3.2.1    Yatırımcı Kuruluşların Mühendislik Projelerinde Dogmatizm Engeli: Bir Örnek


Sinoplu Romen Diyojen (Diogenes de Sinope), yazarın ili olan Sinob’un yetiştirdiği ve Saynik düşüncenin kurucusu olan önemli bir bilim adamıdır. Americana gibi dünyanın en büyük ansiklopedilerine baktığımızda Sinob’un adı ile birlikte anılıp bilim çevrelerinde ne kadar çok önemli bir yer tuttuğu görülmektedir      (Ek IV).

Burada sunulan örneği anlayabilmek için Türkiye’nin yol felsefesine kısaca göz atmak gerekir.
Göçebe ve çoban toplumlarda yerleşim için iki önemli olgu vardır. Birincisi toprak zemin (genellikle duraysız alanlar), ikincisi ise sudur. İkisinin birlikte olduğu alanlar, özellikle Karadeniz Bölgesi gibi, engebeli sahalarda kayma bölgelerine karşılık gelir. Daha sonra bu kaymalar arasında köy yolları gelişir. Yılan gibi kıvrılan köy yolları birleştirilerek il yoluna dönüştürülür.
 

Beş temel bilimin ilkelerinden habersizlerin elinde asfaltlanarak devlet yoluna dönüşür (Şek. 3.1). Örnek olarak Sinop – Boyabat yolu sunulmuştur. Diğerleri bundan çok da farklı değildir. Şekil üzerinde köyler arası gelişen devlet yolu sağ üstte görülmektedir. Aynı yaklaşımın biraz daha dar görüşlüleri tarafından 2000 ’e 10 kala milyarlar harcanarak yapılan Devlet yolu ise  eskisini aratır nitelik taşımaktadır.

Yine bu düşünceyi ve çarpıklıkları savunanlardan 1997 yılı sonunda Sinop – Boyabat arasına yeni bir yol yapılması istenir. Bu örneğin önemi;

¨    hurafelere inananların (çağdışı kafaların) ve

¨    kafatasçıların

ülkenin binlerce okulunun ve yüzlerce hastanesinin parasını hak etmedikleri yetkileri ile nasıl boşa attıklarını sergilemekten gelmektedir.

Önerilen Sinop-Boyabat yolunun tek tüneli vardır. Gerze ve Boyabat havzalarının belenini (sınır sırtını) geçen bu tünel için yazar ve ekibi Sinoplu olan ünlü düşünür Diyojenin adını vermiştir. Sayın Yaşar Topçu’nun bakanlığı sırasında, bu isim herkes tarafından onay görmüş ve övgü ile karşılanmıştır.

Ancak, Sayın Topçu’nun bakanlığının son bulduğu gün, bir takım kişiler “bilim kişisinin cinsiyeti, ırkı, ve dini ayrıma sokulmadan dünyanın bir ortak değeri olduğu” bilincinde olmayarak Diyojen isminin tüm raporlardan çıkarılması, fotoğraflardan kazınması, sandıklardan silinmesi vb çağdışçılıkları sergilemişlerdir. Bu durum kesinlikle onların suçu değil “ezberci” eğitimi ve hurafeleri yasallaştıran Devletindir. “Diyojen” yerine önerilen “Molla Gürani” nin kim olduğunu bile bilmeyen bu kafaların;

¨  araştırma yapması ve

¨  bilim adamının;

Ø      evrime inanan ve  

Ø     dört boyutlu (zaman-yer-madde-enerji)

düşünen bir kişi olduğunu yorumlaması beklenemez.

Evrime (bilime) inanmayan, durağan ve dingin düşünce sistemine sahip olanlar tarafından, aynı geçki izlenerek; yılanlar gibi kıvrılarak dağa tırmanan mevcut yol yakınından bir hat geçirilmiştir. Çok daha uzun, yatayda (büküm=viraj) ve düşeyde (eğim=tırmanma) standartları bozuk bir geçki ortaya konmuştur.

