"KÜRESELLESMENIN INSANILESTIRILMESI"
KAVRAMINI ÖGRENMEK
(Bir Proje)
2. KÜRESELLESME VE TÜRKIYE
Dünya tarihine politik bir çerçeveden
bakildiginda Türkiye’nin küresellesmeyi tüm
dünya ülkeleri için kolaylastirici ve hizlandirici
etkisi oldugu söylenebilir. Son yillarda ivme kazanan küresellesme
sürecinin olumlu sonuçlarindan esit olarak yarar saglamalari
için ulus devletlerin, bagimsiz organizasyonlarin ve bireylerin
bu gerçegi kabullenmesi ve adaptasyonlari ile gerçeklesebilir.
Bunun için özellikle ulus devletler arasi birlestirici
etkiye sahip bazi kurum ve kuruluslara ihtiyaç duyulmaktadir.
Bütün bunlar göz önüne alindiginda Türkiye’nin
Orta Asya, Kafkasya, Orta Dogu ve Afrika ülkelerine olan
cografi ve kültürel yakinligi dolayisiyla, bu üç
kitada küresellesmeyi kolaylastirici bir rol üstlenebilecegini
söylenebilir .
Soguk savasin bitmesinin ardindan SSCB’nin dagilmasiyla
bagimsizliklarini ilan eden devletler, Türkiye tarafindan
kardes devletler olarak ilan edilmis ve kendisini bir model olarak
görmeleri öngörülmüstür. Ayni sekilde
balkanlarda ve Kafkaslarda yeniden sekillenen politik yapi dolayisiyla
Türkiye’nin bu bölgelerdeki istikrar yoksunlugunu
kendisi içinde bir tehdit unsuru olarak görmesi ve
bu durumun iyilestirilmesi için çesitli girisimlere
öncülük etmesi küresel güvenlik açisindan
büyük önem tasimaktadir.
Türkiye’nin bu bölgelerde bati ülkeleri tarafindan
da model olarak gösterilmesinin temel sebepleri olarak sunlar
sayilabilir:
· 80 yillik cumhuriyet deneyimi,
· Yüzlerce yillik imparatorlugun kalintilari üstüne
kurulan bir ulus devleti olmasi,
· Tek parti döneminden çogulcu demokrasiye
geçisi ve bu süreçte izledigi politika,
· Planli ekonomiden serbest ekonomiye geçisi ve
geçis süreci,
· 1,5 milyarlik Müslüman nüfusunun içinde
tek laik devlet unsuruna sahip olan devlet olmasi
3.KÜRESELLESMENIN GETIRILERI VE GÖTÜRÜLERI
Küresellesme mantiginda yer alan serbest
piyasa ekonomisi; sosyo-ekonomik ve sosyo- kültürel
bütünlesme, küresel uygarlik olgusu, küresel
yönetim olgusu, belirli açilardan modern dünya
geleneklerinin sürekliligini isaret etse de sürecin
günümüze tasidigi olusumlar küresellesme gerçeginin
bir çok bakimdan eski dünya düzeninden kirilmalar
olusturdugunu; küresellesmenin kendine özgü prensiplerinin
ve uygulamalarinin var oldugunu ispatlamaktadir.
Küresellesmenin eski dünya düzeninde yarattigi
kirilmalari belli çevreler altinda sunmak mümkündür.
Sekil 7: Küresellesmenin Eski Dünya
Düzeyinde Yarattigi Köklü Degisimler
3.1. KÜRESEL UYGARLIK:
Prof. Dr. Veysel Bozkurt’a göre küresellesme
gerçek küresel uygarligin habercisidir . Küresellesmeyi
hizlandiran teknoloji devrimi ayni zamanda küresel bir bilgi
toplumu olusturmustur. Tüm küreyi saran enformasyon
akisi, paylasilan bilginin artmasina, asimetrik bilgi dagiliminin
azalmasina olanak saglamistir. Küresel toplumun bilinçlenmesi,
topluluklarin ve bireylerin kendi haklarini savunmalarini kolaylastirmistir.
Küresel düzeyde kültürel sinapslarin artisi
küresel yönetisim kurallarinin dogusuna sebebiyet vermis,
bu sekilde toplum sivil toplum örgütleriyle artik küresel
yönetimin içinde olmayi tercih eder bir hale gelmistir.
