|
Hans-Deccal-Mehdi
MEHDİLİK VE DECCALİYET
Mehdi kıyamet
alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis
uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler
kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın
dünyaya ge-leceğine, herkesi yenip dünyaya hakim olacağına,
daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine,
bunları gerçekleştirmek için ise Deccal ile savaşacağına
inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri
de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişilerdir. Tüm bu
yeteneklere sahip olabilmek, kendi şeyhinin, ken-di
liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis
uydurulmuştur. Bu yüzden Mehdi’nin dış görünüşü hakkında,
yapacakları hakkında, çıkacağı yer hakkında birbiriyle
çelişen birçok ha-dis vardır. Mesela bir hadise göre Mehdi
Şam’dan çıkacakken, di-ğerine göre Kufe’den, bir diğerine
göre İstanbul’dan, bir başka hadise göreyse Medine’den
çıkacaktır. İlk nesiller kendi şeyh ve liderini Mehdi
çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki son-raki
nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır. Bu nesiller
de kendi liderlerine uyan hadisleri doğru kabul etmiş, diğer
hadisleri yorumla saptırmış veya yalanlamışlardır. Örneğin
liderleri küçük burunluysa, “Mehdi küçük burunludur”
hadisini kabul etmişler, Mehdi’nin gaga burunlu olduğuna
dair hadisleri gözardı veya inkar etmişlerdir. Bu yüzden
İslam aleminde Mehdi enflasyonu yaşan-mıştır. Şu anda Mehdi
sanılan bir dîni grup lideri var mı diye sorulabilir. Buna
cevabımız “Acaba hangi grup kendi liderini Mehdi sanmıyor
ki!” şeklindedir. ....
ÖLÜ
DİRİLTEN DECCAL
Deccal ise
Mehdi’nin savaşacağı kişidir. Şeyhini Mehdi ilan edenler şeyhine
karşı çıkan veya şeyhin yaşadığı devirde karşı fikirlere sahip
bir kişiyi Deccal ilan ediverirler. Böylece Mehdiyete hizmeti
ibadet sananlar, Deccaliyetin ordu veya fikir sistemiyle savaşı
da ibadet sayarlar. Hadislerde bir Mehdi, bir Deccal tarifi
varken binlerce kişinin Mehdi ve onlara karşı binlerce kişinin
Deccal ilan edilmesi konunun nasıl zıvanadan çıktığını gösterir.
Deccal hakkın-daki hadislerde Deccal’in cenneti ve cehennemi
olduğu, ölüleri di-rilttiği, alnında kafir yazdığı, kör olduğu,
yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük fitne olduğu anlatılır.
Örneğin
Türkiye’deki Nurculuğun kurucusu Said Nursi, kendisini Mehdi’nin
öncüsü bir Mehdi olarak göstermektedir. Eserlerinde kendine ve
yazdığı kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasını
yükleyen Said Nursi, Deccal olaraksa Atatürk’ü gösterir.
Kitabında uydurmalarla dolu hadisleri nasıl Atatürk’e uygun bir
şekilde yorumladığına şahitlik edebilirsiniz. Hadiste “Deccal’in
alnın-da kafir yazar.” denir. Said Nursi bununla şapka
giyilmesini anlar. Hadiste uzun bir eşekten bahsedilir, Nursi
bununla treni anlar. Deccal’in Cennet ve Cehenneminden ise
Cumhuriyet döneminde tertiplenen eğlenceler ile cennet,
muhalefetin hapse atılmasıyla, vb. Cehennem anlaşılır. (Said
Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar, 5. Şua) Türkiye’deki en
büyük Ehli Sünnet cemaatin lideri böylece Deccal’i bularak kendi
Mehdi’liğini iyice tasdik eder. Said Nursi ölünce bölünen Nurcu
cemaatlerin başına gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki
kimi şahıslarca Mehdi sanılmaktadırlar. Tür-kiye’nin ikinci
büyük cemaati Süleymancılık da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ı
Mehdi kabul eder. Deccal hakkındaki görüşleri ise Nurcular ile
aynıdır. Süleyman Hilmi Tunahan’ın mirasçısı da ayrıca Mehdi
sanılır. Türkiye’deki en büyük tarikatların kurucuları ve
sonraki birçok vekil için de manzara pek farklı değildir. Bu
cemaatler değişik Mehdi alternatiflerine karşı Atatürk’ün
Deccalli-ğinde neredeyse söz birliği yaparlar. Bunun en önemli
sebebi Sun-niliğin en kutsal kurumu olduğuna inandıkları
halifeliğin Atatürk tarafından kaldırılmasıdır. Oysa Kuran’da ne
halifelik diye bir müessese anlatılır (30. Bölüm’ü okuyunuz), ne
şapka giyenin kafir ol-duğu söylenir... Tüm bu Mehdi, Deccal
çıkarımları ve bununla ilintili yorumların Kuran ile alakası
yoktur.
