Projelerin Dogusu  
  Teblig  
  Kitabin Metodu  
  Kitap içindekiler  
  Mehtap Projesi  
     
 

 

ANASAYFA

 

"KÜRESELLESMENIN INSANILESTIRILMESI" KAVRAMINI ÖGRENMEK

(Bir Proje)


4. KÜRESELLESMENIN INSANILESTIRILMESI

Dünyanin evrimsel gelisiminde küresellesmenin dünya üzerinde degisik alanlarda hayal kirikligi yasattigi ve bu hayal kirikliginin da yine dünyada küresellesmenin insani bir çehre aldigi zaman hafifleyecegi ortaya çikmistir. Küresellesmenin insanilestirilmesi kavrami yeni yüzyilin degisime ve gelisime açik yeni olgusu olarak karsimiza çikmakta ve bu olgunun içeriginde kendini tamamlayici kavramlar da yer almaktadir. ( Insan haklari, insan güvenligi, bilgi teknolojileri, egitim ve okur- yazarlik, baris kültürü ve kadinlarin güçlendirilmesi)

4.1. INSAN HAKLARI

Insan haklarinin gelisim süreci üç asamada incelenebilir. Bunlar Liberté ( sivil ve politik haklar), Egalité ( ekonomik, sosyal ve kültürel haklar) ve son olarak da Fraternite’dir ( özgürlük haklari).
Insan Haklari Evrensel Bildirisine göre; insanlik, toplulugunun bütün bireylerinin ve kuruluslarin bu bildirgeyi her zaman göz önünde tutarak egitim ve ögretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygiyi gelistirmeye, giderek artan ulusal ve uluslararasi önlemlerle gerek üye devletlerin halklari ve gerekse bu devletlerin yönetimi altindaki ülkelerin halklari arasinda bu haklarin dünyaca etkin olarak taninmasini ve uygulanmasini saglamaya çaba göstermeleri amaciyla tüm halklar ve uluslar için ortak ideal ölçüleri belirler.
Küresellesmenin etkisiyle kisisel haklar, devletlerin haklari ve toplumlarin haklari arasinda bir denge kurulmasi ihtiyaci dogmaktadir. Insan haklarinin devamliligi için savunulmasi gereken unsurlar su sekilde siralanabilir;

· “Kiz çocuklarinin korunmasi,
· Tüm insanlar için kabul edilebilir yasam standardi hakki,
· Kadin ve kizlar için esit egitim olanagi,
· Kadin çalisanlara esit ödeme ve esit haklar,
· Ifade özgürlügü ve medyanin küresellesme,
· Mülteci haklari,
· Yerli halkin haklari,
· Yaslanma hakki,
· Engelli haklari” .

Insanlarin ilerlemesi ve esitlige ulasmalari insan haklarinin gelisimiyle mümkündür. Bu gelismeler tam mânasi ile gelismis ve güçlü bir topluma ulasmanin tek yoludur. Insanlarin güçlendirilmesi , kadin ve erkek arasindaki esitligin kurulmasi, insanlarin politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliginin saglanmasi için atilmasi gereken ilk adimlari olusturmaktadir.

4.2. INSAN GÜVENLIGI

Soguk savasin ardindan güvenlik kavrami askeri gücün sagladigi ve saglayabilecegi milli güvenlik olarak algilanmistir. Fakat militer gücün bireylerin kendilerini sosyal, psikolojik, ekonomik, çevresel ve kültürel alanlarda güvenligi saglayici dogrudan bir etkisi yoktur. Örnegin, bir bireyin güvenlik ihtiyaci ulusunun dis güçlere ve terörizme karsi korunmasi oldugu kadar, onun kendi ekonomik hayatini sürdürmesinde en önemli yere sahip olan is güvenliginin de saglanmasini kapsar. Üçüncü Dünya ülkelerinde, kaynaklar milli güvenligi saglamak için askeri harcamalara akmis diger taraftan bu kaynaklar gerekli yatirimlar yapmada kullanilamadigi için yasam kalitesi düsmüs ve toplumlar yoksullasmistir. Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar (ve bu silahlarin gelistirilmesi amaciyla yapilan deneyler) sakatlanmalara ve toplu ölümlerle sonuçlanan çevre felaketlerine sebep olmuslardir. Kisacasi, "milli güvenlik" adina atilan birçok adim tüm insanligi ve dogayi tehdit eder niteliktedir. Bunun üzerine milli güvenlik kavraminin yanina yeni, ikinci bir kavram da eklenmistir. Bu da, güvenlik kavramina yeni bir bakis açisi getirmekte ve tüm insanligin güvenligini saglamak için atilmasi gerekli adimlari karsilamaktadir.