Teknolojik anlamdaki gelismelerin diger bir etkisi
ise bireysel hayatlara daha çok dahil olmasi sebebiyle
karsilikli anlayisin artmasidir. Kitle iletisim araçlari
“öteki” olgusunu hayata daha çok sokmaya
baslamistir. Örnegin Irak savasinda harekatin baslamasi,
gelismesi, bombalama olaylari, harekata karsit tepkiler an ve
an, benzer sekilde 11 Eylül saldirilari. Artik sivil toplum,
küresel dünyayi etkileyecek herhangi bir olayin dolayli
yada dolaysiz bir sekilde kendisini de etkileyeceginin farkindadir.
Her ne kadar küresellesme, kültürel
ve ortak hedeflere dayali bir sivil bütünlesmeyi isaret
etse de, küresellesme sürecine uyum saglayamayan marjinallesmis,
kutuplasmis, küresellesme karsiti gruplar; çatismalar,
kökten dincilik; saldirgan milliyetçilik akimlarinin
olusmasi küresellesmenin anti tezi olarak gösterilebilir.
Diger bir ifadeyle küresel kültür bütünlestigi(monokültür)
kadar küresellesmeye aykiri pek çok alt kültürler
tarafindan beslenmektedir.
Sekil 8: Küresel Uygarlik Gelisimi

3.2. ULUS DEVLETLER:
Endüstri uygarliginin ürünü
olan ulus devlet, küresellesme sürecine paralel olarak
otonomisini ve egemenligini yitirmektedir . Küresel ekonomide
meydana gelen krizleri önlemede ulus devletler ve politikacilar
yetersiz kalmaktadirlar. Buna ragmen küresellesmenin iç
dinamigi olan serbest piyasa mekanizmasi devletlerin ekonomi politikalarindan
daha rasyonel bir sekilde çalismaktadir. Bu durum, ulus
devlet politikalari vatandaslar üzerinde hayal kirikligina
yol açmaktadir .
Devletler ayakta kalabilmek, güçlerini
yeniden kazanmak için bölgesel ittifaklara yönelmektedirler.
1970lerde yasanan petrol krizinden sonra en çok sanayilesmis
yedi ülkenin-ABD, Avrupa Birligi, Japonya, Italya, Almanya,
Kanada ve Ingiltere- olusturdugu ve Sovyet Rusya’nin da
yikilmasiyla aralarina katilan Rusya’nin bulundugu G8 (Group
of 8) bu ittifaklarin en güzel örneklerindendir
Sekil 9: Ulus Devlet Yapisindaki Degisimler
3.3. EKONOMI
Küresellesme rekabet olarak bilinen bir oyunla
sonuçlanmistir. Küresellesme gerçeginden uzak
olan ya da varliginin farkinda olmayanlarin bu oyunda kaybedecegi
kusku götürmez bir gerçektir. Küresellesme
dünya pazarlarinin verimliligini artirirken, küresellesmeyle
olusan çesitli süreçlerin de ayni yönde
degismesine neden olmaktadir. Bu oyun, yani rekabet giderek dünya
ve insanlik için negatif sonuçlar dogurmaktadir.
Ancak küresellesme döngüsünü negatif
sonuçlarin varligi durdurmamaktadir.
Sekil 10: Küresellesme Ve Rekabetçi
Dünya

Küresellesmenin sagladigi üretim mobilizasyonu,
üretimin daha düsük maliyetli ekonomilerde yapilmasina
olanak saglamistir. Çin gibi yogun nüfuslu ve düsük
isçi ücretlerinin geçerli oldugu ülkelerde
üretim neredeyse ölçek ekonomisine ulasmis ve
bu ülkeler dünyanin fabrikasi haline gelmislerdir. Diger
bir ifadeyle küresellesmeyi bir avantaj olarak degerlendiren
ve sürece katilan ülkelerin ekonomileri (Örn:Çin’in
kapali bir pazar halindeyken dünyanin en güçlü
ekonomilerinden biri haline gelmesi ) kazanmakta, sürece
katilmaya ülkeler ise rekabet oyununda yenilmekte ve kaybetmektedirler
(Örn: Sovyet Rusya’nin sürece katilmayip yikilmasi
gibi).
Sekil 11: Dünya Gayri Safi Hasilasinin Yüzde
Olarak 1913, 1950, 1998 Yillarindaki Bölgesel Paylasimi

Kaynak: “ http://www.globalpolicy .org”
sitesindeki Guy Pfeffermann’a ait “Global Balance
Sheet--1913 to 1998” makalesinden alinmistir.
