|
FİKRİN F’Sİ Selim Gürselgil
ELİF: GÜNDEM BÜYÜK DOĞU
ŞAİR NAMZEDİ (*) Bütün bu hayallerin gerisinde artık uzaklarda, çok uzaklarda, Anadolulu bir ses: Yangın var!!! Yangın kundağı onun gözünde gazlı bir bez değil “kundak” kelimesinin iltikasiyle, yüzü buruş buruş, katıla katıla ağlayan bir çocuk... Alevler içinde unutulmuş bir çocuk. Ve işte korkunun en dokunaklı timsâli!.. Oniki yaşına kadar süren bir ölçüsüz, abur cubur okuma hastalığı Üstad’da o hâle gelmiştir ki; on, onbir yaşına doğru (Pol ve Virjini), (Graziyella), (Ladam-o-Kamelya), (Zavallı Necdet) gibi hissîlik ve edebîlik iddiasındaki eserlere kadar tırmanan alâkası, nihayet hastalığa dönmüş, gecelerini ve gündüzlerini bir ağ gibi sarmıştır. Sonraları (Pol ve Virjini)’yi Heybeliada’da Papaz mektebi tarafındaki çamlar altında sabahtan akşama kadar okuyup gözleri yaş dolu, oracıkta kaldığını, güneş battıktan sonra onu arayıp bulduklarını ve zorla eve götürdüklerini söyler… Bakın, “Şair namzedi” çocuk hayâli nasıl patlayasıya şişirilmiştir: Meşhur dedektiflerin yardımcıları vardır ya; o da “Büyük Baba”nın torunları arasında, küçük halanın oğullarından birini kendine muavin yapmış, konağın arkasındaki Binbirdirek mahzenlerinde, faili meçhul cinayetlerin gizli kaatillerini aramaya çıkar. (Mişel Zevako)lardan öyle bir te’sir kalır ki üzerinde, bazan geceleri Sultanahmed tarafındaki bir dostunu ziyarete giden büyükbabasının arkasında, en arkada fener taşıyan bir uşak, beline sobanın uzun maşasını kılıç diye takmış, kendini muhafız bir şövalye farzederek yürür. Bir gün bir düğünde, çalınan sazlardan garib bir vecde düşer. Kendini beyaz bir at üzerinde dörtnala gelip düğün evine giderken görür ve sonra telli pullu gelini atının terkisinde, kaldırım taşlarından kıvılcım fışkırtarak kaçırır. Üstad’ın çocukluğunda; derin, yırtıcı, kanatıcı hassasiyetinin başlıca iki te’sir kutbu, bekçilerle satıcılardır. Gecenin en beklenmez saatinde paket taşlarının üstüne inen, ucu demirli sopa sesleri ve bir haykırış: - Yangın var!.. Azabkapısında, Güngörmezlerdeeeee! Azabkapısı… Ne korkunç isim… Altı köşeli çivi başlarına çarpılan kafalardan, kanlı saç yoluntuları yapışmış demir çaprazlı, içinden bir evcik geçecek kadar geniş ve yüksek kapı… Güngörmezler. Damları birbirine yapışık eğri-büğrü evlerin sınırladığı yılankavi sokaklar. Cin yatağı ahşab eve sokulan kundak. Kundakta buruş buruş bir çocuk yüzü. Çocuk katıla katıla ağlıyor… Şeytan alevlerin yaylanışına bak!.. Birden çöken dam ve bir ateş püskürtüsü; kıvılcım tipisi… Ve bütün bu hayallerin gerisinde artık uzaklarda, çok uzaklarda, Anadolulu bir ses: Yangın var!!! Yangın kundağı onun gözünde gazlı bir bez değil “kundak” kelimesinin iltikasiyle, yüzü buruş buruş, katıla katıla ağlayan bir çocuk… Alevler içinde unutulmuş bir çocuk. Ve işte korkunun en dokunaklı timsali!.. “Daüssıla” Şimdi bütün bunları biz, gayeleri kendilerinden ibaret hoş ve renkli hikâyeler diye anlatmıyoruz. Bir “Fikir Adamı”nın ruhunun ne yollardan ve nasıl pişmeğe başladığını ve nelere istidad kazandığını göstermek ve her şeyi ORAYA bağlamak için kısa kısa noktalıyoruz. Marazî bir hassasiyet… Acıtan bir hayâl… Ve bu arada dehşetli bir korku… O yaşta bile anlaşılmaktadır ki; Necip Fazıl başka türlü, ayrı yaratılışta bir insandır ve hissettikleriyle öbür insanların duydukları arasında müthiş fark… “Büyük Baba”nın kitab odasındaki sedirde geçirdiği bir hastalık içinde, gece yarısı birdenbire uyanmıştır. Ateşinin düştüğünü hisseder, başındaki sirkeli bezi atar ve yatakta doğrulur. Günlerdir uyumayan “Çilekeş Anne”, bir koltuk üzerinde sızmış, dalmıştır. Gökler dolusu sessizlik… Çok uzaklarda tek tük köpek havlamaları… Birdenbire kendini öyle hafif, derin, eşya ve hadiselerin nabzını tutan öyle ince bir idrak duygusu içinde bulur ki, acaba bu dünyada benim kadar duyan ve anlayan ikinci bir mahlûk var mıdır, diye düşünür. Sanki hayatın düğümleri lif lif çözülmüş, muammaların anahtarları eline teslim olunmuştur. Küçücük çocuğun ermişlik vehmiyle, o gece sabaha kadar uyumaz. Her şeyi unutsa o geceyi unutmayacaktır, Üstad. (10-16 Ocak 2003, Cuma-Hikmet)
(*) “Sedat Gürdal” imzasıyla, “Şair Namzedi Küçük Çocuk” şeklinde değiştirildi.
DİĞER MAKALELER - Fikrin F'si / Elif: Gündem Büyük Doğu / Üstad'ın Çocukluğu
|