Insan güvenligi, çevre güvenligi, küresel güvenlik gibi yeni güvenlik kavramlari, milli sinirlari asan uygulamalari da beraberinde getirmektedir.Insan güvenligi kavrami degisik toplumlarda gelismislik seviyelerine, demokrasi yaklasimlarina, ahlak sistemlerine, farkli cinsiyetlere ve etnik gruplara olan sosyal tutumlarina, bunlarin yaninda fikir ve inanis farkliliklarina göre farkli farkli algilanmaktadir. Bütün bunlar toplumlarin en temel ihtiyacidir ve ancak insan haklarina saygi gösterilmesiyle gerçeklesebilir. Insan güvenligi kavraminin merkezinde ihtiyaçlar ve kaynaklar, haklar ve yükümlülükler, toleranslar ve kisitlamalar arasindaki dengenin saglanmasi geregi bulunmaktadir.
Insan güvenligi problemi hükümetler ve hükümetler arasi forumlarda artan bir öneme kavusmustur. Son on yilda güvenlik teriminin anlami uluslari askeri, politik ve diplomatik önlemlerle korumaktan, kisisel anlamda insani ögeler içeren bir hale dogru degismistir. Genisleyen bu kavram; kisilerin ve gruplarin fiziksel ve ruhsal zararlardan korunmasini, korku ve endiselerinden bagimsiz olmalarini; saygin ve güven içinde yasayabilme hakkini çevrelemektedir.

Halkin güvenligine etkisi olan degisiklikler sunlardir;

· Soguk savasin sona ermesi,
· Ekonominin ve iletisimin küresellesmesi,
· Dogal kaynaklarin uygunsuz kullanimi sonucunda çevresel kirlenme, nükleer ve kimyasal alanlar basta olmak üzere bazi teknolojik gelismelerin kötüye kullanilmasi,
· Uyusturucu ticareti, para aklama, kadin ve çocuk ticareti gibi konularda baglantilarin ve iletisimin kolaylasmasi yolu ile suç olaylarindaki artis,
· Terörizmin artisi.

G-8 ülkeleri, insan güvenligini iki farkli sekilde saglamaya çalismaktadir; bunlardan birincisi, ülkelerin dinamik iç yapilarinin tehdit edildigi durumlarda onlara yardim ederek çevre güvenligini saglamak, digeri de uluslararasi ve küresel sorunlarin yasandigi, özgürlükleri veya haklari tehdit eden süreçlerde ülkelere yardim ederek küresel güvenligi saglamaktir. Buna örnek olarak, Japonya ve Almanya Körfez Krizinin yasandigi süreçte Rusya’nin iç güvenligini saglamasi amaciyla 1993 yilinda Rusya’ya 43 milyon dolarlik bir yardim yapmistir. G-8 ülkeleri küresel sorun olan bulasici hastaliklarin (örn: SARS, AIDS) ve kit kaynaklarin tükenmesinin tehdidi karsisinda da yine küresel önlemler almayi planlamistir.

Insan güvenligine etkisi olan dengesiz gelismeler sunlardir:

· Dengesiz ekonomik küresellesmenin asiri ekonomik güçlenmelere veya krizlere neden olmasi,
· Dogal kaynaklarin dengesiz kullaniminin çevresel yikim, kirlilik ve kitlik tehlikesi ile sonuçlanmasi
· Saglik hizmetlerinin dengesiz tedarikinin karmasanin yayilmasi ile sonuçlanmasi,
· Dengesiz güvenlik önlemleri, azalan sivil sorumluluk sonucuyla birleserek kentsel siddet ve sonunda terörle sonuçlanmasi.

Bütün bunlara örnek olarak, ziraat amaçli kullanilan sular verilebilir. Ziraat amaçli kullanilan tatli su rezervleri hizla tükenmektedir. Bu azalma dünya nüfusunun üçte birine yani iki milyar insanin su sikintisi çekmesine sebep olmaktadir. Yapilan tahminlere göre bu oran 2025 yilinda 4 milyar insanin susuzluk yasayacaktir. Su sikintisina ek olarak su sahalarindaki kirlenmenin artisi, insan sagligini , gida güvenligi, sosyal ve politik istikrari ve ekonomik büyümeyi tehdit etmektedir. Dünya topraginin %47’si uluslararasi irmaklar tarafindan sulandigi ve insan nüfusunun %40’ina ev sahipligi yaptigi düsünülürse, su sikintisinin uluslararasi tansiyonun artmasina ortam saglayacagi söylenebilir .

4.3. BILGI TEKNOLOJILERI, EGITIM VE OKUR YAZARLIK

Egitimin yayginlasmasi, bilgiye erisimde teknolojik gelismelere ayak uydurmak ve okur- yazarlik oraninin artmasi, küre nüfusunun temel görünümünü olumlu yönde degistirmekte ve güçlendirmektedir.