Kuran’ın Mehdi
ve Deccal hakkında ne dediğinin cevabı koca bir hiçtir. Yani
Kuran’da tek bir ayette bile geçmeyen bu karakterler
yüzünden binlerce Mehdilerin peşine düşülmüş, birçok gele-nekçiliğin
düşmanı Deccal diye lanetlenmiştir. Binlerce kişinin kanı
dökülmüş, adeta bir İslam mitolojisi oluşturulmaya
çalışılmıştır. Her devirde gelecekmiş gibi beklenen Mehdi
kişileri tembelliğe itmiş, birçok Mehdi bekleyicisi kendi
ürettikleriyle kurtuluşu araya-caklarına, kurtuluşu gelecek
Mehdilerden ummuşlardır. Ayrıca mezhepçiler, içinde
bulundukları zayıf, hükmedilen,bilimsel olarak geri durumun
günahını da kendilerinde arayıp kendilerini
düzelteceklerine, uydurma Deccallere suçu yükleyip
kurtulmuşlardır.
Simdi
Bakalim Kendini Dabbet Ilan eden Aiberg Kurani nasil
carpitiyor
1.
Agustos 18, 2002 Tarihli chat
Deccal”
Deccal ile ilgili sayısız işaret var. Bu o kadar çok ki, bende
bir kitap halinde yazılı duruyor. “Alemlerin Rabb’i” kelimesi
bile (Rabbil Alemin) ve Ali İmran Suresi’ndeki "Allah Alemlere
zulmetmeyi istemez" derken oradaki ZULÜM kelimesi >>> DECCAL’DİR.
Deccal'in paralel evreni zıt-paralel olanıdır yani
TERSİNMEKTEDİR, dolayısıyla 2000 yıl sonra çıkmaktadır. Diğer
evren ise bize (zıt) olmayan PARALEL evrendir. Eğer Deccal
oradan gelseydi, 2000 yıl önce çıkacaktı. Siyerde, "Adem dahil,
hiçbir elçi olmasın ki, Deccal'e karşı ümmetini uyarmasın!"
yazılıdır. Bu konuda en az onbir veri hatırlıyorum.
Ali
İmran 108: Bunlar sana Allah'ın ayetleri. Hak olarak okuyoruz
sana onları. Allah, âlemlere zulüm istemiyor.
Evet burada
ALEM+LER derken paralel ve zıt-paralel o yönleri olan bir
çift takım-alemden söz ediyor. Birincisinde Deccal yok;
ikincisinde var. ZULM yaratığı olan Deccal birinde var
ötekinde yok. Zıt paralel evrende ilk oluşum su ve tuz
üzerineydi, bu tıpkı bizim Dünya’mızın asit ve baz atmosferi
gibi o alemde YAŞAMA izin vermiyordu. Öteki alem-dünya
tersine gelişirken Nacl ve H2O'dan tuz asidi (HCl) ile asit
çıktı. Yani bunlar orada HAYATI başlattı. Deccal'in
doğasında bu TERS durum var. Tuz ve Su Deccal'i zehirleyen
bir silahtır. Daha önce de yazmıştım.
