Giris Oldugu Gibi Funky Video Karalama Defteri FunkyDiamondZ Linkler
Bölüm 15

Selim,  Onur‘u dolmuş durağına bıraktıktan sonra geceye hazırlık olsun diye içecek bir şeyler almıştı. Geri döndüğünde Erdinç’in çıkmak üzere olduğunu gördü.

“Hemen çıkıyor musun?”    

“Geç bile kaldım” Ayakkabılarını giyen Erdinç, çıkarken Selim’in gözlerinin içine bakarak

“Teşekkür ederim” dedi.

Selim bir bira açıp, salona geçerken holdeki ağır kokudan Erdinç’in, parfümlerinden birini kullanmış olduğunu fark etti. Sonra koltukta oturup birasından ilk yudumu alacakken, aklına gelenin gerçekleşmemiş olmasını dileyerek yatak odasına koştu.

Sonra Onur’a telefon etti.

“Efendim?”

“Günlüğü nereye koydun Onur?”

“Neyi?”

“Bora’nın günlüğünü nereye koydun?”

“Yatağı toplarken aynanın önüne koymuştum”

Selim aynanın önündeki parfüm şişelerine bakarken Erdinç in teşekkürünün sebebini anlamıştı.

 

Erdinç dolmuşta günlüğün son sayfalarına bakıyordu. Bora’nın; ayrılıklarının ardından yazdıklarını okuyordu. Yeniden sevgili olmak istememesinin sebebi bir başkasıyla birlikte olmasıydı. Erdinç, okudukça yalan söylediği için Bora’dan nefret ediyordu.

Oyalandığını hissediyordu. Bunca zaman kandırılmıştı. Ardarda bir kaç sayfada Bora ve meçhul sevgilisinin birlikte çıktıkları tatilden bölümler vardı.  Sonraki sayfalarda kavgaları, ayrılıkları, barışmaları. Ancak hayatından çıkarmamış olmasına rağmen Bora bu sayfalarda Erdinç’ten hiç bahsetmemişti.

Erdinç ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Kafasında kurmaya başladığı düşünceler yüzünden neredeyse ineceği yeri kaçıracaktı.

 

“Sonunda uyandın”

Gizem, Ayla’nın başucundaki sandalyede oturmuş, gözlerini açmasını bekliyordu bir süredir. Hastanede kaldığı için iyi uyuyamamış olduğu gözlerinden anlaşılıyordu. Bütün bu süre boyunca Ayla da bir an için bile uyanmamıştı.

“Gizem?”

Ayla zar zor konuşuyordu. Gizem’i görünce şaşırmıştı.

“Çok korkuttun bizi”

Ayla odayı inceliyor, olanları hatırlamaya çalışıyordu. Gizem bir süre mahmurluğunu üzerinden atmasını bekledi, sonra olanları anlattı Ayla’ya. Ardından ağabeyinin kendine geldiğini haber vermek için koridora çıkıp bir doktor aradı.

Ayla odada yalnız kaldığı sırada o geceyi düşündü. Duvarın dibinde yere yığılışını, O’nu bu hale getirenleri, çaresizliğini hatırladı. Diğerlerinin yüzünü hatırlamıyordu, ama O’nu defalarca bıçaklayanın korkunç yüz ifadesi gözünün önünden gitmiyordu. Ürperdi birden. Sanki vücudunun her yeri ağrıyordu. Hastanenin önünde Erdinç’e sarılışını hatırladı, Fırat’ın kucağında acıdan kıvrandığı anları. Kafası karışıyordu. Hatırladıklarının hiç birinden emin olamıyordu.

Gizem yanında bir doktorla birlikte odaya girdiğinde Ayla kızkardeşinin yüzüne bakacak cesareti bulamadı kendinde. Sanki doktor da kızkardeşi de yargılıyacaktı O’nu. Gizem tekrar yanına oturduğunda Ayla:

“Annemler bilmesin olur mu?” diye sordu.

Gizem ayla’nın elini tuttu.

“Tamam, merak etme”

 

Erdinç vestiyere geldiğinde korumalardan birine bir şeyler fısıldadı. Ardından tezgahın altından geçip vestiyerde ayakkabılarını değiştirdi. Çantasını ve paltosunu bırakıp beklemeye başladı.

Sonra içerideki müzik durdu. Az önce konuştuğu koruma yanına geldi ve Erdinç’e “Tamamdır” dedi.

Erdinç giriş kapısının önünde durdu. Sonra şarkısı çalmaya başladığında içeri girmek için hazırdı.

