"KÜRESELLESMENIN INSANILESTIRILMESI"
KAVRAMINI ÖGRENMEK
(Bir Proje)
6. KÜRESELLESMENIN INSANILESTIRILMESI VE
ÇEVREYLE ILISKISI
Çevre kavramsal olarak alti çesit
sekilde gruplanabilir. Bu gruplar çevrenin algilanis sekline
göre farklilik göstermektedir. Özetlemek gerekirse
;
1. “Doga olarak çevre” kabul
edilmeli, korunmali, ve çevreye saygi gösterilmeli,
2. “Bir kaynak olarak çevre” sürdürülebilir
kalkinmayi saglamak amaciyla en iyi sekilde yönetilmeli,
3. “Bir problem olarak çevre” en iyi sekilde
çözülmeli,
4. “Yasam alani olarak çevre” ögrenilmeli,
planlanmali, ve çevreye dikkat edilmeli,
5. “Biyosfer olarak çevre” hepimizin yasami
paylastigi alan olarak degerlendirilmeli, ve son olarak,
6. “Bir toplum projesi olarak çevre” herkesin
katilimini saglamalidir.
Sekil 29: Çevrenin Çesitli Perspektiflere
Göre Tanimlari

Ekonomik anlamda küresellesmenin çevre
üzerinde çesitli olumsuz etkileri olmustur.
Bunlar;
* ülkeler tarafindan konulan çevresel kanun ve kurallarin
küresel anlamda katki saglamasi yerine yerel sirketlere diger
ülkelerin sirketlerine karsi güç saglar nitelikte
olmasi,
* küresel nakliyatin 25 kat artmasi sonucu bu yolla gerçeklesen
çevre kirliliginin artmasi, ihracatin küresel sirketler
tarafindan kontrol edilmesi sonucu yerel ihtiyaçlarin karsilanamaz
duruma gelmesi,
* bazi türlerin yok olmasi,
* tarim tekniklerindeki gelisme sonucu topragin verimsiz hale
gelmesi, biyokimyasal ilaçlarin çevrenin kirlenmesine
neden olmasi
seklinde özetlenebilir.
Çevresel kirlenmeye bir örnek vermek gerekirse; ülkemizde
dördüncüsü düzenlenen Uluslararasi Balkan
Çevre Konferansi’nin (BENA) tartisma konularindan
biri Karadeniz’e dökülen akarsular Dinyeper, Dinyesler,
ve özellikle Tuna’nin su kalitesi ve tortu birakmasi
nedeniyle Kardeniz’de yarattigi tehdittir. Önceleri
çok önemsenmeyen bu sorun daha sonra Akdeniz’in
de Kardeniz’de meydana gelen bu kirlilikten etkilenmeye
baslamasi ve bu kirliligin Akdeniz kiyi seridindeki bir çok
ülkeyi (Türkiye, Yunanistan, Italya, Kibris) tehdit
etmesi sonucu bu konuyla ilgili projeler gelistirilmesi ve egitim
programlarinin uygulanmasi uygun görülmüstür.
(Ayrica Türkiye’nin imzaladigi çevre antlasmalarini
Ek 9te bulabilirsiniz)
'Çevresel Etki Degerlendirme’
çalismalarinin ilk örnekleri Amerika ve Kanada’da
görülmüstür.1972 yilinda Birlesmis Milletler
Örgütü’ne üye ülkeler bir araya
gelerek kisa adi UNEP olan (United Nations Environmental Program)
bir organizasyon kurmuslardir.UNEP’in çalisma alanlarindan
biri, gelismekte olan ülkelerde ÇED uygulamalari için
etkili yöntemlerin gelistirilmesidir.Konuya yaklasimi “ekonomik
kalkinmayi ve gelismeyi engellemeden, çevre sorunlarina
çözüm getirecek pratik yaklasimlarin olusturulmasi
esasina dayanmaktadir.
