpkı Hans'ta olduğu gibi
şaşıracaklar ve "Ne oluyor bunlara da âyetleri inanılmaz
derecede çok iyi biliyorlar?" diye birbirlerine soracaklardır.
İşte o gün Arz, içindeki tüm sırlarını, onların ağzı ile
konuşacaktır. Onlar, ortaya çıkacak ve kendilerini
saklamayacaklardır. "Ben Dabbetim
diyeceklerdir". Artık kim iki bağdan birinin üyesi olarak ne
yaptıysa, bunun geleceğe nasıl yansıyacağını görecektir. İyi
bağa ait olanların (Haniflerin) yaptıkları iyi bir geleceğe
katkı, kötü bağa ait olanların (Zion Grubu'nun) yaptıkları ise,
gelecekteki çölleşmelerine bir katkı olacaktır. Ve onlar da
bunları görecektir!
Hiç kuşkusuz, bu Dabbe'lerden biri de Hans'tır ve o kendini
saklamıyor. Aynı konuşmada kendisinin de bir "Dabbe" olduğunu
söylüyor. Sonra, aynı zamanda, bu zaman gezmeni yetkin varlıklar
için şöyle diyor: "Kıyamet
alameti hem de ilk Kıyamet alameti oldukları için kanadı kırık
vefalı Dabbetül Arz'lar çok üzgünler.... İlk büyük alamet
gerçekleşti! Üzgünüm, iyi haberler vermek isterdim. Yeryüzünde
ilk kez kanat kırılıyor. Semaya dönmeyenler Dabbetül Arz olarak
ilan olunuyorlar. Gerçekten çok üzgünüm"
diyor.

"Kanadı
kırık" sözcüğü ile onların gelecekten zamanımıza dümen
kırdıklarını, Dünya’nın bu zamanını seçtiklerini ve böylece
gelecekteki yaşamlarından vazgeçtiklerini söylüyor! Onları şu
sözlerle açıklıyor: "Dabbet demek, Arz'da kalan semaya
dönmeyen ve böylece köprüleri atan, sadece ve sadece Kur'an'dan
konuşan, Zero-N'in (Zion'un) tuzağını boşa çıkarmak için kendini
feda eden kişilerdir. (Hanif projeye bağlı zaman
gezmenleridir.) Böylece o Zero-en'lerle aralarına Zülkarneyn
seddi yaptılar ve insanlığı kanatlarının altına alarak
kurtardılar. Bedel olarak da birden yaşlandılar! Aniden!"
diyor.
Daha sonra ayrıntılı biçimde değineceğimiz için şimdilik kısaca
açıklayalım; Zero-n, Walhalla'dan kaçarak tarihi Siyonist
doğrultuda değiştirmek için Dünya'ya gelen gruptur. Daha doğrusu
bu grubun zamanda kayma aracıdır.
Aniden yaşlanmaya gelince, şöyle açıklıyor: "Sema ya
da ışık hızını aşan uçandairede geçen bir saniyeye karşılık,
Arz'da 1080 saniye geçmektedir. 1 saniyeye karşılık 18 dakika
diye hesapladım"diyor. Tarık (Uçandaire)
ile gelen biri, Dabbet olunca, araya böyle bir zaman oynamasının
girdiğini söylüyor.
Sonra da bu kanat kıranlar içinden iki isim veriyor: Jana ve
Stephen Hawking!
Hawking'i herkes tanıyor. Jana
ise, Meier'in resmini çektiği uzaylı kadın! Tabii ki, bu uzaylı
kadın, uçandaireden inip, kolları sıvamış değil. O sadece bir
görüntü, bir resim. Jana onun şimdilik en son durağı.
Brezilya'lı bir fotomodel! Genç bir kız ve Mehdî misyonluğuna
çalışan, zamanımızdaki Uri Geller karşıtı Hanif kamp'ın telepatı.
Hans ona "messenger" diyor. Bazen coşup "Wal" da diyor. Wal yani
Walkry yani Huri! Bazen onun için "Jan Dark" da diyor.
