Projelerin Dogusu  
  Teblig  
  Kitabin Metodu  
  Kitap içindekiler  
  Mehtap Projesi  
     
 

 

ANASAYFA

 

"KÜRESELLESMENIN INSANILESTIRILMESI" KAVRAMINI ÖGRENMEK

(Bir Proje)


5.1. PARLAMENTERLER

Parlamenterler toplumlarinin direk temsilcileri olarak demokratiklesme araçlaridir. Parlamenterler, kendi toplumlari ve uluslararasi platform arasindaki baglantiyi organize ederek katilimci, açik uluslararasi demokratiklesmenin vazgeçilemez yapi taslari haline gelmislerdir. Nitekim, Birlesmis Milletler, G8, NATO gibi hükümetler arasi organizasyonlar parlamenterlerin toplumlarla direk baglanti olusturdugunu fark ederek parlamenterlere de yapisinda önem vermistir.

Parlamenterlerin küresellesme sürecinde yüklendigi görevler daha da artmis, uluslararasi organizasyonlar ve kendi toplumu arasinda köprü görevi yapmaya baslamistir. Bu amaçla parlamenterler küresellesme süreciyle ortaya çikan sorunlari gözlemler, arastirir, ve kendi toplumlarinin ne gibi sorunlarla basa çikamadigini analiz ederler. Bu genis analizi uluslararasi organlarla en uygun çözümü bulmak üzere paylasir, ve böylelikle, uluslararasi organlarin küresellesmenin insani yani hakkindaki farkindaligini artirirlar. Bunlarin yani sira parlamenterler uluslararasi düzeyde alinan kararlari kendi toplumlariyla paylasarak ve degerlendirerek toplumun nabzini ölçer, ve toplumun tepkisini uluslararasi arenada paylasirlar. Parlamenterler gerek kendi faaliyetleri, gerekse bu faaliyetleri uluslararasi organlarla paylasmalari nedeniyle küresellesmenin insanilestirilmesi konusunda etkili aktörlerden birisidir.
Uluslararasi demokratiklesme sürecinde önemli bir yere sahip olan IPU ( Inter Parliamentary Union) uluslararasi parlamento birligidir ve 1889’da kurulmustur. Bu kurum, temsilci demokrasiyi saglamanin yaninda bütün parlamento ve parlamenterlerin birlesimine, uluslararasi anlamda ortaya çikan sorunlarin paylasilarak çözümüne, insan haklarinin korunmasina olanak sagladigindan küresellesmenin insanilestirilmesi adina önemli görevler yüklenmistir.


5.2. AKADEMI

Akademi , düsüncelerin ve toplumun karsilastigi problemlerin çözümü için önerilen ideal modellerin uluslararasi organizasyonlarla paylasildigi entelektüel bir platform olusturur. Akademi, uluslararasi arenada ortaya attigi önerilerin yani sira bilgi akisini ve son yüzyilin en önemli olgusu-iletisimi sekillendirmektedir. Bu fikirler ve modeller küresellesmenin negatif sonuçlariyla ve sonuçlarin insani bir perspektifle çözümüne bagli olabilir. Bunlara ek olarak, akademi toplumla ilgili olan son arastirma verilerini uluslararasi organizasyonlarla paylasir. Akademi uluslararasi organizasyonlar tarafindan resmi olmayan danisman bir kurum olarak görülmelidir.
Birlesmis Milletler Örgütü Birlesmis Milletler Üniversitesi’ni kurarak bilimsel arastirma ve çalismalari desteklemis, küresel yönetime katilimi artirmaya çalismistir. Küresellesme sürecinin insanlik üzerindeki olumsuz etkileri akademik kurumlar sayesinde bilimsel bir bakis açisiyla insanilestirilebilir.