Türkiye de Çevre Konusunda dünyadaki
gelismeleri takip etmeye çalismistir. 1982 Anayasasi’nin
56. maddesinde “Herkes saglikli ve dengeli bir çevrede
yasama hakkina sahiptir.Çevreyi gelistirmek, çevre
sagligini korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin
ve vatandaslarin görevidir.” hükmüne yer
verilmistir. Bu dogrultuda ÇED Yönetmeligi hazirlanarak
çikarilmistir. ÇED Yönetmeligini diger yönetmeliklerden
ayiran en önemli özellik; henüz planlama asamasindaki
faaliyetlerin olasi çevresel etkilerinin kapsamli bir sekilde
degerlendirerek önceden tahmin edilmesi ve olumsuz etkilerine
karsi önlem gelistirmesiyle kanuni yaptirimi saglamasidir.
Kisaca üretim öncesi önlem alinmasi söz konusudur.
Ülkemizde korunmasi gereken alanlar su sekilde
özetlenebilir:
* Milli parklar, tabiat parklari, tabiat Anitlari,
tabiat koruma alanlari
* Yaban hayati koruma sahalari ve yaban hayvani yerlestirme alanlari
* Kültür varliklari, tabiat varliklari, SIT ve koruma
alani
* Su ürünleri istihsal ve üreme sahalari
* Hassas kirlenme bölgeleri
* Özel çevre koruma bölgeleri
* Bogaziçi, orman, kiyi, mera vb. kanunlarca belirtilen
alanlar
Ülkemizin taraf oldugu uluslararasi sözlesmeler
uyarinca korunmasi gereken alanlarsa:
* Avrupa’nin yaban hayati ve yasama ortamlarini
koruma sözlesmesi (Bern Sözlesmesi) uyarinca önemli
deniz kaplumbagasi üreme alanlari’ndaki 1. ve 2. koruma
bölgeleri ve akdeniz foku yasama ve üreme alanlari
* Akdeniz’in kirlenmeye karsi korunmasi sözlesmesi
(Barselona Sözlesmesi) nce koruma altina alinan alanlar
* Akdeniz’de özel koruma alanlarina iliskin protokol
uyarinca belirlenmis özel koruma alanlari
* Cenova Bildirgesince Akdeniz’de ortak öneme sahip
100 kiyisal tarihi SIT listesindeki alanlar
* Cenova Bildirgesince Akdeniz’e has nesli tehlikede olan
deniz türlerinin yasama ve beslenme ortami olan alanlar
* Dünya kültür ve tabiat mirasinin korunmasi sözlesmesi
geregince Kültür Bakanligi’nin kültürel
miras ve dogal miras saydigi/kabul ettigi alanlar
* Özellikle su kuslari yasama ortami olarak uluslar arasi
öneme sahip sulak alanlarin korunmasi sözlesmesi (Ramsar
Sözlesmesi)’ince korunmaya alinmis alanlar
Ancak yukarida da görüldügü
gibi Akdeniz’e verilen önem Karadeniz ve Marmara denizlerinde
görülmemektedir. Su da unutulmamasi gerekir ki; sorunlar
Akdeniz’e inmeden gündeme gelmemistir. Bu nedenle uluslararasi
boyutta üretim öncesi önlemlerden bahsetmek zordur.
Genel olarak korunmasi gereken alanlarsa :
* Onayli çevre düzeni planlarinda,
mevcut özellikleri korunacak alan olarak tespit edilen ve
yapilasma yasagi getirilen alanlar
* Tarim alanlari (Tarimsal kalkinma alanlari, sulanan, sulanmasi
mümkün ve arazi kullanma kabiliyet siniflari 1,2,3,4
olan alanlar vb.)
* Sulak alanlar (yaban hayatin yasama ortami olan, dogal ve yapay,
devamli veya geçici, durgun veya akintili, tatli, aci,
tuzlu sular vb.)
* Göller, akarsular, yer alti suyu isletme sahalari
* Bilimsel arastirmalar için önem tasiyan ve/veya
nesli tehlikeye düsmüs veya düsebilir türler,
biyosfer rezervi, benzersiz özelliklerdeki jeolojik ve jeomorfolojik
olusumlarin bulundugu alanlar.
