|
"eh orası doğru, saçları da kısa dik dik ama
ben huyundan söz açmıştım. çok dik başlı diyordum"
"bu zamanda gençlerin hangi biri dik başlı değil
ki? hem zamanında biz de ailemize karşı gelip
evlenmemiş miydik?"
"orasından alırsan öyle. ama ne bileyim; bizim
kızda bir tuhaflık var sanki"
"ne gibi?"
"hiç evlenmekten söz etmiyor; hatta ettirmiyor"
"evlilik dediğin çocuk oyuncağı değil ki. kızım
akıllı tabii, ince eleyip sık dokumak istiyor"
"ama erkeklere dönüp bir baktığı da yok ki.."
"ya elvan hanım, aklını mı kaçırdın sen? ağır
taş yerinde kıymetlidir. sevineceğine dert ettiğin
şeye bak. napsaydı yani? macit bey'in kızı gibi
zibidinin birinden hamile kalıp rezil rüsva
mı olsaydı? bak o kız ne dedikodu malzemesi
oldu etrafa. benim kızım için bir şey diyen
var mı? söyle bakayım var mı?"
"yok tabii..ama.."
"aması yok;tamam üniversite tercihlerinde bizi
dinlemedi; akşamları geç geldiği de oluyor.
ama ben ona güveniyorum. ordunun içine girse
yine tertemiz döner."
"ama bu kadarı fazla değil mi? ayrıca kimseyi
de beğenmiyor"
"sen üstüne çok gittiğinden sana inat olsun
diye öyle söylüyor. çocuğu biraz rahat bırak"
"ben ne yapmışım söyler misin? ahmet'le tanıştırdım
diye suç mu işledim? hem çocuğun nesi vardı
ki?"
"gönül bu, beğenir beğenmez. sahi ne demişti
o çocuk için?"
"daha ana kuzusuymuş, olgun değilmiş falan filan.
kızını bilmez misin, bir sürü saydı işte. haa
bir de beyaz çorap giyiyormuş; hanımefendi buna
hiç tahammül edemezmiş"
"eh kimin kızı? hem bak dik başlı deyip duruyorsun
ama birsen'le ne güzel anlaşıyorlar."
"evet içtikleri su ayrı gitmiyor ki"
"üstelik birsen çok aklı başında, ne konuştuğunu
bilen biri. o'nunla arkadaşlık etmesi belki
bizimkini de olgunlaştırır ha, ne dersin?"
"ne diyeyim inşallah öyle olur."
"şimdi nerde peki?"
"birsen'le dışarı çıktılar. sinemaya gideceklermiş."
"iyi, tatilde ne yapılır zaten?"
"ama diyorum ki birsen'le tanıştığından beri
iyice kimseyi beğenmez, burnundan kıl aldırmaz
oldu, farkında mısın?"
"tabi iki kişi çok samimi olunca böyle bir çeşit
çete kurarlar, aralarına da kolay kolay kimseyi
almazlar."
"iyi mi, kötü mü bilmem ki?"
"gençlikte böyledir işler. kan döne döne akar,
arkadaşından gayrısına da güvenmez insan, anne
babasına bile"
"sen rahatsın yani?"
"neden rahat olmayacakmışım? sen ona sataşmadığın
zaman görüyorum ki gayet mutlu, eh bu yıl finalleri
de takıntısız tamamladı. başımıza iş açtığı
da olmadı, ne problemli çocuklar var ki; anne
babayı kendilerini doğurduklarına pişman ederler"
"peki, peki. sen haklısın galiba. daha çocuk
o, her dediğini büyütmemem lazım"
"hah şunu bileydin.dün gece birsen bizde mi
kalmıştı?"
"evet,filme daldılar. sonra geç olunca da telefon
açtı evine, burda kaldı. neden sordun?"
"hiiç. gece bir ara tuvalete kalktığımda duydum
gülüşmelerini de.. o saatte akıllarına ne gelip
konuşuyorlarsa çok eğleniyorlardı"
"haa evet,hava çok sıcaktı dün gece. sabaha
karşı girdim odalarına, pencereyi kontrol edeyim
dedim. iyice soyunup saçılmışlar sıcaktan, öyle
uyuyorlardı. ben de üstlerine pike örttüm,sabah
serinliğinde çıplak tutulmasınlar diye"
"iyi yapmışsın. geçen akşam salona girdiğimde
baktım bizimkisi başını arkadaşının omzuna dayayıp
uyuyakalmış televizyonun karşısında. öyle sandım
daha doğrusu. meğer uyumuyormuş da; birbirlerine
sarılmışlar, öyle seyrediyorlarmış , bayağı
da kaptırmışlar filme; beni birden görünce sıçrayıverdiler.
diyeceğim birbirlerine çok düşkün iki kardeş
gibiler. hatta kardeşten de öte.hadi bakalım,
sen de vesvese yapma da artık şu haberleri seyredeyim."
"iyi canım,seyret haberlerini; konuştuk içimi
rahatlattın işte; fena mı oldu?"
Secret
|