sonsuza kadar sürecek yegane aşklar yarım kalmış aşklardır.
her kendini suçlu hissedenin aynı zamanda pişman olması gerekmez. iyi işlenmiş bir günah suçluluk getirir ama pişmanlık asla.
unutmak mümkün değildir. demek ki yapılması gereken şey hatırlamamaya çalışmaktır.
attığınız tokata karşılık vermeyen kişiden sakının: o hem sizi bağışlamaz, hem de kendinizi bağışlamanıza olanak tanımaz.
mutluluk: sevinçlerin ard arda eklenerek oluşturdukları, pek sık rastlanamayan ve genelde uzun süremeyen ruh hali. sevinç: hayallerin gerçeğe dönüştüğü ya da beklenmediği halde insanın kendisini iyi hissetmesini sağlayan olayların ardından içinde bulunulan ruh hali. kayıtsızlık: herşeyin gereksiz ve anlamsız olduğu zannedilen geçici ruh hali. üzüntü: kendisiyle ilgili kurulan hayallerin, gerçeğin kendisiyle karşılaştırıldığında insanı geçici hoşnutsuzluğa iten, bazen de insanın kendi kendine yarattığı ruh hali. mutsuzluk: hayalin, gerçeğe dönüşmeye fırsatı olmadan anılara hapsolması halinde beyne, kalbe ve vücuda hasar veren ruh hali. hayat: insanın tüm bunlara türlü şekil ve oranlarda sahip olduğu süreç.
çocuklarınıza ders vermek istiyorsanız - bu aslında hiç de gerekli değildir - kendinizi örnek gösterin; ama sizin gibi olmaları için değil, olmamaları için.
yapabilenler yaparlar, yapamayanlar yapmayı öğretirler.
dünyada kötüler ve iyiler yoktur. dürüstler ve yalancılar vardır. ve dürüst bir kötü iyi'ye, sahte bir iyi'den çok daha yakındır. "ben istedim; ben yaptım, kimseyi suçlamıyorum. bedelini de ödüyorum." diyen adam her ne yaptı ise iyi yapmıştır.
sevginin karşıtı nefrettir diyorlar. hayır. yalandır.
dünya tarihi; daha rahat edebilmek için icat ettiklerimizin başımıza açtıkları belalardan kurtulmak için, icat etmek zorunda kaldıklarımızın bizleri daha da rahatsız etmelerinin hikayesidir.
"kediyi bir kez yıkadınız mı, bir daha kendi kendini yıkayamaz" derler. bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum. ama hiç kuşkunuz olmasın, bir insana bir şey öğretmeye kalktınız mı, onu öğrenmesini gerçekten engellersiniz.
sorun çaresizlik değil, isteksizlik. isteksiziz, çünkü çocuklukta bize uygulanan ilk şey, içimizdeki isteği öldürmektir.
bir çocuğu dövecekseniz, kızgınlıkla vurmuş olmaya dikkat edin, ömür boyu sakat bırakma tehlikesi bulunsa bile. soğukkanlılıkla atılan bir tokat bağışlanamaz, bağışlanmamalıdır da.
bazen ne söylediğimi tam bilemiyorum ama anlar gibi oluyorum. bazense ne anladığımı tam bilemiyorum ama söyler gibi oluyorum. ne bildiğimi tam söyleyemediğim ama anladığım gibi dee oluyor. hatta ne anladığımı tam söyleyemediğim ama bildiğim gibi de oluyor.
götünde kaşıntıyla uyuyakalırsan, parmağında bok kokusuyla uyanırsın...
biricik öğretici sanattır, işkence dışında. bir dersi ya da bir vaazı dinleyemezsiniz bile, öğretmen ya da vaiz sanatçı değilse.
yaptığımız kötülükler yüzünden ya cezalandırılacağız ya da affedileceğiz. tanrı adildir. ama yaptığımıza inandığımız iyilikler yüzünden kesinlikle cehenneme gideceğiz. çünkü tanrı aptal değildir.
yokuş çıkarken insanın gözü yoldadır. inerken ise manzarada. işte bu yüzden görürüz günümüzü. hep inerken.
kendimi bilmek ruhumu sıkıyor. kendini bilenler ise canımı.
rasgele cinsel ilişki, köleliğin bir sonucudur; özgürlüğün değil.
kadın ya da erkeğin yetişme düzeyi, kavga ederken gösterdikleri davranışla ölçülür.
bir kez kalbiniz kırıldı mı, geriye dönüş yoktur bir daha. hiçbir şeye aldırmaz olursunuz. mutluluğun sonu, huzurun başlangıcıdır bu.
seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
dün tarih oldu... yarın bir şiir... bugünün kıymetini bilin.
göklerin altında herşeyin bir mevsimi ve her amacın
bir zamanı vardır.