sahinartan@yahoo.com
Anasayfa
1950'ler
Zamane
Türler
Galeriler
Linkler
Beşeri Durumlar
Cyberman
Atlantis
Giriş Dönem The Dreamer EC'nin Hikayesi
Tavır Comics Code Biyografiler Galeriler
Yalnızca çizgi roman mı?
E.C.'nin dört yıllık kısacık serüveni, günümüzde üstüne hemen hemen hiç düşünülmeyen underground - mainstream ikilemi üstüne düşünmeye itiyor insanı. "Yaygın kabul gören", yalnızca insanların tercihi, beğendiği olan mıdır? Yoksa mainstream'i belirleyen, bizim gözümüzden çoktan kaçmış bambaşka faktörler de var mı?
Öykünün öne çıktığı bir iletişim dünyasında bu öyküler gerçek karakterlerle ne kadar ilintili? Dolayısıyla öyküler gerçeklerle ne kadar ilintili? Farkında olmadan, hatta böyle bir ikilem olacağını hiç hissetmeden, bunun artık önemli olmadığını mı düşünüyoruz artık? Ne zamandır böyle düşünüyoruz? Önemli olan sadece "öykünün ilginçliği" mi? O zaman sanatın herhangi bir formu neyin ifadesi oluyor? "Çağımızda bu böyle artık; o kadar çok olgu, o kadar çok haber bombardımanı, o kadar çok parçalanmışlık var ki; sanatçının duyarlılığı bunun acısının hissedilmesindedir" deyip geçebilecek miyiz?

Son olarak, "what if"in cevabıyla toplumsal dönüşümler arasında güçlü bir bağ var. Ama bundan kapitalizmin evrimini ve kapitalist dünyanın merkezi ABD'deki ideolojik evrimi soyutlayıp bir cevap verecek olsaydık şu söylenebilirdi: O zaman, süper kahramanlara bu kadar ihtiyaç olmayacaktı. Ne de, Yunan mitolojisinden unsurlarla bezeli ultra sofistike Neil Gaiman öykülerine. Hatta ne de Alan Moore gibi bir dahinin başyapıtları, gözlem yerine sadece makro analizlerden yükselen Watchmen ve V for Vendetta olacaktı. Çizgi roman doğduğu yerde, sokakta kalacak ve sadece "ilginç öyküler" değil, gerçek insanlardan, onların öykülerinden bahsedecekti. 45 yıl bu yatakta akmaya devam etmiş olsa kim bilir nerelere varmış olurdu? Eisner ustadan esinlenenler, onunla yarışa girenler, ne insan öyküleri, mahalle öyküleri, şehir öyküleri yazmış, çizmiş olurdu kim bilir?

İnsana, olgulara odaklanmayan, "iç dünya"dan kaynaklanan, öykü ve kurgunun karakterizasyonun önüne geçtiği yapıtların yarım asırdır sinema ve edebiyatta da hakimiyeti ele geçirdiğini mi söyledi biri? Biri bunu söylediyse bilsin ki asıl derdim bu. Çizgi roman, içinde olduğum bir nehir olduğu için, onu bildiğim için, bu sürecin çizgi roman sayfalarındaki gelişimi üstüne küçük bir inceleme yaptım. Yoksa elbetteki içimde şu his çok güçlü: Yatağı değiştirilen nehir yalnızca çizgi roman değil; iletişimin tamamı.

Biyografiler
Bu banner hoşuna gittiyse tıkla
Ganimetler Sörf Hatırası'nda
Çizgi roman tarihinden tam hikayeler Galeri'de