5.3. MEDYA

Medya gün içindeki herhangi bir gelismeden haberdar ederek, ulusal ve kisisel bireylerin tartismalarini ve paylasmalarini saglayarak küresel olarak birlesmelerine izin veren iletisim aracidir. Medya rolü ulusal ve uluslararasi arenada insanlarin birlesmesini onlara insanligin yüz yüze geldigi ekonomik, politik, sosyal, ve insani konularda bilgi vererek saglamak olan uluslararasi bir aktördür. Bu durum hem insanligin, hem de uluslararasi organizasyonlarin ortaya çikan problemler hakkindaki farkindaligini ve duyarliligini artirir.
Örnegin Birlesmis Milletler Örgütü, Sekreterligine ve UNESCO’ya bagli faaliyet gösteren halk bilgilendirme bölümü araciligiyla medyanin bagimsiz ve objektif olarak çalismasini desteklemekte böylece uluslararasi seffafligi ve insan haklarindan biri olan bilgi ve düsünceye medyayla ulasim özgürlügünü korumaktadir. Ayni sekilde G8 ülkeleri medyayi direk olarak devletler ve kisisel bireylerle iletisim araci olarak görmektedir.
Medyanin bu tür potansiyel olumlu katkilarinin yaninda küresellesmenin insanilestirilmesi için yarattigi olumsuz durumlar da bulunmaktadir. Bireylere zarar verecek olumsuz tasvirler, cinsiyet ayrimi, irkçilik ve siddet yansitan imge ve davranislar içerdigi de bir gerçektir. Bir örnek verilecek olursa, 2001 yilinin Haziran ayinda Italya’da gerçeklestirilen G8 zirvesinin ardindan medya bu zirvede alinan kararlardan çok meydana gelen siddet içerikli görüntüleri yayinlamis, bireylerin kendilerini de etkileyecek kararlara ulasimini uzun süre engellemistir.
Medya kuruluslari küresellesme ve küresellesmenin insanilestirilmesi süreçleri ve bu süreçler üzerinde ne denli büyük bir etkisi oldugu hakkinda bilinçlenmelidir. Medyanin hedefi objektif bir sekilde seffafligi saglamak olmalidir. Böylece medyanin insanligin ihtiyaçlarini vurgulayarak ortaya çikan problemlerin iyilestirilmesini saglayacagi söylenebilir.

5.4. YEREL YÖNETIMLER

Günümüzde toplumlar çogunlukla küresel sorunlarla karsilasmaktadir. Büyük ölçekli göç, asiri nüfus artisi, dogal afetler, hava ve su kirlenmesi, kadin ve çocuk haklari, azinlik haklari, issizlik gibi küresel sorunlar ilk olarak bölgesel anlamda yerel yöneticiler tarafindan hissedilir. Sehir yasamina dogru evrensel bir geçis egilimi gözlemlenmektedir. Bu durum yerel yöneticilerin küresellesmenin insanilestirilmesi sürecindeki önemini ve yerini degistirmistir. Nitekim küresel kararlarin etkinligi yerel yasamdaki gerçeklerle ölçülmektedir. Yerel yönetim ayni zamanda küresel anlamda sorun çözümüne saglik ve insan yerlesimi konularinda katki saglamaktadir.
Birlesmis Milletler Örgütü’nün düzenledigi Habitat Konferanslari yerel yöneticilerin resmi olarak küresellesme sürecinde yer edinmesini saglamistir. Bunlara ek olarak yerel yöneticilerin gerek ulus içi gerekse uluslararasi anlamda diger yerel yöneticilerle iliski halinde olmalari, kardes sehir uygulamalari sayesinde etkilesimli iletisimi ve kültürel paylasimi saglayarak küresel sorunlarin insani bir perspektifle çözümünü mümkün kilmaktadirlar. Yerel yönetimin bütün bu fonksiyonlari barisi ve dogal olarak da küresellesmenin insanilestirilmesini saglar.


5.5. ENDÜSTRI VE IS ÇEVRELERI

Endüstri ve is çevreleri, sinir ötesi sirketler küresellesme sürecinin temel aktörlerinden biridir. 1970’lerde 700 tane çok uluslu sirket faaliyet gösterirken bu sayi 1997’de 60,000’i bulmus ve günümüzde dünya ekonomisinin üçte birini olusturmustur. Küresel bir sirket olan Mitsubishi 2001 yilinin verilerine göre dünyanin en büyük 22. ekonomisidir ve siralamada Danimarka, Tayland, Türkiye, Güney Afrika, Suudi Arabistan, Norveç, Finlandiya, Malezya, Sili ve Yeni Zelanda’dan önce gelmektedir. Sinir ötesi sirketler ekonomik anlamdaki büyük güçlerinin yani sira küresel finansal akisi, ve teknoloji, bilim, yatirim, beceri transferine olanak saglamalariyla küresellesme ve dogal olarak küresellesmenin insanilestirilmesi süreçlerinin etkin birer parçasidir. Bu anlamda Birlesmis Milletler Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü, IMF, Birlesmis Milletler Çevre Programi, ve Uluslararasi Isçi Örgütü endüstri ve is çevrelerinin durgun ve belirli bir çevrede faaliyetlerini gösterip küresellesme sürecine katkida bulunmalarini saglamak amaciyla endüstri ve is çevrelerinin uymakla yükümlü oldugu kurallari olusturmuslardir.
Isletmeler çok az bir sekilde kontrol edebildikleri bir çevrede çalisirlar, yani isletmeler dis çevrelerini belli bir dereceye kadar kontrol edebilirler. Küresellesme ve küresellesmenin sonuçlari da isletmelerin karsisina çikan çevresel bir güçtür. Küresellesmenin sonuçlarina sadece adapte olmak yerine endüstri ve is çevreleri bu sonuçlari kendi operasyonlarini pozitif bir sekilde etkileyecek yönde degistirmeye çalismali; ve bu yeteneklerini de hem kendileri hem de insanlik için en faydali sekilde kullanmalidir. Aslinda, insanlik için avantajli olan herhangi bir sey, sonuçta endüstri ve is çevreleri için de avantajli olacaktir.