2.
2001.11.18 Tarihli Chat
Deccal, bir
PARALEL EVREN yaratığıdır... Gerçek bir mirror yaratık.
Evrenimiz ÇİFT yaratıldı, birinde biz yaşıyoruz,
genişliyoruz. Genişleme değme haline gelince (Bir elipsin
iki odağındaki ŞİŞME sonucu, iki küre birbirine değince) Ş İ
R A kapısından bir teğet değme olacak. Şira'dan İSA ile
birlikte BU EVRENE girecekler.
Ondan sonra görülmemiş bilim kurgu gibi bir fenomenler dizisi
yaşıyacağız. Gözümüz gerçek bir UZAYLI görecek... Gözümüz Yecüc-Mecüc’leri
de görecek, bilim kurgular ve fantastik tüm bildiklerimiz
canlanacak... İskoç (Presbiteryen) şövalye, Glaskow locası en
büyük ve 33 derecenin adıdır.
Siyonizm 6000 yıllık bir GELENEK ve 350 yıl gelecek içeren çok
köklü bir uzantı ve süreçtir. Allah üç şeyi lanetlemiştir.
İblis'i... İblis bize EBEDİ düşman olmuştur. İkincisi
Yahudileri... Lanetlenen şey daima insanlığa düşman olur ve UZUN
bir süreç içerir. 6000 yıllık gelenek derken bunu
kastediyorum... Şeytan ise Adem yaratıldığından beri uzun bir
süredir düşmanımız.
Üçüncü Lanet
ise, Şeceretil Mel'une yani Lanetli ağaç'tır. Nefsimizin 12
kanalından BİRİ. Bunlar bize elzemdi. Çünkü meydanı şimdiye
kadar hep "Süfyani TASAVVUFÇU"ya bırakmıştık ve onun
tarikatlerine... Süfyani nin SFY'si ile TaSaVvuF'un SVF'si
aynı kökten geliyor. Süfyanilik, sofuluk-softalık, Sawwaf,
Mutasavvıf, tasavvuf, musavvaf vb. Klasik tasavvuf ile bizim
aramızda ortak tek payda var:
3.
2002.02.27 Tarihli Chat
Deccal, paralel evrenden transfer... İnsanlar hep uzaylı görmek
isterlerdi. İşte onların muradı olacak... Spirtualistler,
siyonistler, süfyanistler, ufocular, alienciler vb., milyarlarca
DELİ Deccal'in peşine gönüllü takılacaktır. C kimyasını Si
kimyasına çevirecek bir ALIEN'dir Deccal. Silikon bir
yaratıktır. Asit-baz ikilisidir. Tuz ve sudan nefret eder. En
kötüsü de DNA sarmallarımızı BOŞALTIP, A,G,C,T yerine kendi
bileşiklerini (Nişadır) koyar... Tuhaf insanlar peydah olur...
Deccal ile el sıkışmak adeta madde ve antimaddenin birbirini yok
etmesi gibidir. Asit ve baz kapışır, geriye su ve tuz kalır ama
kimse geriye su ve tuz kalsın istemez...
Bundan “nötralize” ederek korunulabilinir. Bu teknoloji İsa'ya
öğretildi. İsa'da ORADAN buraya geri dönecek. Paralel evrenin
doğasını biliyor. Yahya ona doğuştan MESH ile sıvazladı (Vaftiz
diyorlar).
Nişadır=Su, Silisyum=Carbon yerine geçiyor Deccal strüktüründe.
Silisyum ve nişadır kimyası üzerine oluşmuştur Deccal. Nükleotik
asit ve bazlarımız ondan etkilenmekte... Eğer bu asit-baz savaşı
olmasaydı Dünya durulup yeniden tuz+su=Okyanuslar haline geri
dönemezdi. Bu da Allah'tan bir şey, doğayı temizleyen bir olgu.