6.1. KÜRESEL ÇEVRE YÖNETIMI
Ortak eylem alanlari insanligi etkileyecek her
unsurda küresel bir inisiyatif ve bilinç olusturmak
olan küresel yönetimin günümüze tasidigi
en önemli sorunlar;
1. Artan nüfus, sanayilesme, kentlesme gibi sebeplerden dolayi
hizla bozulan canli ekosistemi,
2. Degisen iklimler ve küresel isinma,
3. Biyo- çesitliligin azalmasi,
4. Gelecek yillarda dogal kaynak rezervlerinin dünyadaki
canli hayatinin sürmesini tehdit edecek boyutlara düsme
ihtimali vb. olarak sayilabilir.
Sekil 30: Küresel Yönetimde Çevre
Vizyonu

Küresel yönetimin dünya toplumuna
karsi sorumlulugu her canliya saglikli bir çevrede esit
yasam imkani sunmak, yasam kalitesini arttirmak, dogal kaynaklarin
mevcut ve gelecek kusaklar için sürdürülebilir
kullanimini amaçlamak olmalidir. Bu sorumluluk küre
yönetiminin çevresel vizyonu olmalidir. Asagida bu
vizyona ulasmada küresel yönetim aktörlerinin kurumsal
ve kurumlar arasi uyguladiklari ve uygulayabilecekleri stratejiler
sunulmaktadir.
6.1.1. Endüstri ve Is Çevreleri:
Endüstri ve is çevreleri, gerek çevre
bilincinin artmasiyla çevreye duyarli tüketici kitlesinin
büyümesi, gerek kit kaynak kullaniminda kaynaklarin
limit degerlerine yaklasacagi endisesi ile dogal çevrenin
öneminin artmasi, gerekse de çevre korumada yürürlüge
giren yasal uygulamalar sebebiyle küresel çevre yönetiminde
etkin bir rol üstlenmektedir.
Sinir ötesi sirketlerin küre toplumuna
karsi sosyal sorumluluklari yasama ve yürütme güçleri
olmamasina ragmen yadsinamayacak durumdadir. Bunun farkinda olan
kurumlar çevreye duyarli yönetimi benimsemektedirler.
Çevreye duyarli yönetim, ekolojik çevreyi karar
alma süreçlerinde önemli bir unsur olarak dikkate
almak, faaliyetlerde çevreye verilen zarari minimuma indirmeyi
amaçlamak, ekolojik çevrenin korunmasi felsefesini
isletme kültürüne yerlestirmek için çabalamak,
yerel ve kültürel farklara saygili olmak, seffaf yönetimi
ilke edinmek, çalistirdiklari is gücünün
ve onlarin ailelerinin yasam kalitesini arttirmayi hedeflemek,
tüketiciyi ürünün yasami boyunca çevresel
etkileri konusunda egitmek ve üretimde dogayla dost teknolojiler
kullanmak demektir. Elbette çevreye duyarli yönetimi
gerçeklestirmekte isletmeler bir takim yapisal degisiklikler
gerçeklestirmek zorundadir. Asagidaki tabloda geleneksel
ve çevreye duyarli yönetim anlayisi ve farkli yönetim
uygulamalari karsilastirilmistir. Görüldügü
gibi Shrivastava bu iki yaklasimi karsilikli olarak geleneksel
yönetimde çevreye duyarli olunmadigini göstermektedir.
Klasik anlamda geleneksel yönetimin karsisina tüm modern
yönetimi koymamakla da modern yönetim için de
çevreye duyarli olan ve olmayan iki ayri akimin bulundugunun
ip uçlarini vermektedir.