Türkiye nüfus sayimlari sonuçlarina göre okuma yazma oranlari kadin ve erkek nüfuslarina göre farklilasmaktadir. Ilk önce toplam nüfusu cinsiyetlere göre okuma-yazma bilenler ve bilmeyenler olarak oranlarsak, erkek ve kadin okuma-yazma bilenlerde yillara göre artis (Bkz. Sekil16),erkek ve kadin okuma-yazma bilmeyenlerde ise yillara göre azalis görülmektedir (Bkz. Sekil17). Daha sonra okuma-yazma bilenlerin toplam nüfusunu ayri ayri erkek ve kadin nüfusuna oranladigimizda karsimiza çikan tablo kadin ve erkek nüfusunun birbirine esit olmadigini, okuma yazma bilen kadin sayisinin yükselme göstermekte oldugunu, buna ragmen yillara göre okur yazarlik oranlarin erkeklerde daha yüksek oldugunu görüyoruz(Bkz. Sekil18).Esas önemli nokta ise okuma-yazma bilmeyen toplam nüfusu kadin ve erkek nüfusuna ayri ayri oranladigimizda, okuma-yazma bilmeyen erkek nüfusunun düstügünün fakat yillar geçtikçe kadin okuma-yazma bilmeyen nüfusun arttigini görüyoruz (Bkz.Sekil19). Bu da okur yazar nüfusun kadin ve erkeklerde esit oranda yükselmedigini, aslinda toplamda yükseliyor veya düsüyor gibi görünse de sadece erkek nüfusun okuma-yazma oranlarinin düsüp yada yükselmesinden kaynaklandigi sonucuna variyoruz.

Sekil 16: Kadin erkek okuma yazma bilenler

Sekil 17: Kadin-Erkek okuma-yazma bilmeyenler

Sekil 18: Toplam Okuma-Yazma Bilenlerin Cinsiyetlere Göre Oranlanmasi

Sekil 19: Toplam Okuma-Yazma Bilmeyenlerin Cinsiyetlere Göre Oranlanmasi

Egitimin küresellesmenin insani bir deger kazanmasinda önemli bir rolü vardir. Buna en güzel örnek , UNESCO tarafinda yürütülen ‘HERKES IÇIN EGITIM’ programidir.

Herkes için egitim programinin uluslarin 2002 ve 2015 yilinda 1. ve 2. egitim programlarina uyumu hakkinda yayinladigi rapor asagida belirtilmistir:

Tablo 14: Herkes için Egitim programina göre uluslarin 2002 ve 2015 yilinda 1. ve 2. Egitim programlarina uyumu

  2000’de Ulasabilen Ülkeler 2005’te Ulasabilecek Ülkeler 2015’te Ulasilabilecek Ülkeler 2015’de Ulasmasi Riskli Ülkeler
2000’de UlasabilenÜlkeler Avustralya, Bulgaristan, Kanada,Kibris,Ekvator, Fransa,Almanya,Yunanistan Italya,Japonya,Kuveyt, Malta,Norveç, Romanya, Amerika Avusturya, Bolivya, Jamaika, Kenya Nikaragua, Panama,Katar, Ispanya, Venezüella Çin,Kolombiya, Danimarka, Malezya, Meksika,Yeni Zelanda,Rusya, Isveç, Isviçre,Arap Emirlikleri
2005’te UlasabilirÜlkeler Umman Misir, Iran, Nepal Suudi Arabistan Senegal, Tunus
2015’te UlasilabilirÜlkeler Paraguay Küba, Sudan, Suriye Uganda Cezayir,
2015’te UlasilabilirÜlkeler Estonya, Kirgizistan, Swaziland Sierra Leone Çin,Nijerya, Güney Afrika, Tayland Etiyopya,Peru,Irak, Mozambik, TÜRKIYE


Kaynak: Gender and Education for All – The Leap to Equality EFA Global Monitoring Report 2003/04, http://unesco.org/publishing

Bu tabloya göre hangi ülkelerin ne zaman birinci ve ikinci egitim programlarinda UNESCO tarafindan belirlenmis hedefe ulasilabilecegi gösterilmistir. Bu raporda kadin ve erkek nüfusu esit kabul edilmektedir. Bu rapora göre 2015 yilinda ülkemiz 1. ve 2. egitim hedeflerine ulasmada Etiyopya, Peru, Irak ve Mozambik ile es riski tasimaktadir.

Yukaridaki tabloda görüldügü gibi Türkiye’nin egitim seviyesinin düsük olmasi gerçeginin yaninda kadin okur-yazar oraninin erkeklere göre daha düsük olmasi da egitim alaninda Türkiye’nin basarisizliginin diger bir ifadesidir.


------------------------------ Sonraki Sayfa

*Not:Mehtap Projesi 'nin 40-44. sayfalarini içermektedir.

 

(c)copyright Prof.Dr.Mehtap Sümersan KÖKTÜRK 2004 Istanbul