“Hey sister... Go sister ...Soul Sister ...Flow Sister”

İçeri girip insanların arasından şovunu yapmak için kullandığı yükseltiye doğru yürüdü. Yürürken etrafındakilere dokunuyor, kiminin saçını okşuyor kimine sürünerek geçiyordu. Ancak gözleri Fırat’ı arıyordu.

 

“Yani ne kadar gereksiz şey varsa getirmişsin be kızım”

Nesrin Hanım bavulları boşaltırken bir yandan da Zeynep’e söyleniyordu. Zeynep gece seyretmek için Erdinç’in filmlerinden birini seçmeye çalışıyordu. Yatağını salonda televizyonun karşısındaki kanepeye yapmıştı.

“Allah aşkına yazlık tişörtlerin ne işi var bu bavulda?”

Zeynep derin bir nefes aldıktan sonra

“Gece yatarken giyerim diye getirdim anne”

Sonra mırıldandı Zeynep.

“Konuşmasa söylenir, söylenmese mırıldanır”. Sonra o an aynı huyları almış olduğunu farkedip güldü.

Erdinç’in gardrobunu açan Nesrin Hanım elindeki kıyafetleri katlayıp raflara dizmeye başladı. Bir yandan O da Zeynep gibi söyleniyordu.

 

Onur, Selim’le konuştuktan sonra tedirgin olmuştu. Bir yandan da köprüdeki trafik yüzünden iyice geç kalmıştı. Az sonra sıkışıklığın sebebi ortaya çıkmıştı. Biraz ileride iki araba birbirine girmiş, ve yolu tek şeride indirmişti.

Gündüz aldığı dergiyi çantasından çıkarıp okumaya koyuldu Onur. Derginin sayfalarından birinde gördüğü haberi Selim’le paylaşmak istedi. Bir iki çalıştan sonra Selim telefona cevap verdi.

“Bil bakalım yarın kimin konseri var?”

“Ajda mı?”

“Çok uyuzsun Selim”

“Az önce televizyonda gördüm...Bilet kalmış mıdır?”

“Eve gidince netten bakar iki kişilik yer ayırtırım”

“Tamam”

Onur telefonu kapatırken yanında oturan adamın kendisine baktığını fark etti. Omzunun üstünden dergiyi okuyor olduğuna emindi. Ara sıra camdan dışarı bakar gibi adama doğru bakıyor sonra kafasını çeviriyordu. Bundan sonra adam da O’na bakmaktan vazgeçmişti.

İnsanların gözlerini dikip bakmasından nefret ediyordu Onur. Gay olduğunu anlıyorlar mıydı? Yoksa bakmalarının sebebi başka mıydı? Tam beğenildiğini düşündüğü anda kendisine bakmakta olan kişi “Kafanıza kuş pislemiş” diyebilirdi. Bu yüzden sebebi bilinmeyen bu bakışlar fazla tedirgin ediciydi.

Dolmuştan inerken yanında oturan adamın da peşinden inmesi korkuttu Onur’u. Adam Onur’dan iriydi. Evine doğru yürümeye başladı. Adamın ayak seslerini duyuyordu. Peşinden geliyor olmalıydı.

Onur cebinden telefonunu çıkarıp birilerine telefon etmeyi düşündüğü sırada

“Pardon bakar mısınız?”

Onur durmakla koşmak arasında karar vermeye çalıştı...

 

Nesrin Hanım bavulda kalan bir kaç parça kıyafeti sığdırabileceği bir yer aradı.

Gardrobun üzerindeki kapaklı bölümü açtı. Üstteki rafa boyu yetmiyordu. Elindeki tişörtü rafa koymaya çalışırken raftaki bir kaç parça kıyafet yere düştü.

“Ne doldurmuş bu dolaba bu kadar” diye söylendi.

Sonra yere eğilip düşenleri kaldırırken, Zeynep odaya girdi.

“Kime söyleniyorsun yine anne?”

Nesrin Hanım bir süre yerdeki kıyafetlere baktı. Sonra Zeynep’e döndü. Elinde bir sütyen ve bir tanga vardı. Kafası karışmıştı.

“Bunları dolaba sen mi koydun?”

“Hayır anne ben giymem öyle şeyler”

“Abinin kız arkadaşının herhalde” dedi Nesrin Hanım. Sonra diğer kıyafetleri kaldırırken, topladıklarının arasından yere düşen fotoğrafı gördü.

Erdinç’le Bora’nın fotoğraflarından biriydi bulduğu.

“Olamaz” dedi sonra Erdinç’in yatağına oturup fotoğrafa bakmaya devam etti.

~~ 15. Bölümün Sonu ~~

14. Bölüm için Tiklayin     16. Bölüm için Tiklayin




Your pic here

Elated PageKits
1