| Tablo 17: Geleneksel
Yönetim- Çevreye Duyarli Yönetim Karsilastirilmasi
|
| Geleneksel Yönetim |
Çevreye Duyarli Yönetim |
Amaç:
-Ekonomik Büyüme ve kâr-Ortaklara Saglanan
getiri |
-Sürdürülebilirlik ve yasam kalitesi-Ortaklarin
Refahi |
Ürün:
-Fonksiyon, stil ve fiyat için tasarlanmis ürünler-Gereksiz
artik yaratan paketleme |
-Çevre için tasarlanmis çevre dostu
ürünler |
Organizasyon:
-Hiyerarsik örgütlenme-Dikey karar verme zinciri-Karar
vermede merkeziyetçilik |
-Hiyerarsik olmayan örgütlenme-Katilimci karar
verme zinciri-Karar vermede merkezkaççilik |
Çevre:
-Çevrenin bir kaynak olarak yönetilmesi-Kirlilik
ve atiklarin dissalliklar olarak degerlendirilmesi |
-Dogal kaynaklarin sinirsiz olmadiginin farkina varilmasi-Atik
yönetimi |
Isletme Fonksiyonlari:
-Pazarlama tüketimi arttirmayi amaçlar-Finansman
kisa dönemde kari maksimize etmeyi ister-Muhasebe geleneksel
maliyetler üzerinde yogunlasir-Insan kaynaklari yönetimi
isçi verimliligini arttirmayi hedefler |
-Pazarlama tüketici ürünün çevresel
etkileri konusunda egitir-Finansman uzun dönem sürdürülebilir
büyümeyi amaçlar-Muhasebe çevreyle
ilgili maliyetler üzerinde yogunlasir-Insan kaynaklari
yönetimi isyerinde saglik ve güvenligi saglamayi,
is gücünün ve onlarin ailelerinin yasam kalitesini
arttirmayi amaçlar |
Kaynak:
SHRIVASTAVA, Paul, “Ecocentric Management For A Risk Society”,
Academy of Management Review, Vol 20, No:1, 1995
Çevreye duyarli yönetim çerçevesinde,
çevre sorunlarini iyilestirmenin pazari güçlendirecegini
savunan sirketlerin olusturdugu bir takim birlikler vardir. Bunlardan
bir tanesi WBCSD’dir(Sürdürülebilir Kalkinma
Için Dünya Isletme Konseyi). WBCSDnin Ocak 2000’de
yayimladigi Kurumsal Sosyal Sorumluluk (Corporate Social Responsibility,
CSR) Bildirgesinde sirketlerin toplum ve küresel çevreyle
bir dayanisma içine girmesi anlatilmistir. Kurumsal Sosyal
Sorumluluk stratejisinde sirketlerin önem vermesi gereken
alanlar;
* Insan haklari,
* Isçi haklari,
* Çevre koruma,
* Toplumla isbirligi,
* Tedarikçi iliskileri,
* Yönetimde seffaflik ve
* Tüketici egitimi olarak belirlenmistir .
Yukarida anlatildigi gibi küresel liberal
ekonomi çevresindeki sirketler çevresel olgulara
karsi sorumluluklarini ifade etmekte ve diger dünya isletmelerinin
de bu prensiplere uymasini saglayici rekabetçi bir yapi
olusturmaktadirlar. Liberal ekonominin sürücüleri
olan bu sirketlerin izledigi çevre politikalari tüketicinin
çevre bilincini daha da arttiracak ve dolayisiyla çevreye
duyarli tüketici kurumsal sosyal sorumlulugu uygulayan sirketlere
yönelip bu sorumlulugu hissetmeyen diger sirketlerin de çevre
politikalari olusturmasini saglayacaktir.
WBCSD’nin yayinladigi diger bir eserde basarinin
yedi anahtari;
1. hem insan yasamini iyilestirecek hem de pazari canlandiracak
teknik ve sosyal kaynaklarin yenilikler yaratmada degerlendirilmesi,
2. hem ekonomik kazanç saglayan hem de çevresel
performansi iyi olan ekolojik yeterlilik yönetimi stratejisinin
üretim süreçlerinde kullanilmasi,
3. hissedarlarla diyaloga girmek yerine ortakliklara gidilmesi,
4. tüketiciye seçme hakki verilmesi,
5. yolsuzlugun olmadigi bir pazar yönetiminin saglanmasi,
6. dünya kaynaklarinin kullaniminda en etkili ve yeterli
tutumlarin seçilmesi ve
7. pazarlarin herkes için ekonomik kazanç ve sosyal
kohezyon* sagladigi bir yapiya bürünmesi olarak belirlemistir
.
* Birlestirme, bütünlestirme
Burada da görüldügü gibi
küresellesmenin bilincinde olan sirketler sosyal sorumluluklarini
üstlenmis, hem kendilerine kâr saglayacak hem de içinde
yasadiklari fiziksel ve sosyal çevreye geri dönüsümlerini
saglayacaklari küresel çevresel yönetimi benimsemektedir.
