İletişim Sanatı Olarak Fotoğraf



Bu yazı iyi fotoğraf makinelerine adanmıştır.

Hepimiz bazen üretici olarak bazen tüketici olarak, fotoğraf ile tanışıyoruz. Birbirimizle bu yolla iletişim kuruyoruz. Bazen dostlarımız, bazen yüzünü hiç görmediğimiz insanlar görüyor fotoğraflarımızı. Peki bu yolla birbirimize neler söylüyoruz? Hangi dilde konuşuyoruz? Hiçkimse iletişimden, kullandığı ifadelerden kaçamaz. Onları baskılayamaz. İletişim kurmasa bile, iletişim kurmama bir iletişim tarzıdır.

Görsel iletişim bizim dış dünyayı algılamamızla başlar. Doğum anından itibaren algıladığımız dış dünyanın bir benzerini içimizde oluştururuz. Algılarken bilgileri deşifre edip basitleştiriyoruz. Bu basitleştirmenin ilk aşaması Retina’da gerçekleşiyor. Bilgiler Optik sinir ile iletilebilecek kadar aza indiriliyor. Bu bilgisayarda kullanılan sıkıştırma yöntemleri ile değil, bilginin özünü simgeselleştirme yolu ile yapılır. Bilgiler, ışık şiddetini algılayan basiller ve Kırmızı Yeşil Mavi’yi algılayan konilerden geliyor. Maymunlarda görme korteksi ayrıntılı incelenmiş. Primer görme korteksine V1, Prestriat korteksinde diğer görme merkezlerine (V2-V5) arasında numaralar verilmiş. V1’den V2’ye doğru giderken reseptör alanları genişliyor, dolayısı ile her nöron daha geniş bir alanı algılıyor. Burada basit formları algılama işi paylaştırılmış durumda. Örneğin bir grup nöron noktaları algılarken, başka gruplar çizgileri, köşeleri, yuvarları, algılamak ile görevli. V1’de renklere duyarlı hücreler Blob denilen kümeler oluştururlar. Formlara duyarlı hücreler ise interblob alanlarda toplanmaktadırlar. V4’teki lezyonlar akromatopsiye sebep olur ve hasta dünyayı grinin tonları ile algılar. Renk ve renkli formları algılamak için beyindeki bu bölgeye en iyi nasıl hitap ederiz? V5’teki lezyonlar akinetopsi yapar ve hasta hareketli dünyayı ne görür ne’de algılar. V3 halka tarzında V1 ve V2’nin etrafını sardığı için klinik olarak izole bir V3 bozukluğu saptanmamıştır. V1-V2-V3 lezyonları körlükle sonuçlanır. Araştırmalar V3’ün hareket izlenimi veren formları algılamak için uzmanlaştığını ortaya koymuş. Basit formlar algılandıktan sonra beyinde bellekteki daha karmaşık şekiller ile karşılaştırılarak anlamlandırılırlar. Örneğin yuvarlak içinde iki nokta insan yüzünü anlatmak için yeterlidir. Insan yüzleri, merdivenler, çiçekler, renkli meyveler, havada donmuş kalmış bir balerinin uyandırdığı izlenim, bütün çağrışımlar ve refleksler, yani bellekte bağlantılı oldukları diğer bölgeler tek bir göz atma işi ile aktif hale geçebiliyorlar.

Fotoğrafçı algıladığı dünyadan başkalarına aktarmak üzere bir kesit seçiyor. Aslında bu onun kendi evreninden bir yansımadır. Sözcükleri ise noktalar, çizgiler, formlar, renkler ve bunların bileşiminin oluşturduğu simgelerdir. Duygu bilgi ve düşünceleri anlatan simgeler paketine mesaj denir. İletişim kurulabilmesi için bir alıcı, bir verici ve bir ortam olması gerekir. Bunlar sağlandıktan sonra mesaj iletilebilir. İletişimin ana amacı anlaşılmaktır. Cevaplanması gereken ilk soru ise “ne söylemek istiyorum” olmalıdır. Söylenecek bir şey yoksa iletişime başlamanın bir anlamı kalmaz. Çünkü iletişime geçmek için maddi manevi kaynak ve bilgi gereklidir.

Mesajın anlamı, üretenin yüklediği ana anlam dışında tesadüfen veya bilinçli olarak eklenen yan mesajlardan dolayı değişebilir. Buna gürültü denilmektedir. Gürültünün birinci nedeni mesaj’ın gönderen tarafından saflaştırılmamış olmasıdır. Gürültünün ikinci nedeni mesaj’ın ileti ortamı içerisinde değişikliğe uğramış olmasıdır. Alıcı kişinin mesaj kodunu açma aşaması gürültünün üçüncü ve son kaynağıdır.

Sevgi

Fotoğrafın oluşma süreci diğer görsel iletişim araçları gibi düşüncede başlar. Attığımız adımlar onu gerçekleştirir. Adımlardan ilki, anlatılacak duygu ve düşünceyi yansıtan, alıcı ve verici arasında ortak olan simgeleri bulmaktır. Fotoğraf çekimi planlanırken istenilen etkiyi yaratmak için, ana mesajın ortaya çıkmasına yardımcı olan araçların teker teker seçilmesi mesajın kolay ve doğru anlaşılmasına yardımcı olur. Konu seçimi, film ve objektifin türü, filmin açık veya koyu pozlandırılması, ışığın rengi, yönü, yumuşak veya sert oluşu, fotoğrafta kullanılacak renklerin seçimi, sayısı, oranlar, diafram enstantane kompozisyon gibi bazen çok teknik gelen problemler ana mesajın güçlenmesini önemli ölçüde etkilerler. Rastlantı sonucu tüm faktörler olumlu bir şekilde bir araya gelmiş olabilir, ancak sürekli iyi fotoğraf üretmek için fotoğrafı etkileyen fiziksel, kimyasal, fizyolojik ve psikolojik etkenlerin bilincinde olmak, onları amaca yönelik kontrol etmek gerekir.

Böylece ortaya çıkmış olan fotoğraf, bir albüm, gösteri, gazete dergi, TV ve internet gibi kanallardan özel veya genel bir kitleye ulaşacak. Paylaşmak, anlatmak, bilgilendirmek ve duygulandırmak için üretilen fotoğraf, alıcı kişi tarafından değerlendirilmek, tartışılmak, anlaşılmak, eleştirilmek, öğrenilmek için incelenip duygu, duygu, kültür ve bilgi süzgeçlerinden geçiriliyor. Alıcı bizimle bulduğu ortaklık derecesine göre bize yaklaşıyor veya uzaklaşıyor. Bugün bize medya tarafından sunulan çok sayıdaki fotoğraf, bizim paylaşma isteğimizi azaltmıştır. Birinin dediğine göre eğer fotoğrafınız bir saat akılda kalmışsa iyi bir fotoğraf demektir. Bir başkasına göre fotoğrafınıza 30 saniyeden fazla bakılıyorsa iyi fotoğraf demektir. Bugün için iyi olan yarın için kötü, bugün kötü sayılan yarın iyi olabilir. Nasıl çektiğimize ve nasıl baktığımıza bağlı.

İyi fotoğraflar.

Nevit





Main Page | Sign Guestbook | View Guestbook | Nevit


Tuesday, 02-May-00 07:40:08 PDT