3.2.2   Dogmatizm Üniversitelerde


Sosyal bilimler veya mühendislik bölümleri ayırt etmeden, üniversitelerde gözlenen pek çok olumsuzlukların kaynağı bilim toplumuna giden yolu tıkayan “ezberci eğitim”dir. İlkokul mezunu olup da pek çok profesörden daha aydın düşünebilen-eleştirebilen yurtsever ismi saymak oldukça kolaydır.

Ülkenin soyulmasına (yukarıda güncel örnekler verilmiştir.) seyirci kalan bir toplumun (ümmetin) yaratılmasında ve bu çağdışçılığın sürdürülmesinde Profesörlerin payı oldukça büyüktür. Bu noktada, “Suçun en büyük bölümü üniversitelerindir” diyen sayın İlhan Arsel hocaya katılmamak elde değildir. Arsel (1979 ‘dan 1997 ‘ye değişik basımları) ’in “Hele üniversitelerimiz, fakültelerimiz ve bu kuruluşların Allame öğretim üyeleri... Hiç kimseler onlar kadar memlekete ihanet içerisinde sayılamaz. Evet biz ve öğretim üyelerinin ülke sorunları karşısındaki susmuşluğumuz, akıldışlılığımız, zavallılığımız, vicdansızlığımız ve ülkenin koyu karanlığa giden durumu karşısındaki

¨    nemelazımcılığımız ve kalenderliğimiz

utanılacak bir şeydir. Halka ve millete karşı bu düşmanlık görülmüş bir şey değildir. Yüzyıllar içerisinde halkın geliştirilmemesi, fikren ve zekaca aydınlatılmaması, üstelik sürü şeklinde güdülmesi ve sömürülmesi gereken bir varlık olarak gören ve gösteren aydın sınıf, böylesine geri ve zavallı durumlarda tuttuğu kendi halkından, kendisi de utanır durumlara düşmüştür.”  yargısına    katılmamak elde değildir.

Bir örnekle desteklemek gerekebilir. Ankara tipik bir bozkırdır. ODTÜ göreceli olarak aydın oranı yüksek bir üniversitedir. ODTÜ’ nün (yazar dahil) öğrencisi, öğretim üyesi, işçisi ve memuruyla yarattığı bir yapay ormanı ve Eymir Gölü vardır. Çölde vaha özelliği taşırlar. Yıl 1988 Ankara Çevre Otoyolu için kazma kürek vurulmamıştır. Ancak, Ankara Çevre  Otoyolunun söz konusu bu ormanın ve gölün içerisinden (üzerinden) geçeceği öğrenilmiştir. Yazar, ODTÜ’ nün tüm fakülte ve bölümlerini yazılı ve sözlü olarak bilgilendirmiştir. Adana–Konya tarafından gelip Karadeniz’ e gidecek olanların Gölbaşına girmeden yerleşim alanlarının güneyinden daha kısa bir yolla Samsun Yoluna ulaşmaları söz konusu iken Gölbaşı’nın içinden geçip önce kuzeye daha sonra güneye ve güneydoğuya giderek, yolu da uzatarak, ormanı ve gölü de katlederek geçen bir geçki, ilgili üniversitenin ilgili profesörlerin onayıyla gerçekleştirilmiştir. Yazarın bu uğraşıları karşılığı;

·      KGM tarafından otoyollarda çalışma yasağının konması

·      Otoyolun ODTÜ ormanı ve gölünü katletmesi için gerekli çevre etki değerlendirme (ÇED) olumlu belgesinin aynı üniversitenin ilgili profesörleri tarafından verilmesi,

·      450 km uzunluğundaki Ankara – İstanbul otoyolunun yıkılacağı, biline biline, Kuzey Anadolu Fayı üzerine konması ve

·      Dünyada ilk örnek olarak bir başkentin 4 içme suyu barajının ortasından otoyol geçirilmesi

olmuştur. En aydın kişiler (profesörler) ve üniversiteler böyle yaparsa diğerlerinin ne yapacağını

 “ İmam os…..ca cemaat sı..r” özdeyişi açıklamaktadır.

Yine başkentin önemli üniversitelerinden birisi olan Ankara Üniversitesi’nde ilginç bir anı yaşanmıştır. Üniversitelerimizin nerede olduğunu ve kimlerin elinde olduğunu açıklayıcı bir örnektir.

Yazarın Milli Kütüphanedeki “Deprem ve Mühendislik Projeleri” başlıklı konferansını (ilk kez) izleyen bir grup ihtisas öğrencisi, sevip saydığı ve kıramayacağını bildikleri sayın U. Doğan aracılığıyla, yazardan üniversitelerinde bir konferans (seminer) vermesini isterler. Gerekli izinler alınır, duyurular yapılır. Geniş bir katılımcı ile en büyük salon olan Kırmızı Amfi’de gerçekleştirilecektir. Konu oldukça güncel olan “Deprem ve etkileri en aza nasıl indirilebilir?” dir. Son gün, oturumu öğrenen R. Kılıç kendi ifadesine göre tüm uygulamalı jeoloji ana bilim dalı öğretim üyeleri adına harekete geçer veya geçirilir. Konferansı yaptırmaz. “Salon kapalı” der… vb pek çok uyduruk gerekçe (Gürler, 2000). Evrime ve 4-boyutlu düşünmeye inanmayan bir kişinin profesör olması onu asla bilim adamı kertesine yükseltemez (Medawar, 1994). Profesörlük cahilliği örtemez.      

Mühendislik Projeleri Aracılığıyla Ülkeyi Geri Götürmede Dogmatizmin Yeri