Giris Oldugu Gibi Funky Video Karalama Defteri FunkyDiamondZ Linkler
Bölüm 19

“Beni seviyor musun?”

“Nerden çıktı bu şimdi?”

“Hiç. Sordum işte”

“Bir sebebi vardır mutlaka. Sen boşuna sormazsın”

“Cevap vermek zor mu?”

“Beni denemek için soruyorsan; evet zor”

“Neyse cevabımı aldım zaten”

“Bana tuhaf sorular sorma”

Erdinç yatakta arkasını döndü sonra söylendi.

“Tuhaf değil işte”

“Ne diyorsun Erdinç?”

“İyi geceler dedim”

“Kafam karışık zaten, bir de sen başlama olur mu?”

“Olur”

Yatağın başucundaki kitabına uzandı Erdinç. Sonra yataktan kalkıp salona gitti. Bir gece önce okurken uyuya kaldığı sayfayı hatırlamaya çalıştı. Bulduğunda takip eden bir kaç sayfa boyunca gözleriyle yazıları takip etti ama hiç bir şey anlayamadı. Sonra kendi kendine kısık sesle konuştu.

“Biliyorum sevmiyorsun”

O gece, son geceleriydi. Bir daha Bora hiç Erdinç’te kalmamıştı.

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Şimdi Erdinç bir bankta oturmuş, Bora’nın yaptığına anlam vermeye çalışıyordu. Ayrıldıkları o gece Erdinç iyiden iyiye emin olmuştu. Bora bir başkasıyla görüşüyordu. Bir başkasını seviyordu. Ve belki de O kişiye sormasına fırsat bile vermeden “seni seviyorum” diyordu. Günlüğü çantasından çıkarıp açtığında, sona yakın bir sayfanın tek kelimeden ibaret olduğunu gördü.

“Tükeniyorum”

Diğer sayfada bir hafta sonrasının tarihi ve altında yine tek bir kelime

“Bitti”

Erdinç neyin bittiğini öğrenmek için bir kaç sayfa öncesine geldi. Bir yanı okumak istemiyordu. Bora’nın birlikte olduğu her kimse, hakkında hiç bir şey öğrenmek niyetinde değildi. Ama merak ediyordu.

“Hayatı kendine zindan etmekten başka işi yok. Ona ulaşamıyorum. Düşündüklerimi söylersem kırılacağından korkuyorum. Yabancıymışım gibi davranıyor bana. Elimden geleni yapsam da yaranamıyorum. Galiba sonuna kadar böyle gidecek”

Bora’nın yazdıklarını okudukça nefes almakta zorlandığını hissetti. Bora’nın duyduğu acının kaynağı aşktan başka bir şey değildi. Çırpınışlarını okudukça O’nu hiç tanımadığı birinden kıskanıyordu. “Beni seviyor musun?” diye sorduğunda yanıt alamadığı için üzülüyor; Bora’nın, daha sonra, sözde arkadaş olduklarında bile bu gizemli sevgilisinden bahsetmemesine kızıyordu.

“Çok beklettim mi?”

Fırat’ın sesi korkutmuştu Erdinç’i.

“Gelince arayacaktın hani”

Erdinç’in sesinde öfke vardı. Fırat O’nu bir şeylerden alıkoymuştu sanki. Fırat eliyle yolun karşısını işaret etti.

“Otobüsten şurada indim. Tam arayacaktım seni gördüm”

“Tamam sorun değil”

“Erdinç beni buraya sen çağırdın”

“Biliyorum”

“Ama gelmemden memnun olmadın galiba”

“Öyle değil”

“O ne?”

Fırat Erdinç’in elindeki günlüğe uzandı. Erdinç günlüğü kapatıp ayağa kalktı.

“Boşver. Hadi yürüyelim biraz”

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Onur odasında yatağa uzanmış telefonundaki oyunlara dalmıştı. Sonra ekranda Selim’in fotoğrafı ve bir yazı belirdi

“Gelen arama: Şapşal”

Onur yatakta doğrulup cevap verdi.

“Efendim”

“Aşağı gel”

“Ne?”

“Aşağı gel hadi. Kapının önündeyim”

“Dur giyinip geliyorum”

“Süslenme... Bir yere gitmiyoruz”

Bir kaç dakika sonra Selim’in arabasında oturuyorlardı.

“Bütün gün susacak mısın?”

“Bir şey düşündüm”

“Peki”

“Senden bir şey isteyeceğim”

“Tamam”

“Söz ver”

“Ne sözü?”

“Sana söyleyeceklerimi dinleyeceksin ve kabul edeceksin”

“Bilmeden böyle bir söz veremem”

“Biz ne kadar zamandır tanışıyoruz”

“Çok”

“Bana hayır demeyecek kadar çok mu?”

“Aslında o kadar çok evet”

“Konsere gitme o adamla”

“Ne diyorsun ya?”