6.1.2. Ulus Devletler
Ulus devletlerin küresel çevre
yönetimine katkilari, aldiklari politik kararlarda kararin
çevresel boyutunu düsünmeleri ve çevre
konusundaki küresel yönetim sorumlulugunu endüstri
çevreleri ve toplumla paylasmasidir. Bu katkilar çerçevesinde
ulus devletlerin çevre koruma konusunda yürürlüge
sokacagi hukuki standartlar ve yürürlükler (örnegin:ISO
14000, radyoaktif atiklarin imhasi), çevre dostu ürün
ve üretim süreçlerini tesvik etmeleri, çevre
koruma egitimi, bilinci ve arastirmalarinin arttirilmasi yönünde
küresel çevre yönetimini destekleyici eylemleri
bulunmaktadir.
Sekil 31: Ulus Devletlerin Çevre Korumada
Faaliyetleri

6.1.3. Dernekler
Vahsi hayati korumadan insan yerlesimine kadar
çevre konusunda bir çok alanda sivil toplum örgütleri
faaliyet göstermekte ve bu örgütler evrensel boyutta
sivil toplumun çevre talebini küresel yönetime
tasimaktadir.
Gerek sivil toplum örgütleri, gerekse ülkeler arasi
kurumlar çevre konusunda büyük bir hassasiyet
göstermektedir. Derneklerin küresel çevre yönetiminde
küre uygarligina sundugu ve hükümet, sivil toplum
ve sanayi arasinda çevresel kalkinma ve is birligini saglamaya
yönelik insan ile doga arasinda denge kurarak dogal kaynaklari
tüketmeden gelecek nesillerin ihtiyaçlarinin karsilanmasina
imkan verecek sekilde bugünün ve gelecegin kalkinmasini
programlamaya yarayan sürdürülebilir kalkinma kavraminin
hayatimiza girmis olmasidir. Sürdürülebilir kalkinma
mikro bakis açisiyla bireyin gelisimini, bireyin potansiyeline
ulasmasini, birey ve ekosistemin paralel olarak gelisimini ve
degisimlere karsi ayakta kalacak sekilde en iyi adaptasyonu saglamayi
hedefler. Makro bakis açisiyla ise sosyal, politik, ekonomik
ve kültürel alanlarda dünya üzerindeki yasamin
kendini gerçeklestirmesini saglamak; dogayla uyumlu yasamak,
elementlerin, dogal yasamin ve kaynaklarin ekonomik kullanimini
saglamak ve çevreye zarari minimum olan ekonomik büyümeyi
saglamaktir.
1992 yilinda Rio de Janerio’da Birlesmis Milletlerin Çevre
ve Gelisim Konferansinda (UNCED) sürdürülebilir
kalkinmayi gerçeklestirmek için küresel uygarliga
3 farkli alanda eylem planlari sunulmustur :
* Rio Deklarasyonu: Devletlerin hak ve hükümlülüklerini
belirleyen bir dizi prensip içerir.
* Orman Prensipleri Raporu: Tüm dünyada ormanlarin sürdürülebilir
yönetimini amaçlar.
* Gündem 21: Dünyayi 21. yüzyila hazirlamak, sosyo-ekonomik
alandaki yoksullukla mücadele ve tüketim biçimlerinin
degistirilmesi gibi eylemlerin yani sira dogal kaynaklarin korunup
isletilmesi konusunda küresel bir kalkinma programidir. Her
ülke kendi yerel gündem 21lerini olusturur ve bunun
dogrultusunda ulusal gündem 21ler olusturulur ve yerel gündem
21 senatolarinda çagdas, demokratik ve seffaf bir yönetisim
anlayisini ifade eden yönetisim ilkesini hedef almaktadir.
Gündem 21 çevre ve yasam kalitesini arttirmayi amaçlayan
katilimci demokrasiyi arttirmaya yönelik demokrasiyi gelistirme
projesidir.
Sekil 32: Sürdürülebilir Çevre
Yönetimi

*Not:Mehtap Projesi 'nin 59-68. sayfalarini
içermektedir.
(c)copyright Prof.Dr.Mehtap Sümersan
KÖKTÜRK 2004 Istanbul