Şi'ra yani
40'lar Meclisi, iki kürenin birbiriyle kaynaştığı osmotik
basınç ile birbirine TAKAS ettiği tek kapı. İsa gelecek ve
bu açık kapıdan Deccal de gelecek (kapı kapanacak ve diğer
Deccal ırkı geride kalacak). Paranormallerden söz ediyoruz.
Kitap böyle dostlar... Deccal Hızır'ı (Almighty)
öldürecek....
4.2003.08.10
Tarihli Chat
Deccal”
Deccal/Deggalo. Paralel evrenimizin yaratığı. Ama tesadüfen
KÖTÜ (iyi bir cins de olabilirdi) SEMADAN giriyor. ONU
DEŞİFRE EDEN tek paralel yaratık ise DABBET. Deccal-Dabbet
ikilisi... Biri negatif semadan öteki pozitif yerden geliyor
(Tek Dabbet BEN değilim, ben BİRİSİYİM)... Önce İsa POZİTİF
SEMADAN, DECCAL NEGATİF SEMADAN, farka dikkat.
Düşünce hızı ışık hızından hızlı bir takyon hologramı olduğuna
göre, DECCAL'in geçmişe mesaj gönderebilmesi her zaman mümkün.
Ama illa ki üç zaman diliminin ortasında: Önde HIZIR, ortada
Deccal, en arkada onu yok etmek için izleyen İSA (Messiah)
(Peygamber değil-emekli peygamber-yeni MESİH İsa). Hızır kaçar
gibi yaparak, GERİ döner (zaman durur); onu öldürmek için Deccal
de durur. Deccal Hızır'ı öldürürken, durduğu için İSA da yetişir
ve Deccal'i öldürür. Yani TELEPATİ yeteneği bu üç zaman
diliminde oluveriyor.
İsa'nın geleceğinde Deccal/onun geleceğinde HIZIR var. Hızır
ÖLDÜRTEREK kendini, hiç bir zaman ona yetişemeyecek olan İsa'nın
da onu öldürmesi için feda ediyor. DECCAL ile Hızır'ın kendini
feda edip şehid etmesi dışında hiçbir kuvvet (Allah'tan başka
hiç bir kuvvet) ETKİ edemez. Negatif evren ile aramızda mikro
saniyelik ZAMAN FAZI KAYMASI var!
Dilerse HIZIR kanadını indirmeyip YAHYA peygamber YERİNE
GEÇERDİ. Kendi elindeydi kanat indirmek. Ve kendini feda etti
(Edecek >>> HA/VET!).
Kanat indirmek
şudur: Hızır doğal bir Zülkarneyn'dir. İki değil sonsuz
zaman ucu vardır. İsteseydi TARIK semasında kalırdı. AMA
KALMIYOR, DABBET olmayı yeğliyor. Bu onun fedakarlığı ve
feragatı hayatıdır. Zaten buna karşı çıksa bile Deccal onu
parça parça ederdi. Önce elinin başparmağını almıştı, sonra
karnını, sonra mesela kalbini falan diye devam edecekti.
5.
2001.12.02 Tarihli Chat
Deccal -
Hızır"
Armageddon savaşları... Deccal paralel evrenden bir yaratık
demiştim. İki evren aynı anda (Biri olmazsa diğeri de olmaz)
ilkesince birlikte yaratılırlar. İki evren iki ayrı odaktan
genişlerler, iki evren en geniş noktaya ulaştıklarında, iki
şişen balonun birbirine DEĞMESİ gibi, değme BİR TEK NOKTADAN
olur. Örneğin bir bilya cam yüzeye BİR TEK noktadan (NUN) değer
işte o ilk temas bir tuhaftır.
O
değilen kapı Şİ'RA'dır. Orayı kırklar meclisi, GELECEĞİN
WATCHERLERİ bekliyor. Bu evren C atomu Tuz ve Su. Öteki evren
ise bunun tersi, tuz asidi ve Sudkostik. İkisi tepkimeye girerse
ortaya NaCl ve H20 çıkar... C yerine Si(lisyum) H2O yerine
Nişadır... Bunlara değinmiştik... Bizdeki SU o Deccal'lere ASİT
etkisi yapıyor ve TUZ ise ölümcül oluyor. O temas kapısından bir
yaratık DECCAL giriyor. Orada Şi'ra (Aynı kapıdan İsa'yı da
bekleyen Allahlaw/Walhalla Armada'sı (Donanması) var. O ilk
temasta Armada GAD savaşını yapıyor ve Şi’ra’lılar vahşice
öldürülüyor...