Yazar ve ekibi, yürürlükteki ilk çağın yol yapım yasa ve tüzüklerine de özlem duyduran mevcut tüzük ve yasalara karşı;

¨  %300 daha ucuz,

¨  daha kısa,

¨  fiziki ve geometrik standartları daha yüksek ve

¨  her mevsim kullanım rahatlığı

olan bir geçki ortaya çıkarmıştır. Yürürlükteki ilgili tüzük ve yasaların ilkelliği:

Aylarca çok çetin doğa koşullarında çalışan yazar ve ekibi, Şek. 3.2 ’de çalışma genişliği 1 km olan 5 ayrı geçki ortaya çıkarmıştır.

Sözleşmede belirtildiği gibi 70 km2 çalışıp geçki belirlemek ve proje yapmak yerine 500 km2 bir alan çalışılıp yukarıda değinilen üstün özellikli bir seçenek (S1) bulunmuştur. Başka bir anlatımla 20 yıllık işletme dönemi de hesaba katıldığında bölgeye, dolayısıyla da ülkeye 300 milyon dolar kazandırılmıştır.

Buradan ders çıkarılması gereken nokta:

¨    100 km ‘lik yolu 1000 km2 çalışarak 65 km ’ye düşüren tasarımcı firmanın

¨    130 km2 çalışarak yolun boyunu 130 km’ ye uzatan firmanın yarısı kadar para almasıdır.

Bu durumda;

¨  yol firmalarının yolu kısaltması ve standartları yükseltmesi aptallık,

¨  uzatması ve standartları düşürmesi ise fırsatları değerlendirmek

olarak değerlendiriliyor. Bu yasa ve tüzüklerden dolayı Tarsus – Adana – Gaziantep ve Mersin – Tarsus – Pozantı Otoyolu’nda 2 milyar dolar (500 milyon maaş alan 100 bin memurun 20 aylık maaşı) boşa atılmıştır. Benzer durum İzmir – Aydın, İzmir – Çeşme ve Ankara – İstanbul Otoyolu’nda bu tüzükler sayesinde halka ödettirilmiştir (Doğan, 1994). Oysa yolun standartları yükseltilerek yolu kısaltan firma şu şekilde ödüllendirilmelidir. 100 km ’lik yolu 65 km ’ ye indiren firma 100 km ’nin parası kısaltılan miktarın %10 ’unu da almalıdır.

Yazar ve ekibi bu konularda yıllardır uğraş vermesine karşın hak etmeden (bilim toplumu olmanın gereğini yerine getirmeden) makam işgal edenler bu tür iyileştirmelerle uğraşmak yerine çalmak–çırpmakla meşgul olmaktadırlar. Bu konuda uğraş verenlerin ise kısa yoldan işlerine son verilmekte veya sürgüne gönderilmektedir.

¨     “Devlet Baba”,

¨    “Şeriatın kestiği parmak acımaz”,

¨    kendini koyun sanıp “Her koyun kendi bacağından asılır”,

¨    “Beni sokmayan yılan bin yaşasın”

¨    vb hurafelerle

düşün sistemi uyuşturulan, uyutulan sessiz çoğunluk oylarıyla bu gidişe destek vermektedir. Bu ülkede İslam ülkelerine göre önemli oranda bilime inanan insanlar, demokratlar, yurtseverler olmasaydı, Hollandalı Voltaire gibi “Elveda güzel ülkem” deyip terk edip gitmekte yarar görülebilirdi.

Düşün sistemleri uyutulan bir sessiz çoğunluğun haklarını korumak için cihan parçası öğrencileri ile yola düşenlerin yine sessiz çoğunluk tarafından dışlanmasına, “Ne olacak solcu” denmesine aldırış etmeden yola devam etmek bir erdemlilik olsa gerek.

Dogmatizm Üniversitelerde