Varyans analizi sonucuna göre, larva tutma oranı ile besleme ve transfer sayısı ile transfer sayısı x dönemler interaksiyonu önemli ( p<0.01), dönemler, besleme X transfer sayısı interaksiyonu, besleme x dönemler intaraksiyonu ve besleme x transfer sayısı x dönemler interaksiyonu önemsiz ( p> 0.05 ) bulunmuştur.
Araştırmada elde edilen aşılama randımanlarının arı sütü üretiminde önemli mesafeler kat etmiş olan ülkelerdeki araştırıcılardan SHIBI ve ark.,( 1993 )'nın bildirişlerinden düşük olması arı sütü üretimine uygun arı ırkı ile çalışmanın tutma oranını önemli ölçüde yükselttiğini göstermektedir.
Larva tutma oranı üzerine dönemlerin etkisinin önemsiz olması ve Nisan ve Mayıs aylarında bölgede ekonomik bir şekilde arı sütü üretebileceği, yörede KAFTANOĞLU ve KUMOVA (1990)'nın yapmış olduğu araştırmada yöre için en uygun ana arı yetiştirme mevsiminin Nisan, Mayıs ayları olduğu bildirişiyle büyük bir uyum içindedir.Zira Nisan ve Mayıs aylarında larva tutma oranının yüksek olması, bu ayların gerek oğul mevsimi olması gerekse nektar kaynaklarının varlığı sebebiyle olmaktadır.
10. BİR YÜKSÜKTEKİ ARI SÜTÜ MİKTARI ( g/ yüksük)
Yüksük protein içeriği sebebiyle anaarının ve larvaların beslenmesinde kullanılan arı sütü (WITHERELL,1984 ) anaarı yetiştiriciliğinin temel bileşenlerindendir. Kolonide üretilen arı sütün miktarı, koloni popilasyon büyüklüğüne, iklime, besleme şekline ve genotipe bağlı olarak değişebilmektedir(SALOW, 1985; ZYTOON, 1988).
Araştırma kolonilerinde yüksük başına üretilen arı sütü miktarı ortalamaları kek+şurupla grupta 0.298±0.041 g olarak bulunmuştur (Çizelge 5). Bir koloniye transfer edilen larva sayısı bakımından değerlendirildiğinde, yüksük başına üretilen arı sütü miktarı ortalamaları 30'luk transfer yapılan grupta 0.303±0.035 g ve 60'lık transfer yapılan grupta 0.229±0.031 g olarak saptanmıştır (Çizelge 6).
ÇİZELGE 5. Beslenme Gruplarına Göre Üretilen Arı Sütü Miktarı (G/Yüksük)
ÇİZELGE 6. Larva Transfer Sayısına Göre Üretilen Arı Sütü Miktarı (G/Yüksük)
Çizelge 5 ve 6'nın incelenmesinden, kek+şurup ve kekle besleme grupları kontrol grubuna, 30'luk transfer gurubunun 60'lık transfer grubuna göre üç dönem boyunca daha fazla arı sütü ürettiği görülmektedir.
Beslemeye ait ortalamalar arasındaki farklılığı belirlemek için uygulanan Duncan testi sonucuna göre %1 önem düzeyinde kek+şurup grubu 0.298±0.41 g ve kek grubu 0.278±0.034 g ile birinci grubu, kontrol grubu ise 0.224±0.024 g kinci grubu oluşturmaktadır.
Şekil 5 ve 6'ün incelenmesinden de kek+şurup ve kek grubunun kontrol grubuna göre daha fazla arı sütü ürettiği belirgin bir şekilde görülmektedir. Uygulanan besleme faktörlerinin etkisiyle yüksük başına üretilen arı sütü miktarının artmış olması arı sütü üretimi için yapılan ek beslemenin yararlı olduğuna işaret etmektedir. Bu durum TASNEE ( 1988) ve ZAYTOON ( 1988 )'un kolonilerin polen ikame yemleri ile beslenme şeklinin arı sütü üretimi üzerine etkili olduğu bildirişleriyle de büyük bir uyum içerisindedir.