Armageddon savaşında yeniliyor DÜNYA... Yaratık dünyaya
geliyor... Geldiği paralel evrede zaman bize oranla Asenkronize.
Şimdi bu asenkronizasyonu anlatmalıyım.
Everenin ilk patlamasında şiddetli etkinliklerde ve ilk
salisenin milyonda birinde madde ve antimadde BİTİŞİK olarak
vardı. Yani daha iki adet % 50 olarak bölünmemişlerdi. Bir süre
sonraki soğumayla birlikte MADDE ve ANTİMADDE birlikte yaratıldı
(Biri olmadan diğeri olmaz ilkesini unutmayalım). Yani bir
salise kadar ZAMANDA İ L E R İ giderek yaratıldılar. Ancak
Antimadde bizim tersimize zamanda İLERİ değil GERİ giden bir
doğaya sahip... Yani enbaşta yaratılsalardı eşit ve senkronize
(eşanlı) birlikte İKİ ZIT YÖNDE genişleyeceklerdi. Ama BİR SÜRE
SONRA zaman İLERİ iken yaratıldılar. Madde (Biz) zamanda ileri
giderken, Antimadde evreni ise KÜÇÜK BİR A S E N K R O N İ Z E
farkla geri gitti. Bu evren-antievren ikilemesidir. Aynı anda
iki ayrı odaktan "Biri bizim pozitif diğeri Negatif" olan BİR
ÇİFT evren daha doğdu bunların da birer madde ve antimadde
eşleniği vardı...
Aynı anda "Paralel evren çifti" ve aynı anda "Antiparalel evren
çifti ve bunların negatif-pozitif ve madde-antimadde
çiftinçiftleri de oluştu. Bunların tümü bir süper uzayda (Aşağı
misal aleminde) oluşmaktadır... Biz halen o evrenler kentinin
içinde bir ODA'yız... Ama küresel bir oda... İki odaktan iki
küre oda genişliyor ve eninde sonunda birbirine değiyor. Fakat
bir ASİMETRİ (Asenkronizasyon farkıyla). Deccal'in bu zaman
AVANTAJI var... Herkese her an yetişiyor ve sahte Cennet
gösteriyor. Nişadır SU ikram ediyor. Kırklar meclisinin başkanı
Dedem Santa Korkut işbaşında... Devreye giriyor ve Deccal'in "Asenkronizasyonunu
negatif farkla (Sanal zaman saniyesiyle) önüne geçiyor...
Herkese ulaşıyor... "Birazdan arkanızdan gelecek olan Deccal'dir.
Size sahte Cennet ve sahte sulak ikram edecektir, inanmayın.
Mecbur kalırsanız onun Cehennemine girin orada BUZ gibi sular
içeceksiniz. O bir Hollowgramdır, Halloweengramdır... Onun suyu
NİŞADIR'dır. Vücudunuzdaki tüm TUZ çekip alacaktır,
yanılmayın..." Deccal bu işe çok bozulacaktır: Herkesi bir
asenkronizasyon farkıyla yakalayan Deccal, iki adım önündeki
(Zamanda iki saniye gibi) Hızır'ı yakalayamamaktadır. Kişileri
BİR saniye geri alabilmekte olan Deccal, istidraclar
göstermektedir... Öldürüp (Balığın canlanmasını anımsayınız,
Musa öyküsünde...) yeniden diriltmektedir. Hızır'ın uyaracağı
hiç kimse, ya da DEHR denen zaman enerjisi BİTİNCE. Deccal onu
yakalayacaktır. Hızır'ı da her ölümlü gibi öldürecektir. "Külli
nefsin zaikatül mewt" çünkü...
