KÜRESEL YILDIRIMLAR

Plasmoid Olgusu Ve Süperiletkenler
(Yayın Hakkı 1995,1996 Edward Lewis)

Özet olarak Superiletken maddelerdeki superiletken girdapların Küresel Yıldırım veya hortum gibi birer plasmoid olgu olarak teşhis edilmesi için kanıtlar var gibi görünmektedir. Bostick, Alfven, Peratt ve Lernet tarafından geliştirilmiş astrofiziksel "güçten bağımsız teller (force free filaments) üzerine yapılmış MHD modellerinin superiletkenlikle ilgisi açıklanacak.

Superiletkenlik olgusu ile ilişkili superiletken girdapların Küresel Yıldırım, kasırgalar ve yıldızlar gibi bir plasmoid olgu olabileceğine dair kuramlar yürütülmüştür. Girdaplar pek çok yönden plasmoid lere benzemektedirler ve bu nedenle birbirleriyle ilişkili gibi görünmektedirler.

Plasmoidlerin uzun bir araştırma tarihi vardır. Nobel ödülü sahibi Alfven ve Bostick in ilk dönem calışmaları astrofiziksel modellere, deneysel plasmoid ve füzyon çalışmalarına öncülük etmiştir. Plasmoidlerin elektriksel boşalmalara ve iletkenlerde tamamı ile elektrik dalgalarına dönüşebilme özellikleri K.Shoulder ve Küresel Yıldırım gözlemcileri tarafından gözlendi ve bu nedenlerden ötürü de manyetik oldukları için temelde elektromanyetik birer olgu olarak görülebilirler. İki olayın bazı modelleri, elektronların hareketi veya orbitlere yerleşmesi ve manyetik flux bakımlarından benzerlik gösterirler, fakat modellerin doğruluğu ikisinin de yapısı hakkında yeterli deneysel kanıt olmadığı için kesin değildir. Bazı Küresel Yıldırım araştırmacıları plasmoidlerin superiletken tabiatları üzerine kuramlar üretmektedir. N.Hawkins elektrik fırtınaları sırasındaki sıcaklık değişimleri ve gama ışını yayılımlarının Küresel Yıldırımlardaki Abrikosov girdapları ile atmosferde yıldırım boşalması sırasında ve elektroliz aparatlarında meydana gelen neutron yayılımı arasında bir bağlantı gösterdiğini ortaya sunmuştur. Fakat Matsumoto'nun ürettiği yarım halka izler, kesintisiz görünümlü halka plasmoidlerin çembersel bir flux olmadığının kanıtıdır. Buna rağmen muhtemelen halka plasmoid' in bir bileşeni olabilir.

Lipson ve Deryagin adlı iki bilimadamı son birkaç yıldır 1-2-3 tipindeki superiletken malzemelerin sıcaklık dönüşümleri sırasındaki geçişleri ile superiletkenliğin ortadan kalktığı, "lattice" faz değişimler sırasındaki neutron (nötron) yayılımları ve tritium oluşumu (sadece 89-93 K de) arasında tam bir kural göstermek için çalışmaktadırlar. Matsumoto tarafından kullanılan, nükleer emülsiyona varan plasmoidlerin bir kısmı daha küçük parçalar veya başka plasmoidler yayarak bölünmüştür. Bu bölünmeler plasmoidlerin bıraktığı, Matsumoto' nun "superstar" adını verdiği atomic kalıntı izlerine veya patika benzeri izlere bakarak görülebilir. Buna benzer olarak plasmoidlerin, superiletkenlik olayının gerçekleştiği geometrik yer olduğunu ve materyaldeki atomlardan daha büyük plasmoidlerin bölünmek sureti ile, veya maddeden doğrudan ayrılarak, superiletkenliğin yok olmasına neden olduğunu ve maddeden ayrılmaların neutron veya diğer parçacıklar olarak tespit edildiği düşünülmektedir. Plasmoidler ayrıca elektrik ve ışık yayarak da bölünebilirler, bu da superiletkenlik geçişlerindeki gerilim dalgalanmalarını veya elektriksel darbeleri açıklayabilmektedir.