Yukaridaki sekilde bölgelere ait birinci
kolonlar 1913 , ikinciler 1950, ve son olarak üçüncüler
1998 yillarinda o bölgenin dünya gayrisafi hasilasinda
sahip olduklari paylari yüzde olarak göstermektedir.
Bu sekle göre eski Sovyet Rusya’nin bu dagilimdaki
paylasimi gözle görülür biçimde düserken
Çin tam tersi olarak payini artirmistir.
Asagidaki tabloda ‘60larda, ‘70lerde, ‘80lerde
ve ’90larda küresellesme sürecinde zengin ülkeler,
küresellesme sürecine katilimci gelismekte olan ülkeler
ve küresellesme sürecine katilimci olmayan gelismekte
olan ülkelerin ortalama büyüme oranlari verilmistir.
‘90lar sonunda ortaya çikan resimde sürece katilimci
ülkelerin katilimci olmayanlara ve zengin ülkelere oranla
daha çok gelistigi görülmektedir.
Tablo 11: Ortalama Büyüme Oranlari (%)
| |
1960'lar |
1970'ler |
1980'ler |
1990'lar |
| Zengin Ülkeler |
4,7 |
3,1 |
2,3 |
2,2 |
| Katilimci Gelismekte Olan Ülkeler |
1,4 |
2,9 |
3,5 |
5,0 |
| Katilimci Olmayan Gelismekte
Olan Ülkeler |
2,4 |
3,3 |
0,8 |
1,4 |
Kaynak: Dünya Bankasi, Trade, Growth, and
Poverty, David Dollar and Aart Kraay, 2001
Küresellesmenin negatif sonuçlarindan
biri de, küresellesmenin ülkeler ve uluslar arasi esitsizligin
ve farkin artmasina sebep olmasidir. Profesör Riccardo Petrella
makalesinde 1950’den beri dünyanin bes kat daha zenginlestigini
belirtmistir. Insanligin refahi artsa da, bu artis fakirler üzerinde
sinirli bir etki yaratmistir. Robin Matthews hem ulus içi
hem de uluslararasi fakir ve zengin arasindaki artan farkliligin
ana nedeninin küresellesme oldugunu savunmustur. Kimilerine
göre ise, “farkli olanlar var olmadikça biz
de var olamayiz”. Zengin ve fakir arasindaki farklilik da
insanligin varolmasina izin veren farklilik olarak algilanabilir.
Oysa, bu düsünce tamamen yanlistir. Her bir insanin
bir digerinden farkli olmasi gelismeyi saglar, fakat zengin ve
fakir arasindaki farkliligin gelismenin hizi üzerinde yavaslatici
bir etkisi vardir. Bu durum finansal engeller, teknolojik gelisimdeki
farkliliklar, arastirma ve gelistirme süreçlerine
yapilan dengesiz yatirimlar ile ticarete yapilan yatirimlar ve
egitim bütçeleri gibi konulardaki sermaye esitsizliklerinden
ve dolayisiyla rekabetten kaynaklanan degisimler nedeniyle olusmustur.
Sekil 12: Küresellesmenin
Ekonomiler Arasinda Yarattigi Farklilik
Gelismekte olan ülkeler ekonomik yapilarini
güçlendirmek için IMF gibi kurumlardan borçlanarak
yada yabanci yatirimini ülkeye çekmeye çalisarak
iç pazarlarini canlandirmak ve yerel istihdami arttirmak
istemektedirler. Dogrudan yabanci yatirimini (Foreign direct investment-FDI)
ülkeye çekmek için devletlerin ekonomi politikalarinda
Tablo 4te sunuldugu gibi yapisal degisikliklere gidildigi görülmektedir.
Sekil 13: Ulus Devletleri Ekonomilerinde Yapisal Degisiklikler
Yapmaya Iten Sebepler
Tablo 12: Dogrudan Yabanci Yatirimini Ülkeye
Çekmek Için Devletlerin Ekonomi Politikalarinda
Yaptiklari Degisiklikler
| * Tesvik tedbirlerinin yabanci yatirimlarina
yönelik artmasi |
| * Idari prosedürlerin ve kurallarin
yatirimi destekleyecek sekilde etkinlestirilmesi, bürokratik
islemlerin minimuma indirilmesi |
| * Uygun is gücü ve ücret politikasinin
düzenlenmesi, emek seyyaliyetinin ve çalisma barisinin
tesis edilmesi |
| * Özellestirme politikasinin uygulanmasi |
| * Ekonomik ve siyasi istikrarin saglanmaya
çalisilmasi |
| * Vergileme politikasinin yatirimi tesvik
edecek sekilde azaltilmasi |
| * Ekonomik entegrasyonlara üyelik |
| * Dünya Ticaret Sistemine üyelik
|
| * Rekabet politikasinin revize edilmesi |
Kaynak: http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/Ekim2002/sabir.htm
Devletlerin elde etmeye çalistigi bu yapi
hem geleneksel anlayisin devamliligi hem de devletçi ekonomilerin
liberal ekonomiye dogru kirilmasi açisinda oldukça
önemlidir.