Hızır
ölecektir, yani kendini feda edecektir... Çünkü Şi'ra
kapısından başlayan istilaya TIKAÇ biri geliyor... O
Şira'dan öteki evrene alınan ve "Ödeme dengeleme" gereği
Deccal'e karşılık İADE edilen Ruhullah İsa'dır (Artık adı
İsa değil Mesih/Messiah'dır). Hızır dahil hiç bir kimsenin
öldüremediği DECCAL'i AYNI EVRENDEN aynı doğa yasalarıyla
geldiği için birebir öldürme yeteneğine sahiptir... Ve de
öldürür...
6.
2003.07.27 Tarihli Chat
Deccal bir denklemin öteki ucudur. İsa'nın göğe alınıp orada
kaldığına inanırsak, DECCAL zaten olmaz! Ama İsa gelecekse, o
zaman "İki paralel evren arasında MUTLAKA hemzemin EPR/Serp
geçitleri vardır. İsa gelmeyecekse zaten DECCAL yok! İsa
gelecekse, ödeme-dengeleme geçidi (Compansating Hole) size bir A
ihtimalinin karşısında mutlaka B ihtimalini de verecektir.
Böylece iki evrenin (iki kefe'nin) sistemi dengede kalmaktadır.
Eğer İsa gelmeyecekse, o zaman ZATEN Deccal'e gerek yok!
Meryem 15: Selam olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri
olarak kaldırılacağı gün.
Bu
ayete göre iki şık var: a) İsa Mahşerde dirilecek! Dünya’ya
gelmeyecek! b) İsa AYRICA Dünya’da da YENİDEN (ölmemişti, çağ
atlayarak) GERİ GELECEK! Burada HANGİ YORUMA inandığına
bakacaksınız. Meryem 15'de İsa var mı yok mu?
AYET ÖLECEĞİ GÜN DİYOR, ÖLDÜĞÜ GÜN DEMİYOR. Bu SIR çok
önemliydi. Gerçekten ayet gelecek zaman olarak yazılı... Ve
İsa'ya ne olduğunu anlamak için İDRİS'e bakınız! Bunun yanıtı
İDRİS'de... İdris ile ilgili tüm ayetleri yazalım:
Meryem 56: Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan
bir kişiydi, bir peygamberdi.
Meryem 57: Onu yüce bir mekana yükselttik.
Dikkat ediniz şimdi: “Onu yüce bir mekana yükselttik”. Bu mekan
SİZCE nedir? Şöyle Cennet’te baş köşe falan mı? Pekiyi burası
sizce neresi?
Kur'an'da hiç bir şey eksik bırakılmadığına göre ve ALLAH
misallerini sadece alimler anladığına göre, burası nasıl bir
mekan olmalı sizce? TANIMLAMAK ZORUNDAYIZ. Kur'an'da hiçbir şey
eksik bırakılmadı. Pekiyi O MEKAN nedir? Ali (yüce mekan)?
Tamam, mekan mekandır, ama bunun BİLİMSEL bir açıklaması için
biraz fikir jimnastiği yapmalısınız. Elbette AYET AYETİ
AÇIKLIYOR! Sır burda zaten!
Allah İDRİS'in "ÖLDÜĞÜNÜ" hiç söylemiyor. İbrahim için,
Resulullah için "Öldü" diyor! İdris için ÖLDÜ denmiyor. Ayete
bir daha bakınız: ÖLÜM YOK orada! BİR MEKAN değişmiş! Öteki
dünya değil orası! O yüce makan için ayet ayeti açıkladığına
göre, İSA için de AYNI yeri söyleyebilir miyiz? YUKARI'da bir
yere GEÇİCİ alınma sürecidir bu! YUKARI'nın tersi ise AŞAĞIDIR!
Yani İlliyyin varsa Siccin de vardır (Çift yaratılma
zorunluluğu). Ali mekan varsa süfli mekan da vardır.