Kek+şurup ve kek grubunun birinci grubu oluşturması, kolonilerin verilen kek ve şurupla birlikte çevredeki nektar kaynaklarından yararlanarak koloni faaliyetlerini artırdığını göstermektedir
Transfer sayısı ise bir koloninin yetiştirebileceği anaarı miktarına bağımlı olduğu için bir yüksükteki arı sütü üretimi de aşılanan larva sayısı artıkça azalma eğilimi göstermektedir. Her ne kadar aşılanan larva sayısı arttıkça larva tutma oranının düştüğü fakat koloninin ürettiği toplam arı sütünde artma olmaktaysa da ( ANOYMOUS, 1993 ) göz sayısının artmasıyla yüksük başına düşen arı sütü miktarında düşme olmaktadır. ( SHENGMING ve ark.,1991;SHIBI veark., 1993). Denemede elde edilmiş olan ortalama arı sütü miktarı WITHERELL ( 1984 )'in bildirmiş olduğu değerlere yakın fakat SHIBI ve ark., ( 1993 );nın değerlerinden düşüktür. Özellikle belli genotiplerle çalışan TASANEE, (1988 ) ile SHIBI ve ark., ( 1993 )'nın bildirişinden düşük olması bu durumun genotipten kaynaklanabileceğini ve üstün genotiplerle çalışıldığında yüksük başına düşen arı sütü miktarında artış sağlanabileceğini göstermektedir.
30'luk transfer grubu ortalamasının ( 0.303 ± 0.035 g. ) 60'lık transfer grubu ortalamasından ( 0.229 ± 0.031 g. ) belirgin bir farklılık göstermesi SHIBI VE ARK.; (1993) 'nın bildirilmesiyle parelel olarak yüksük sayısı arttıkça bir yüksükteki ortalama arı sütü miktarının belirgin bir şekilde düştüğünü göstermektedir.
Üretilen arı sütü miktarına ait olan verilerin istatistik analizi ve bununla ilgili varyans analiz sonuçları çizelge 7'de verilmiştir
Varyans analizi sonucuna göre, arı sütü miktarı ile besleme, transfer sayısı, dönemler ile besleme x transfer sayısı interaksiyonu düzeyinde önemli ( P<0.01), besleme X dönemler interaksiyonu, transfer sayısı X dönemler interaksiyonu ve besleme X transfer sayısı X dönemler interaksiyonu önemsiz (P>0.05) bulunmuştur.
Bir yüksükteki arı sütü miktarı üzerine dönemlerin etkisi önemli bulunmuştur. Bu durum oğul mevsimi olan Nisan ayında en yüksek değeri alması, Mayıs ve Haziran aylarında ise gittikçe düşmesi ile paralellik göstermektedir. Nisan ayında elde edilmiş olan 0.328±0.032 g. değerinin SHIBI ve ark., (1993) 'nın bildirdiği değerlerden yüksek olması Çukurova bölgesinin arı sütü üretimi için çok elverişli olduğunu fakat SHIBI ve ark., (1993)'nın ortalama bir yüksükten elde ettiği değerlerden düşük olması uygun arı ırkı ile çalışarak ulaşılan seviyenin yakalanamadığı göstermektedir. Ayrıca KAFTANOĞLU ve KUMOVA (1990)'nın bildirişi ile uygun olarak ticari ve randımanlı ana arı yetiştirilebilecek olan Nisan ve Mayıs ayları içerisinde floranın uygun ve oğul mevsimi olması sebebiyle yüksük başına daha fazla arı sütü üretilebileceği vurgulanmıştır. Zira Nisan ayında kaliteli ana arı üretilmesinin temelinde yatan gerçek, o dönemde bir yüksükte daha fazla arı sütü bulunmasından kaynaklanmaktadır.