5.6. SIVIL TOPLUM ÖRGÜTLERI


Sivil toplum örgütleri toplumun ortak iyiligini saglamak amaciyla organize olmus bagimsiz kurumlardir. 1909’da 176 olan uluslararasi sivil toplum örgütü sayisi 1960’da 1300’ü 1995’te de 36000’i bulmustur. Her bir örgüt, organizasyon yapisi, aktivite alani, metodu, amaci, büyüklügü ve cografi konumu açisindan farklilik gösterdigi için en küçük topluluklarin bile uluslararasi arenada ihtiyaçlarini ve sesini duyurma sansina sahiptir. Ayrica sivil toplum örgütleri bölgesel tecrübelerini ve topladigi bilgileri insani degerlerle iliskilendirerek uluslararasi arenaya tasidigi için topluluklarin uluslararasi demokratik karar verme sürecine katilimini saglar.

Sekil 25: 1990-2000 yillari arasinda faaliyet alanlarina göre uluslararasi varlik gösteren sivil toplum kurumlarinin sayisindaki degisim

Kaynak: http//:www.globalpolicy.org/ngos/role/intro/growth2000b.htm sitesinden alinmistir.


Yukaridaki sekilde bahsi geçen faaliyet alanlari sunlardir:


1. Kültür ve canlandirma,
2. Egitim,
3. Arastirma,
4. Saglik,
5. Sosyal Servis,
6. Çevre,
7. Ekonomik gelisme ve altyapi,
8. Kanun,
9. Din,
10. Savunma,
11. Politika.


Bu sekle göre 1990- 2000 yillari arasinda uluslararasi anlamda faaliyet gösteren sivil toplum kurumlari sayisinda bir artis gözlemlenmektedir.
Birlesmis Milletler Örgütü 1945’te San Francisco’da 200 civarinda sivil toplum örgütüyle anlasmaya varmis, bugünse ekonomik ve sosyal anlamda danisman olarak çalistigi sivil toplum örgütü sayisini 1,600’lere kadar artirmistir. Sivil toplum örgütlerinin insan haklari, ekonomik, ve sosyal konularda hazirlanan kural ve politika gibi alanlarda uluslararasi arenada etkin oldugu söylenebilir.Sivil toplum örgütlerinin katilimi sagladigi konular daha çok insani olmasina ragmen insanligin gelismesini de hedeflemistir.


Genel olarak sivil toplum örgütlerinin faaliyet alanlari
- insan haklari,
- çevre korunmasi,
- insan gelismesi ve güçlendirilmesi,
- son olarak da gelismekte olan ülkeler için egitim seklinde
gruplandirilabilir. Sivil toplum örgütlerinin, küresellesme sürecinde ortaya çikan ihtiyaç ve istekleri ileten bir köprü oldugu göz önüne alinirsa küresellesmenin insanilestirilmesi sürecindeki önemi daha kolay kavranabilir.

Sekil 26: Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin faaliyet alanlari

Sivil toplum örgütleri bu görevlerinin yani sira toplumda da güçlenen bir imaja sahiptir. 2001 yilinda dünya nüfusunun %65’ini olusturan G20 ülkelerinde “halkin iyiligine çalisacagina güven”i ölçen arastirmaya göre sivil toplum örgütleri en güvenilir bulunmustur.

Sekil 27: G20 Ülkelerinde Çesitli Kurum Ve Kuruluslara Duyulan Güven

Bu imaji sivil toplum örgütleri en iyi sekilde kullanmali, küresellesmenin insanilestirilmesi sürecindeki sorumlulugunu unutmamalidir.

Türkiye’de çocuk haklari; egitim; saglik; özel egitim ihtiyaci olan çocuklar; su, senitasyon, ve çevre ve kadinlar gibi konu basliklari altinda faaliyet gösteren 165 sivil toplum kurulusunun görevlerine göre dagilimi asagidaki gibidir:

Sekil 28: Türkiye’de Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Örgütleri

Kaynak:“http://www.die.gov.tr” sitesindeki verilerden yararlanilarak olusturulmustur.



------------------------------ Sonraki Sayfa

*Not:Mehtap Projesi 'nin 52-58. sayfalarini içermektedir.

 

(c)copyright Prof.Dr.Mehtap Sümersan KÖKTÜRK 2004 Istanbul