İdris ve İsa'nın farkını anlatayım: İdris ÖLMEDİ ama geri de
gelmeyecek. Ve ölmeyecek. Gelmeyecek de... İsa için "GERİ
GELECEK" deniyor ayette! Geri gelecek, fark burada!
Ama
doğa sistemleri GİZLİ DEĞİŞKENLERİN birbirini ödemesi üzerine
kuruludur. (İleri bilgi için “hidden variables”ı
arayabilirsiniz) Biri önce, diğeri sonra oluşmaz, ikisi aynı
anda oluşur. Biri ötekinin takipçisi değildir. Madde ve
antimadde aynı anda yaratılır. Birbirlerine sıra vermezler. Biri
yoksa öteki de yoktur. Madde ve antimadde birbirini yokettiğinde
ortaya bir çift foton çıkar. Bunlardan birini POLARİZLERSENİZ
yönünü şaşırtır. Polarizlenmemiş olan diğeri de sanki
polarizasyon aynası konmuş da şaşırtılmış gibi PARALEL hareketi
yapar. Yani fotonun birini şaşırtırsanız, şaşırtmadığınız öteki
de AYNI ŞAŞKIN hareketi yapar! Bunlara gizli değişkenlerin
hareketleri denmektedir. PARALEL EVREN dediğimiz de bunun EVREN
çifti olanıdır. Eğer bu evrenden BAŞKA MEKANA İsa/İdris
gidiyorsa ve bunlardan biri (İsa) geri dönüyorsa, bunun
ÖDEME-DENGELENMESİ için gizli değişken "Öteki/Else" devreye
girer. Bu evrenden dışarı İSA gidip tekrar içeri GELİRSE,
polarizlenen öteki (zıt Mesih) de BU EVRENE GİRMEK ZORUNDADIR.
Tıpkı Cennet’teki "Dikensiz Kiraz Ağcı"nın ya da "Sündüz" denen
derimizin tanımı olmadığı gibi. Ama bilimin görevi
tanımlamaktır. Her yöne akan nehirlerden söz ediliyorsa, biliniz
ki GRAVİTASYON yoktur yani anti gravitation (levitation) vardır.
Cehennem anlatılırken, “düşmekten”, “Sırat’tan aşağı Ğayya
kuyusuna veya Sekar yokuşundan aşağı düşmekten” söz ediliyorsa,
artık bilimin görevi orada MÜTHİŞ BİR ÇEKİM olduğunu
söylemektir. Bunun için ayrıca "ayet" beklemek beyhudedir. Zaten
o misaller içinde bunlar vardır. Cennet çukurlarından söz
edilmez. Ama Cehennem çukurlarından söz ediliyorsa, o zaman
Cehennem’de Dünya’daki gibi (daha da kötüsü karadeliklerdeki
gibi) bir çekim OLDUĞU yazılmıştır oraya. Bunun için ayrıca ayet
beklemeyiz.
Deccal için üç kitap "Kötülük Mesihi” demektedir. İncil ve
Kur'an ise ayrıca İsa için "İyilik Mesihi/Messiah" demektedir.
Bunlar POLARİZLENMİŞLERDİR. Yani birinin diğeriyle ZIT görevleri
vardır. İsa gelecekse, Deccal de gelecektir. İsa'nın ve İdris'in
ismi vardır: Çünkü bu evrenden DIŞARI gitmişlerdir, bizim
dünyamızdandılar. Ama Deccal'e isim koyamayız: Çünkü o öteki
evrenden "İsimsiz" biri... Deccal'i Tevrat-Zebur-İncil üçü de
bildirir ve benimser! Kur'an'da da örtülü (çok sayıda misal
ayetiyle) olarak Deccal zikredilir. Deccal yok dersen,
otomatikman Hızır da yoktur! Çünkü Deccal Hızır'ı öldürecektir.
İsa gitti, dönmez diyorsak, bu da mümkün değil! Çünkü o zaman
İdris de "Ala bir makama" gitmemiştir. Polarizleme yasaları,
sadece kuantlar için değil; daha dev kuantlar olan, paralel,
negatif, anti-evren çiftleri için de geçerlidir.