Abrikosov Girdapları küçük Küresel Yıldırım benzeri plasmoidlerle hemen hemen aynı boyuttadırlar ve benzer şekilde davranırlar. Plasmoidler gibi girdaplar da superiletkenlerin yüzeyinde farklı yönlerde hareket ediyor gibi görünürler. Birbirlerini belli ölçülerde iterler ve yüzeyleri boyunca birbirlerini takip ederler. Matsuda ve Tonoruma adlı iki bilimadamının bu girdaplarla ilgili çizimlerinde girdaplar yüzey boyunca 1-1.4 mikrometre genişliğinde patikalarda hareket etmektedirler. Bilimadamları bunu belirtmemiş olsalar da bu genişlik, girdapların birbirlerini sürekli olarak ittikleri için aralarında kalan göreceli daha büyük uzaklıklarla karşılaştırıldığında girdapların tek sıra halinde hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Bu tek sıralı hareket tam olarak K.Shoulder tarafından üretilen plasmoidlerin ve Küresel Yıldırım tipindeki plasmoidlerin halkalarının davranışları ile aynıdır. Bazı girdaplar da halkalar şeklinde dizilmiştir. Neutron demeti dağılımı tarafından tespit edilmiş 6 bileşenli halkalar buna örnek olarak gösterilebilir. 

Bazı plasmoidlerin ve hortumların karşılaşıp dağılabilecekleri gibi bazı girdaplar da karşılaşabilir ve yok olabilirler. Bu bize çöllerde meydana gelen toz hortumlarının diğer yönde dönerek hareket eden toz hortumları ile karşılaşıp birbirlerini söndürmelerini hatırlatmaktadır.
Eğer plasmoidler superiletkenlik olgusunun oluştuğu yerler ise madde veya belki elektrik, plasmoid boyunca yok olmaksızın aksa dahi superiletkenliğin muhtemel nedeni plasmoidlerin hareketidir denilebilir. Yüksek ihtimal ile superiletkenlik madde boyunca elektriğin uzun bir plasmoidinin ekidir. Modellerine göre superiletkenlerdeki elektronların yapmış olduğu gibi, Küresel Yıldırım ve daha küçük plasmoidler de, maddeler (cam, seramik, su, hava, vb.) boyunca, yok olmaksızın ve maddeye en ufak bir etki yapmaksızın hareket edebilirler. Malzemeler boyunca yok olmaksızın hareket edebilme yeteneği plasmoid olgusuyla ilişkilendirilebilir. Soğuk füzyon olayı buna bir örnek olarak gösterilebilir (atomic plasmoidler daha büyük atomlar gibi daha geniş plasmoidler oluşturmak için biraraya gelip birleşebilirler.). Ayrıca, plasmoid dalgalar adı verilen başka bir olay daha vardır. Plasmoid dalgalar yıldırım boşalmaları ile ilişkili olan tremorlar gibi, deprem, kara ve atmosfer sıkıştırma dalgaları ve tsunami dalgaları gibi çok az yok olan elektrik dalgalarıdır.

"Kara dalgaları" ile ilişkili elektrik olaylar, depremler sırasında yeryüzündeki iletkenlerde oluşan elektrik, depremler sırasında rapor edilen elektrik olaylar ve Matsumoto' nun fotografladığı dalga olgusunun tanımı gibi delillere dayanarak, iletkenlerde elektrik oluşumuna neden olan bu şekildeki enine dalgaların ayrıca en azından bölündükleri zaman, superiletkenlerdeki plasmoidler veya plasmoid atomları ile de ilişkili olabilecekleri düşünülebilir. Bu anormal görünümlü plasmoid dalga olayı, aparatlarla oluşturulmuş nükleer emülsiyonda kaydedildi ve hatta plasmoid halkalarının işaretlerinde de görüldü.