Küresel ekonominin bu alandaki etkin gücü devletlerin
ekonomisini ayakta tutmak için olusturduklari stratejik
degisimlerdir. Diger taraftan IMFye borcu olan ve borçlarini
ödeyemeyecek durumda olan ülkelerde küresel ekonominin
sonuçlari oldukça agir olmustur. Örnegin insan
ömrünün tibbi-teknolojik gelismelere bagli olarak
uzadigi günümüzde Dünya Bankasinin raporuna
göre 9 Afrika ülkesinin yasam uzunlugu düsmektedir.
Dünya Nüfus Konferansina göre ise, dünyada
1 milyar insan günde 1 dolarla yasamaya çalismaktadir.
Asagidaki tablo Dünya bankasi tarafindan hazirlanmis olup
günde 1$la yasamaya çalisan nüfusun yogunlastigi
bölgeler gösterilmistir.
Tablo 13: Günde 1 Dolardan Daha Az Bir Gelirle Yasayan Nüfus(Milyon
Kisi)
| |
1987 |
1990 |
1998 |
| Dogu Asya ve Pasifik |
417,5 |
452,4 |
267,1 |
| Dogu Asya ve Pasifik (Çin Hariç) |
114,1 |
92 |
53,7 |
| Dogu Avrupa ve Orta Asya |
1,1 |
7,1 |
17,6 |
| Latin Amerika ve Karayipler |
63,7 |
73,8 |
60,7 |
| Orta Dogu ve Kuzey Afrika |
9,3 |
5,7 |
6 |
| Güney Asya |
474,4 |
495,1 |
521,8 |
| Sub-Saharan Afrika |
217,2 |
242,3 |
301,6 |
| Toplam |
1.183,20 |
1.276,40 |
1.174,90 |
| Çin Hariç Toplam |
879,8 |
915,9 |
961,4 |
Kaynak: Dünya Bankasi, Global Economic Prospects
and the Developing Countries 2001
1989 sonrasi özellestirmeler, küresel
ticaret örgütleri için milli sinirlari oldukça
geçirgen bir hale getirdi. Ekonomisi zayif ülkeler
yabanci rekabeti kaldiramayarak iç pazarlarinda da daralma
yasadilar. Fakat 3. dünya ülkelerinin de varliklarini
sürdürebilmelerinde ekonomilerinin zayif olmasinin yaninda
bu ülkelerin kültürel kimliklerini koruyabilip
koruyamiyacaklari da endise yaratiyor. Küre toplumu sadece
global markalarin sundugu fiziksel ürünleri almiyor,
ayni zamanda onun beklentilerini, kültürünü
ve yansittigi degerleri de satin aliyordu. Küresel ekonomide
kaynaklarin yönetimine dahil olamayan bir takim ülkeler
terörizme ve militarizme destek vererek kendi uluslarini
islah etmeye ve komsularindan gelebilecek tehditlere engel olmaya
ve kaynak yönetimine ortak olmaya çalisiyorlar.
Anti küresellesme hareketlerinin genel amaci
küresellesmenin ekonomik oryantasyonunda meydana gelen enformasyon
ve maddi kaynak dagilimindaki çarpikligin giderilmesi talebine
dayanmaktadir. Anti küresellesme gruplari pek çok
farkli endiselerden biraraya gelmislerdir fakat global yönetime
duyurmaya çalistiklari ortak ses üçüncü
dünya ülkelerinin borçlarinin silinmesi ve IMFnin
borçlarini silecegini vaat ettigi ülke listesinin
arttirilmasidir.
*Not:Mehtap Projesi 'nin 27-34. sayfalarini
içermektedir.
(c)copyright Prof.Dr.Mehtap Sümersan
KÖKTÜRK 2004 Istanbul