Eğer bunları yadsırsak, sonuç şu olur: Tek bu evren
yaratılmıştır, başka evren falan da yoktur, o zaman “Bunun
antisi-ikizi-paraleli de yoktur, negatifi de yoktur” deriz
kurtuluruz. Ama bunların arasında TÜNELİN ta kendisi olan
karadelik kapıları zaten tüm evrenleri birbirine bağlıyor. O
halde evren tek değildir. Tek olsaydı, "En baştan beri karadelik-akdelik"
olayı olmazdı. Karadeliklerin görevi bir evreni ikiziyle bir
arada tutmaktır. Karadelik varsa, ARKADA başka bir evren daha
vardır. Başka bir evrende BAŞKA canlılar da vardır. Karadelik
tünelleri varsa, yol varsa, YOLCU da vardır. Kaç yolcu bu
evrenden çıkmışsa, o kadar da gizli değişkeni/polarize çiftinin
de BU EVRENE girmesi zorunludur. Bu enerjinin sakınımı yasasına
göre böyledir, ve daha sayılmayacak kadar çok kozmoloji yasasına
göre böyledir.
Evren (Big Bang) tek bir noktada başladı. O nokta çok yoğun ve
çook küçüktü. Enerji hareketleri ve ısı, henüz maddeleşmeye
imkan vermiyordu. Evrenin maddeleşmesi için "Ani şişme" (GUT
teoremlerine bakınız) gerçekleşti, evren bir pinpon topu kadar
olmak üzere aniden şişti, o zaman birbiriyle çarpışan fotonlar
bir hacim buldular. Ve evren soğumaya yani maddeleşmeye aday
oldu. İşte o anda ve kritik sıcaklıkta bir çift ortaya çıktı. Bu
çiftin birine maddi parçacıklar; diğerine antiparçacıklar
diyoruz. Örneğin elektron ve pozitron gibi... Proton ve
antiproton gibi, bu ikisinden oluşmuş Hidrojen ve Anti hidrojen
gibi... Bu ikisinden oluşmuş Evren ve ANTİ EVREN gibi,... Bu
ikisi birbirine temas halindeyken kuşkusuz birbirini yok
ediyorlardı ve bir çift fotona dönüşüyorlardı. Fotonlar
YANSIZDIR, yani anti foton yoktur. Dolayısıyla bu foton rüzgarı
MADDE ve Antimadde evren çekirdeğini İTMEYE başladı. Antimadde,
nötrino bırakır, İzotropik spininin üçüncü bileşeni terstir.
Yani ZAMANDA GERİYE gider. Zamanı ters akar. Bizim için yarın
Pazartesidir. Anti evrendeki "ben" için YARIN PAZARDIR. İki gün
sonra da CUMARTESİ'dir. Bugün Pazar ise, ve aynı gün maddi Hans
ile antimaddi Hans randevulaşırsa, maddi Hans'ın zamanı ileri
aktığından YARIN >>> PAZARTESİ iken; anti Hans'ın yarını
CUMARTESİ'dir.
Mekan olarak diyelim ki Eiffel kulesini seçtik. MEKAN DOĞRU,
fakat zamanın tersinmesi bu mekanda AYRI ZAMANDA buluşma
paradoksu yaratır. Ben Pazartesi; anti-Hans da Cumartesi kulenin
önünde bekleriz.. Ve birbirimiz için "Kandırdı gelmedi!" diye
zan üretiriz.
Bunlar,
ANTİ-EVRENLER arası ödeme-dengelemesi için bir GİRİŞ
önbilgisiydi. Bundan başka Paralel/antiparalel Negatif
evrenler ÇİFTİ İÇİN de gizli değişkenlerin mekanizmasını
açıklayacağız ve böylece niçin ikizlerimizi (polarize
ikizlerimizi aynı anda, bazen aynı mekanda GÖREMEdiğimizi de
daha iyi anlamış olacağız.
|