“Birlikte gidelim."

“Selim geldiler mi sana?”

“Birlikte gitmeyecek miydik?”

“Evet ama...”

“Ama’sı yok işte”

“Peki sonra ne olacak?”

Selim cevap vermek için bir kaç kez ağzını açtı. Ve her defasında derin bir nefes alıp sustu. Çok uzun süre sessiz kaldıktan sonra

“Ne olması gerekiyor ki?”

Onur Selim’in söyleyeceklerini tahmin edebildiğini zannederken, aldığı cevap hayal kırıklığı yaratmıştı.

“Yarın akşam ben oradayım, Sinan’la birlikte”

“O zaman bundan sonra görüşmeyelim”

Selim’in söyledikleri Onur’u şaşırtmıştı. Selim’i bunca zamandır hiç bu kadar ciddi görmemişti

“Selim sen ne saçmalıyorsun!”

“Bugün arabada oturup düşündüm biraz. En iyisi bu”

“Peki neden görüşmüyoruz?”

Selim sustu ve bir daha konuşmadı. Onur en sonunda arabadan inerken

“Sen şapşal değil korkaksın” diye bağırdı. Kapıyı o kadar hızlı çarptı ki bir an için camın kırılacağından korktu. Sonra apartmanın merdivenlerini çıkıp zile bastı. Selim, Onur daha içeri girmeden gitmişti.

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Gece Erdinç yatağında günlüğü okumaya devam etti. Sayfalardan birinde bir isim ve altında bir telefon numarası gördü.

“Caner”

Kim olduğunu bilmediği biriydi. Bora’nın tüm arkadaşlarını hatta işyerindekileri bile ismen de olsa tanıyordu ama Caner ismini hiç duymamıştı.

Yazının tarihine bakınca daha fazla okuyamayacağını hissetti. Tam göğsüne bir acı saplanmıştı. Çaresizlikten nefret ediyordu ve günlüğü okudukça ne kadar çaresiz olduğunu hissediyordu. Merak etmemeyi, öğrenmemeyi tercih etti çünkü Bora bu numarayı Erdinç’le ayrılmadan bir kaç gün önce yazmıştı deftere.

Sabaha kadar defalarca uyandı. Ve ancak hava aydınlandığında uykuya daldı.

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

“Uyuyor musun?”

Erdinç cevap vermedi

“Çıkıyorum ben”

Erdinç, evdeki ayak seslerini dinledi. Çaresizlik, O evden çıkarken kapının kapanmasıydı. Kapı kapandığında Erdinç’in gözyaşları yastığa damlıyordu. Bora’nın son çıkışı olduğunu hissetmiş gibi. Ayrılacaklarını anlamış gibi.

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Uyandığında gördüğü rüyanın tüm gün sürecek etkisinden kurtulabilmek için radyoyu açtı.

“...dinledik ve şimdi sizlere bir sorum olacak, sorunun cevabını bana ilk gönderen kişi bu geceki Ajda Pekkan konserine iki kişilik bilet kazanacak...”

Erdinç başka bir kanal aradı. Sonra rasgele birinde durdu. Duş alıp evden çıktı. Bora’nın günlüğünü de almıştı yanına. Selim’e geri vermek için.

Vardığında henüz erkendi. Selim’e ulaşamamıştı ve bu yüzden kapıda karşılaşma ümidiyle oyalandı. Bora’yla tanıştıkları bahçe duvarında oturdu.. Bu arada işyerini arayıp öğleden sonra geleceğini haber verdi.

Bir süre kapıda bekledikten sonra içeri girme vakti gelmişti. Tam zili çalacaktı ki bir otomobil sesi duydu. Selim olduğunu düşünerek sesin geldiği yere baktı. Ön camında sigorta şirketinin amblemi olan bir araba kapının önüne park etti. Bu sırada Selim de Bora’ların evinin penceresinde göründü. Erdinç’ten çok önce gelmişti belli ki.

Erdinç’i görüp seslendi.

“Erdinç sen eşlik ediver yukarı kadar”

Erdinç sigortacının arabadan inmesini bekledi.Sonra kafasıyla hafifçe selamladı.

“Hoşgeldiniz”

“Merhaba Bora Bey için...”

“Evet buyrun, üçüncü kata çıkacağız”

Asansöre bindiklerinde asansörün darlığından rahatsız olmuştu Erdinç.

“Başımız sağolsun” dedi adam

“Sağolun” diye cevap verdi Erdinç “Kusura bakmayın tanışmadık ben Erdinç”

“Memnun oldum” dedi adam sonra Erdinç’in elini sıktı

“Ben Caner”

~~ 19. Bölümün Sonu ~~

18. Bölüm için Tiklayin     20. Bölüm için Tiklayin




Your pic here

Elated PageKits
1