En son aldığımız habere göre, yeniden çekilmiş sahneden ama
Hans'ın söylediğine bakılırsa Uri'ye yapacağını yapıp da gitmiş.
Bu satırların yazıldığı sıralarda Uri Geller, intihara mahkum,
kafası sancılı bir insan. O, karşıt kampın, kötü bağın, Zion
misyonluğunun üç süperinden biri. (Diğer ikisi Puharich ve
Copperfield)
Hans, bu yetkin, bilgili ve Hanif kampın savunucusu ve aynı
zamanda zaman gezmeni olan Dabbe'ler için "açık uyarıcı"
deyimini kullanıyor. Bir zamanlar Yaşar Nuri Öztürk hocaya
yapılan Mehdî yakıştırmalarını kastederek de "Açık uyarıcı
asla Y.N.Öztürk vb. değildir. Kanadı kırık Dabbet’lerdir"
diyor. Sonra da Dabbe'nin başka anlamlarına geçiyor.
"Dabbet kelimesi çoğuldur.
Sanskritçedir (Tapet - Zemin altı, bodrum, halı-kilim, tandır,
erzak saklanan kiler vb.), tabii en ünlü anlamı da debelenmek
(Debi ve Rejim'e de atıftır. "Debi bir suyun saniyede akıttığı
su miktarı" dense de aslında suyun açtığı yeraltı galerisidir...
Yani bir mağaranın sığasıdır/kapasitesidir. Su hazinesidir,
havza-havuzdur. "B" ile yazıldığında ise dinozordur. Eğer iki
"B" ile yazılırsa silikon, bilgisayar tekniğidir vb. Tabii
noktasız "B" harfi (Yani "P" harfi, Kureyşçeden kaldırılınca
kelime de zorunlu Dapet yerine Dabbet oldu)"
diyor.
Sonra sözcüğün öbür anlamlarına geçiyor: Dabbe'nin bir anlamının
dinazorumsu yer hayvanı olduğunu söylüyor. "Ashabı Kehf bir
Dabbet ehlidir, Dabbete sığınmışlardır. Kıtmir de orada Dabbet
hayvanı bir "hybrid"dir. Zülkarneyn Seddi ardındaki izdüşüm
dünyamızda yaşayan Yecüc-Mecüc’ler de bir Dabbet hayvanıdır.
Fakat Jana Dappet Al-Ard'dır. Dabbet değil! Kureyşçe mecburen
Dabbet diyoruz artık! 49 anlamlı bir kelime. Millenium'dan
itibaren Dabbetül Arz'a yol açılmıştır. Cuma günü de kanatlar
kırılmıştır. Yani Dabbetül Arz denen Kıyamet'in on büyük
alametinin ilki gerçekleşmiştir. (23 Haziran 2002) Bu demektir
ki 3000 diye bir yılı kutlayamayacağız, bir Millenium daha
olmayacaktır artık!"
diyor. Bu yere batası öngörüsünü de şöyle berkitiyor:
"Dabbet, 82 ortanca alametin dışında on büyük alametin ilkidir.
İlki ve sonuncusu arasında daha belki de 5 asır var ve o zaman
belki son derece mutlak soğuğa (Zemheriye) yakalanacağız. Ama
şunu söyleyebilirim ki, önümüzde üçüncü bir millenium daha
olmasını termodinamik yasaları engelliyor. Termodinamik yasaları
keyfi değildir: Sünnetullah denen değişmez Allah yaratım bilimi
yasalarıdır. Allah'ımız asla bu evrende artı ve eksi yük yanında
bir başka yük (Meselâ çarpı ve bölü yük / şarj) yaratmayacaktır.
Allah'ın Sünneti’nde asla bir değişme bulamazsınız. Elektron ve
proton ile daha ilk günden var edildik, daha sonra elektron ya
da proton falan yaratılmadı, yaratılmayacak."
Hans'a göre, son ortanca işaret ise, Mehdî'nin
gelmesidir. O yüzden gelecek yazıda Hans'ın Mehdî üzerine
söylediklerini ele almak istiyorum.
ANA SAYFA
http://www.derki.com/sayfalar12/dabbet.html
|