Nobel ödülü sahibi Alfven, Lerner, Peratt ve diğerleri tarafından astrofiziksel olguları modellemek için geliştirilmiş Manyeto Hidrodinamik teorileri, maddelerdeki plasmoidlerin durumuna uygulanabilir. Bu bilimadamlarından herhangi birinin galaksideki plasma giraplarının iyi birer iletken olup olmadığını düşünüp düşünmedikleri tartışılabilir fakat superiletkenlerdeki plasma iletkeni fikri bir kaç yıl önce Alfven tarafından bile kabul edilmiştir. Muhtemelen girdap olayı, "tel" in birim boyutundan geçen akımın belli bir üst limitine kadar geçerli olmak üzere, "güçten bağımsız" lık (yani iç elektronlar veya elektrik, yok olmaksızın hareket edebilir ki bu superiletkenlik demektir.) olarak düşünülebilir. Ardından girdaplar bölünür ve yıldızlar gibi somut plasmoidleri veya elektronlar gibi küçük plasmoidleri oluştururlar. Plasmoidler "tel" in birim boyutuna göre akım taşıma kapasıtesini bellirleyen ölçek kuralları koyarlar. Malzemenin boyutuna göre geçen maksimum akımı elde etmek için ya superiletken plasmoid in boyutu ya da sayısı maksimize edilmelidir. MHD teorilerinin uygulamaları superiletkenlik çalışmaları için faydalı görünüyor. 

Bütün buların bu güne kadar bilim dünyasında önerilmemiş olması tartışılabilecek bir başka konudur ancak genel bir teorinin Küresel Yıldırım gibi anormal bir plasmoid olayını çözeceği de unutulmamalıdır.

Sonuç olarak Bostick, K.Shoulders ve Matsumoto gibi bilimadamlarının özel cihazlarla üretmiş oldukları plasmoidler hakkında ve anormal jeofizik olgular hakkında bilinenler ile MHD dalga düşünceleri ya da Alfven düşüncelerini bilimsel ve mantıklı bir platformda birleştirdiğimizde plasmoid dalgalarının biçimsel yapıları açıklanabilmekte ve raporlarla kanıtlanan pek çok benzerliğin aslında aralarında hiç bir fark olmadığını açığa dökmektedir. Örneğin hortumların birer plasmoid olduğu düşüncesi bütün bunlardan geliştirilebilmektedir. Lerner in kitabında plasma hortumlarını ve elektromanyetik kasırgaları açıklamış olduğu şekilde elektrik akımının sarmal bir seyir izleyerek ilerlediği "güçten bağımsız tel" çizimi, toz ve havanın karmakarışık sarmal seyirler izlemiş olduğu hortumlarla olan benzerliklerinin birer tesadüf olmadığı düşünülmelidir. Karasal plasmoidler anormal şekilde yüksek manyetik benzeri etkilerle ilişkili gözükmektedir. Örneğin, çok büyük bazı kasırgalar lokomotifleri ve arabaları yerlerinden kaldırıp uzun mesafeler boyunca sürüklerken görece küçük birkaç metre çapındaki Küresel Yıldırımların arabaları uzun mesafeler boyunca sürükleyebildikleri bilinmektedir. Bu tür olgular saatte sadece 400 km hızla esen rüzgarların etkisi olamaz. Başka bir anormallik de insanların bazen kasırgaların içinde birşeyleri havaya kaldıran rüzgarların varolmadığını belirtmiş olmalarıdır. Örneğin, Dr. Pettier adındaki birisi köknar ağaçlarının yerlerinden söküldüklerini görmüş ve sonra yukardan bir tür basınç hissetmiş, olağan olmayan bir ozon kokusu farketmiş sonra kendisinin de yukarıya doğru kaldırıldığını hissetmiş, hava çok sakin olduğu için bunun rüzgardan değil, görünmeyen bir güç tarafından olduğunu ifade etmiştir. 

Bu plasmoid olayı yerçekimi ve kütle teorilerine karşı gelmektedir ve dünya üzerinde oluşan bu doğa olaylarının temelde aynı şeyler olduğu (Küresel Yıldırım, hortum, girdap kasırgaları gibi.) ve aynı kuramlara uydukları görülmektedir. Astrofizikçiler "güçten bağımsız" plasma girdaplarının çok yüksek manyetik alanlar olduğunu açıklamışlardır ve bu doğa olayları da eşit kuramları ve özellikleri göstermektedirler. 

Bu karasal plasmoid olgusu çok yüksek hızlı galaksi girdapları, quasar olgusu ve gezegensel dönüşe superiletkenlerin yüksek manyetik etkilerini ilişkilendirmiş gibi görünmektedirler. Görgü tanıklarının raporlarına dayanarak bazı kasırgaların ve Küresel Yıldırımların toroid istifleri yapısında olduğu daha önce açıklanmıştı ve muhtemelen bazı superiletken plasmoidler de de bu somut toroid istifleri yapısı bulunmaktadır.