11. TOPLANAN ARI SÜTÜ MİKTARI (G/KOLONİ)
Kolonideki üretilen arı sütü miktarı işçi arıların yaşına, ırkına, aşılanan larva sayısı ve yaşına bağlı olarak değişmekte (SALOW, 1989), aşılanan larva sayısının artmasıyla birlikte bir yüksükteki arı sütü miktarı düşmekte fakat koloninin ürettiği toplam sütünde artış olmaktadır (SHIBI ve ark., 1993). Bu durumda ekonomik bir arı sütü üretimi için yüksük sayısının artırılmasında (SHENGMING ve ark., 1993) fayda vardır. Bunun yanında koloni başına arı sütü verimini en güvenilir yollardan biri de arı sütü üretimine uygun olan arı ırkı ile çalışmaktadır.
Çizelge 8 ve 9'un incelenmesinden kek+şurupla beslenen grup diğer beslenme gruplarına, 60'lık transfer grubu 30'luk transfer grubuna göre üç dönem boyunca daha fazla koloni başına toplam arı sütü üretmiştir.
Üretilen toplam arı sütü miktarına ait verilerin istastistiki analizi ve bununla ilgili varyans analiz sonuçları çizelge 10'da verilmiştir.
Şekil 8 ve 9'nın incelenmesinden kek+şurup ve kek gruplarının kontrol kolonilerine göre toplam daha fazla arı sütü ürettiği görülmektedir. Uygulanan besleme faktörlerinin etkisiyle yüksük başına arı sütü üretim artışı sağlandığı gibi koloni başına üretilen arı sütü miktarında da artış olmaması arı sütü üretimi için ek beslemenin yararının göstermektedir.
Toplam arı sütü miktarı, tutan larva miktarı tarafından büyük ölçüde etkilenmekte olup tutma oranının düşmesiyle birlikte azalmaktadır. Araştırma sonunda elde edilen ortalamaların gerek 30 ve 60'lık gruplarda bildirilen (JIANKE and WEITUA, 1995) gerekse FUHAI,(1993)'nin bildirdiği değerlerden düşük olması bu gruplardaki tutma oranının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. SHIBI ve ark., (19993) 'nın tutma oranının, araştırmada bulunan değerlere yakın olması, fakat 100 adet larvanın aşılanması toplam arı sütü miktarını yükseltmektedir.
Dönemlerin etkisinin önemli olması ise bir yüksük içerisinde bulunan arı sütü miktarının önemli derecede etkilendiğine ve bunun da toplam arı sütü miktarını artırıp azalttığını göstermektedir. Özellikle oğul mevsimi olan Nisan döneminde 10.56±1.39 g. İle birinci sırayı alması arı sütü üretiminin Nisan ayında arttığını ve toplam üretiminde buna bağlı olarak arttığını göstermektedir. Yörede floranın gittikçe zayıflamasıyla arı sütü üretiminde düşme başlamakta ve koloni başına üretilen arı sütü miktarı da gittikçe düşmektedir.
12. SONUÇ
Türkiye 4 mevsimi bir arada yaşayan birisidir. Bunun arıcılık açısından önemi büyüktür.
Akdeniz ve Ege bölgelerinde sonbahar ve kış mevsimlerinde de çiçekli bitkilerin bulunması , arı kolonilerinin nektar ve polen toplamasına olanak sağlamaktadır.
Arılar protein gereksinimini taze polenden karşılayabilmektedi,r. Ancak koloni gelişmesini hızlandırmak, kolonilerin ana nektar akımına kuvvetli bir popilasyonla girmelerini sağlamak ve randımanlı bir üretim yapabilmek için veya KEK+ŞURUP ile beslemenin deyararının olduğu gözlenmiştir.
İlkbaharda yapılan ek beslemenin bal verimi, arı sütü ve yavrru üretiminde etkisi oldukça fazladır.
Kolonileri sonbaharda sadece proteinli ek yemlerle beslemenin koloni gelişmesine önemli bir katkısının olmadığı, bununla birlikte verilen şurubun yavru üretimini ve polen toplama aktivitesini hızlandırdığı görülmüştür. Arı yetiştiricilerinin sonbaharda kolonilerini ŞURUPLA veya KEK+ŞURUP kombinasyonu ile beslemelerinin kış kayıplarını azaltacağı ve ilkbaharda daha güçlü kolonilere sahip olacaktır.
|